Kariyer yolculuğunda islami perspektif. Kariyer, ekonomi, ticaret para, kişisel gelişim, güncel, borsa haberleri ile bir çok gazetenin ekonomi köşelerini sitemizden takip edebilirsiniz

İzmir Üniversitesi işsizler için umut kaynağı oldu

İzmir Üniversitesi ve İŞKUR işbirliğinde sağlık sektörüne yönelik açılacak mesleki eğitim için mülakatlar devam ediyor.

İzmir Üniversitesi ve İŞKUR işbirliği, İzmir’de sayıları 500 bine yaklaşan işsiz için umut oldu. Mesleki eğitim süresince 330 TL aylığın verileceği, yüzde 25 istihdam garantili sağlık sektörüne yönelik projeye ilgi yoğun. 300 kişinin seçileceği eğitim için İzmir Üniversitesi’nde mülakatlar devam ediyor.

“Topluma hizmet odaklı üniversite?” olma yolunda önemli adımlar atan İzmir Üniversitesi, Sürekli Eğitim Merkezi aracılığı ile verdiği eğitimlerle, işsizlerin umut kapısı oldu. Sağlık sektörüne yönelik olarak İŞKUR tarafından finanse edilen ve yüzde 25 istihdam garantisi sunulan proje ile dişçi asistanı, hasta danışmanı, hasta ilişkileri, hasta kayıt elemanı, medikal muhasebe, yardımcı sağlık personeli, çağrı merkezi elemanı ve hastane temizlik elemanı yetiştirilecek. 2 ve 4 aylık eğitim süresince mülakatlar sonrası seçilecek 300 kursiyere 330 TL aylık ödenecek.

DSİ projeleriyle 50 bin istihdam

DSİ 6. Bölge Müdürlüğü'nün projeleri içme ve kullanma suyu ile enerji ihtiyacını karşılarken 50 bin kişiye de istihdam kapısı açacak.

Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye illerini kapsayan sahada hizmet veren DSİ Adana 6. Bölge Müdürlüğü'nün baraj ve büyük içme suyu projelerinin, toprağa hayat vereceği ve enerji ihtiyacı ile içme ve kullanma suyu temin edeceği gibi 50 bin kişiye de istihdam kapısı açacağı bildirildi. Devlet Su İşleri (DSİ) 6. Bölge Müdürü Numan Doğan Gündüz Türkiye genelinde sulamada kullanılan suyun 30 milyar metreküp olduğunu, bunun yüzde 10'unun 6. Bölge Müdürlüğü sınırlarında kullanıldığını belirtti.

Bölgede, işletmeye açılan sahalarda sulama oranının yüzde 82 olduğunu ifade eden Gündüz, ''Bu oran, yüzde 65 olan Türkiye ortalamasının üzerindedir. Ancak, artan ihtiyaç, gelişen teknolojiyle birlikte yeni yatırımlara ve ilave tesislere ihtiyaç duyulması nedeniyle geçen yıl başlatılan çalışmalar tüm hızıyla sürüyor'' dedi.

Doğtaş Mobilya, 250 kişiyi istihdam edecek

Doğtaş Mobilya 15 milyon dolara mal olacak yeni üretim tesisi faaliyete geçtiğinde üretim kapasitesini yüzde 20 artırırken 250 kişilik istihdam yaratacak.

Doğtaş Mobilya Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Adnan Doğan, Çanakkale'deki tesislerini 15 milyon dolarlık yatırımla büyüttükleri böylece üretim kapasitelerinin yüzde 20 artacağını ve burada 250 kişinin istihdam edileceğini söyledi. Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki Doğtaş Mobilya mağazasını ziyaret eden Doğan geçen yıl yaşanan krize rağmen Doğtaş mobilyanın büyümeye devam ettiğini söyledi.

Doğtaş Mobilya'nın kuruluşunun 38’inci yılı olan 2010'da, yurt içinde ve yurt dışında 38 mağaza açmayı planladıklarını kaydeden Doğan, ''Bu hedefi gerçekleştirme yolundayız. Şu anda Türkiye'nin her şehrinde, her biri en az 1000 metre karelik olmak üzere 130 mağazamız var. Ayrıca 68 ülkede faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Yurt içindeki mağaza artışının yanı sıra önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Suriye, Bulgaristan ve Kazakistan'da yeni mağazalar açacağız'' diye konuştu.

