Zekat, yüce kitabimiz kurani kerimde Namaz ile beraber zikr edilen en hassas ibadetlerden birisi. Ve islamin 5 sartindan da birisi. Herkes zekat farz diyorda. Peki farz olan bir ibadetin yerine gelmesi icin para kazanmak ve helal paraya götüren kariyer üzerine kimse konusamiyor?
`
Bu büyük eksikligi gören bizler internet ortaminda da olsa meslek arayisi icinde olan, kariyer yapmak isteyen ve helalinden cok para kazanip zekat emri ilahiyi yerine getirmek isteyen genc nesil icin islamikariyer.com sitesini hazirlayamaya karar verdik.
Mesleğinde mâhir olan, mesleği ile ilgili bilmesi gerekenlerin yanında daha kapsamlı bilgi birikimine sahip olan, alanında pratik ve tecrübe sahibi kimseler kariyer sahibi, olarak tanımlanır. Kişi, aynı düşüncelerle ayı hedefe ulaşmak isteyen birçok kişiden farklı olabilmek için daima kendini geliştirmek zorundadır.
Adından da anlaşılacağı gibi "Kısa Özgeçmiş" belli kurallar çerçevesinde kısa, öz ve anahtar kelimelerden ibaret yazılmalıdır. Kısa özgeçmişte (CV), uzun ve işveren için pek de gerekli olmayan bilgilerin bulundurulması işvereni sizi tanıyabilme yolunda yoracağı gibi açılacak birçok kapının kapanmasına da neden olabilir.
Kur’an-ı Kerim, hayatlarına ticaretin egemen olduğu bir topluma nazil olmaya başladı. Onların, ilahi mesajı daha iyi anlamaları için ahirete ait kavramlarda bile Kur’an ticaretle ilgili terimleri kullandı. Zira, ziraata elverişli olmayan böyle bir coğrafyada ticaret; hayatı yönlendiren temel ögelerden biriydi. Böyle bir toplumda yaşayan Hz. Muhammed (s.a.v) de ticaret hayatına amcalarının yanında çok erken bir yaşta başladı. Ticari tecrübesini artırdı, hatta; Yemen, Busra ve Suriye’ye defalarca seyahatte bulundu.1 Hz. Muhammed (s.a.v), el-Emîn sıfatını bu seferler ve ticaretteki davranışlarında kazandı ve iktisadi hayatın alabildiğine kirlendiği bir zamanda dürüstlüğün, helal kazancın erken dönem örneklerini verdi.
İNSAN ARDINDA BİRŞEYLER BIRAKARAK gitmeye çalışıyor. Bir taraftan gidici olduğunu kabullenmek,bir taraftan kalıcı birşeyler bırakmak telaşı ve çelişkisi yiyip kavuruyor insanı. Elbette her insanın bu gökkubbe altında kendine mahsus bir izi olacaktır. Hiçbir insanoğluna silik, savruk biçimde geçmek yakışmıyor şu çöl misali dünyadan.
Başarıya götüren “hedef belirleme “ çalışmasının ilk aşamasını “hedefin tanımlanması” teşkil eder. Hemen herkes zihninde bir hedef ya da gönlünde bir aslan taşır. Ama neredeyse hemen hiç kimse gönlünde taşıdığının boşlukta sallanan bir hayal veya avuntu olduğunu bilmez. Aşağıda başlıklar altında işlediğimiz konuları inceleyelim. Bu özelliklere sahip olmayan istekler hedef olamaz. Gerçekleşemez:
Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı.
70 bin çeşit ürünle yüz yüze gelen insan, kanaat etmeyi unutuyor. Kredi kartından aldığı cesaretle alabildiklerini poşetlere atıyor, alamadıkları aklında kalıyor. Mutfak doluyor, buzdolabı taşıyor. Eve gelince poşetlerin hiçbirinin içinden “huzur” çıkmıyor.
Tembelliğin ne olduğunu ve insanların başına nasıl çoraplar ördüğünü düşündünüz mü? Bu soru çok mu çocukça?
Zirvedeki zenginlere sorduk:
Tamahkar insanlar kendilerinde olan nimetleri hırsla sahiplenir, şükretmeyi akıllarına getirmezler. Bu sebeple de bir türlü ellerindeki nimetlerden dolayı sevinç duyamazlar. Zihinlerinde hep daha da fazlasını elde etme arzusu vardır. Hatta ihtiyaçları olmasa bile yalnızca daha fazlasına sahip olma hırsı içinde yaşarlar ve çok küçük şeylere tamah edebilirler. Allah ayetlerde bu gerçeği haber verir ve bu insanların din ahlakını yaşamamakta ısrarlı olduklarına dikkat çeker:
Günümüz modern yönetim anlayışında işletmelerin insan kaynaklarından etkinlikle yararlanabilmeleri için kariyer geliştirme programlarına yer vermeleri, gerek organizasyonel etkinlik, gerekse çalışanın iş tatmininin sağlanması açısından oldukça büyük önem taşımaktadır. Kariyer Geliştirme Sisteminin 2 alt basamağı mevcuttur; Kariyer Planlama ve Kariyer Yönetimi.
OKUMA HIZINI ENGELLEYEN, ANLAMAYI AZALTAN NEDENLERİ (YANLIŞ OKUMA ALAŞIKANLIKLARI) ORTADAN KALDIRIN
Gelecek sınava çalışmaya başlamadan önce, hafızanızı doğru kullanarak sadece sizin için gerekli bilgilere yer verebilirsiniz. Hafızanızı geliştirmek için bir çok test ve teknik mevcuttur. Bunlar daha çok kavramsal psikolojiyle ilgilidir. Amaç hafızayı geliştirmek, geri çağrışım yapabilmek, akılda kalıcılığı arttırmaktır.
Kur'ân-ı Kerîm’in üzerinde durduğu konulardan biri ahlâkî kâidelerden olan hak ve adalettir. Ahlâk ise, insanın fiziki yapısını içine alan “halk” (yaratılış) ile manevi yapısını içine alan “hulk” (iyi ve kötü, fazilet ve rezilet) kelimesinden türemektedir. Böylece ahlâki konu içinde yer alan hak ve adâlet, kişinin vazife ve sorumluluğunu belirler. Bu da işçi ve işveren açısından hak ve ihsan kavramlarını ortaya çıkarır. Bu kavramlar da emekte kalite ve verimliliğin, toplumda da huzur ve güvenin artmasına vesiledir. Günümüzde işçi ve işverenin hak ve sorumluluklarının hakkaniyet ve adalet çizgisinde belirlenmesi, işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, işçilerin de ehil olması ve mesuliyet duygusu içinde çalışması toplumun ilerlemesi ve yapılan işin kalitesinde en büyük etkendir. İşin mahiyeti sebebiyle âlimler işçiyi ecîr-i hâs ve ecîr-i müşterek diye iki gruba ayırmışlardır. Yapılan iş sözleşmesi işçinin belli bir zaman biriminde hâsıl edeceği emeğini işverenin emrine tahsis etmesini gerekiyorsa, bu duruma “ecîr-i hâs” denilir. Günümüzdeki devlet memurları, sanayi ve tarım kesimi işçileri ile günlük işçiler bu kapsama girmektedir. Buna karşılık sözleşme işçinin belli bir iş görmesini konu alıyorsa o takdirde bu işçiye de “ecîr-i müşterek” denir. Bu kapsamda da ücret karşılığı bir işi takip eden avukatlar ile doktorlar ve sanatkârlar sayılmaktadır.
İhtida öyküleri arasında dolaşırken, San Fransisco’da yayınlanan The Islamic Bulletin adlı dergide neşredilmiş bir söyleşiyle de karşılaştım. Söyleşi, California’da oturan ve 1991 yılında İslâm’ı seçip İsmail ismini alan bir Amerikalı ile idi. Çok manidar notlar içeren bu söyleşinin tamamını aktaracak değilim. İsmail Goodwin isimli, şu an aşağı-yukarı elli yaşında olan bu mü’min kardeşimizin Körfez Savaşı hengâmında ABD’nin niye Orta Doğuda böyle bir işe giriştiğini anlama saiki ile Orta Doğuya dair on kitabı, ardından bu kitaplarda kendilerine atıfta bulunulan doğrudan İslâm’la ilgili birçok kitabı okumasından, sonra da direkt Müslümanlarca yazılmış İslâmî eserleri okuyup San Fransisco’daki bir İslâm merkezine gidip bazı Müslümanlarla tanışıp görüşmesinden sonra gerçekleştiğini belirtmekle yetinelim.
Kıraç dağlar arasında bir vadiye kurulmuş bir şehirdi Mekke. Ama Kâbe vesilesiyle, Arabistan’ın her tarafından insanı kendisine cezbederdi.
Mutsuzum diyenlere rastladıkça, babası bisiklet almadığı için çok üzülen Murat’ı hatırlarım. Murat, ilkokulu bitirmişti ve en samimi arkadaşına alınan bisiklet ona alınamamıştı. Memur olan babası, “Bisiklet seneye” dediği andan itibaren, Murat kendisini dünyanın en mutsuz insanı gibi hissetmeye başlamıştı. Zira bisiklet, Murat’ın mutluluk için olmazsa olmaz bir şartı idi. Bu şartı kendisi koymuş ve vazgeçilmez kılmıştı. Yani bir bakıma, mutsuzluğunun sebebini kendisi icat etmişti.
Almanca dil kursundayım. Hoca çok disiplinli biriydi. Bilhassa zaman açısından hiç müsamahası yoktu. Bir hafta boyunca, kimin ne kadar dakika geç geldiğini tesbit ediyor ve onları geç geldikleri toplam süre kadar sınıfta tutuyordu. Tabiî bu durum, zaten kursa zor zaman ayırmış iş sahiplerinin hiç de hoşuna gitmiyordu. Bir gün haftalık cezası 18 dakika tutan bir arkadaşımız kızarak şöyle dedi:
Toplum olarak en önemli problemlerimizden biri işsizlik ve gelir azlığı. İşsizlik sosyal patlamaların ana sebebi. Krizlerden sonra artan psikolojik sorunlar, boşanmalar vb.’nin bir kısmı ekonomik nedenlerden kaynaklanıp bu konuda milletçe daha duyarlı olmamız gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu problemin çözümünde her ne kadar idarecilere büyük görevler düşse de meselenin sosyal ve psikolojik kaynaklarının üzerinde de durulmalı ve gerek işsizler gerekse aileleri neler yapabilecekleri konusunda bilinçlendirilmelidir. İşsizliğin nedenleri elbette kişilerin içinde bulundukları şartlara göre değişmekle birlikte en büyük problem bilindiği gibi yeterli iş imkanlarının olmamasıdır. Bunun için daha fazla girişimcinin devletten destek alarak işsizlere iş imkanı açması gerekmektedir. Bununla beraber girişimcinin de uygun kalifiye elemana ihtiyacı bulunmaktadır. Bir konuda yetişmiş eleman bulmak kolay değildir.
Ben beş yaşında idim. Babaannem rahmetli,pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi,aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk iste,
Geçenlerde, şu dünya hayatının dünyevî açıdan nasıl en verimli şekilde yaşanacağı üzerine kafa yoran ve bilvesile şu dünya hayatının uhrevî açıdan nasıl en verimli şekilde yaşanacağını düşünen bizlerin de tatbik edebileceği fıtrî tesbitlere ulaşan bir kişiden anlamlı bir ders edindim. Bu ders, şöyle:
Günümüzde iş hayatında başarılı ve aile hayatında mutlu olmanın anahtarı Duygusal Zekada saklı. Kişi, yaşamı boyunca yaşadığı ortamı ve çevresini güzelleştirmekten sorumlu. Kısacası, yaşamın ve ilişkilerimizin mimarı olmaktan sorumluyuz. İnsanın hayatta en büyük yaşam amacı olmalı bu.
İstemek, neyi isteyeceğini bilmeyenlerin elinde şaşkın. Gayret, mevcuda razı olanların elinde çaresiz. Amaçlar ve araçlar tahteravallide, araçlar yukarıda, amaçlar aşağıda kalmış.
İşte beklenen zam oranları
Bilişim gençlere kariyer fırsatları sunuyor
Genç İşsizler Nasıl İş Buluyor?
Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski universitelerindeki profesorlerini ziyaret icin biraraya gelirler.
“Köyün birinde yaşlı, çok fakir bir adam varmış.. Ama kral bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
Gönülleri sevgi merkezli eğitime hazırlamanın vaktidir. Anneler, babalar öğretmenler, kafalarından önce kalplerini açmaya hazır olmalılar. Çünkü yeni nesilleri daha çok insan yapmanın başka yolu ve imkânı kalmamıştır. Sevgi merkezli eğitimin ilkokulu, evdir. Evde başöğretmen, şefkat kahramanı anne, öğretmen de babadır. Ne var ki, babaların annelere gerektiği kadar destek vermediğini çoğu şikâyetlerden anlamaktayız.



Son yorumlar
5 saat 30 dakika önce
6 saat 27 dakika önce
7 saat 10 dakika önce
11 saat 12 dakika önce
13 saat 17 dakika önce
13 saat 51 dakika önce
23 saat 9 dakika önce
1 gün 2 saat önce
2 gün 10 saat önce
2 gün 10 saat önce