İŞKUR’da kaydı olana ücretsiz eğitim

İŞKUR ile yapılan işbirliği çerçevesinde, İstanbul Kültür Üniversitesi Meslek Yüksekokulları tarafından verilecek ücretsiz işgücü geliştirme kursları 31 Mayıs’tan itibaren başlıyor.

İŞKUR (İş ve İşçi Bulma Kurumu) ile yapılan işbirliği çerçevesinde, İstanbul Kültür Üniversitesi Meslek Yüksekokulları tarafından verilecek ücretsiz işgücü geliştirme kursları 31 Mayıs’tan itibaren başlıyor. İstanbul Kültür Üniversitesi İşletmecilik ve Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulları öğretim üyeleri ve görevlilerinin katkılarıyla verilecek işgücü geliştirme kursları kapsamında, Türkiye’de istihdam ihtiyacının olduğu ve gelişime açık iş alanlarındaki işgücünü artırmaya yönelik on farklı program uygulanacak.

İstanbul Kültür Üniversitesi’nin, sosyal sorumluluk bilinci doğrultusunda üniversite-sanayi ve sosyal kurumlar arasındaki işbirliğine katkı yapmak amacıyla düzenlediği kurslar yıl sonuna kadar devam edecek. İŞKUR’a kayıtlı olma ön koşulunun arandığı kurs programları için başvuru yapan adaylar arasından İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesinde mülakatla seçilecek 750 kişi, mesleki gelişimlerine yönelik ihtiyaç duydukları iş alanı ile ilgili kurstan ücretsiz olarak yararlanacak.

Ofislerin rengi performansı da etkiliyor!

Renk seçimi deyip geçmeyin. Günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofislerin rengi psikolojiyi etkileyebildiği gibi konsantrasyonu bozabiliyor.

Ofis ortamının kişiselleştirilmesinin doğrudan aidiyeti ve verimi etkilediği biliniyor. Bu yüzden de ofisin rengi ne olursa olsun çalışanlar masalarını, bilgisayarlarını kendi istediği gibi, en sevdiği kalemler, çerçeveler ile bir nebze olsun değiştirir ve kendi ofis rengini yaratır.

Ergonominin önemi gün geçtikçe artsa da örneğin devlet dairelerinin ofis renginde griden vazgeçemediğini görürüz. Hastanelerde beyaz ve yeşil tonlarının huzuru çağrıştırdığı, kırmızı tonlarının yemek sektöründe iştah açıcı yönü ile tercih edildiği, otorite çağrıştırmak isteyen firmalarda lacivert tonlarının daha çok kullanıldığı biliniyor. Ancak ofis için renk seçerken yaptığınız işin de önemi var. Örneğin bir tasarım firmasında canlı, parlak ve zıt renkler tercih edilirken danışmanlık şirketinde daha ikincil renk tonlarının tercih edilmesi doğru olacaktır. İşte Filli Boya’nın işyerleri ve yapılan işlere göre renk önerileri…

“İskele güvenliği” iş kazalarını azaltıyor

Türkiye’de, iş sağlığı ve güvenliği konusunda önemli bir boşluğu gündeme getiren İskele Güvenliği Konferansı, İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında, Ankara Bilkent Otel’de gerçekleştirildi. İskele sistemleri konusunda dünyanın önde gelen firmalarından Layher’in katkıları ile ARTI Danışmanlık tarafından düzenlenen konferansa kamu ve özel sektör temsilcileri büyük ilgi gösterdi. Konferansta, Çalışma Bakanlığı’nın ilk denetimlerinde, uyarı cezası alan şantiyelerden yüzde 66’sında, ikinci denetimde iskele güvenliği ile ilgili eksik ve yanlışını düzeltmediği için faaliyetlerin durdurulduğu ve kapatma cezası verildiği, önümüzdeki dönem denetimlerin daha da yaygınlaştırılacağı vurgulandı.

Mevzuatla ilgili sıkıntılar dile getirildi

Yeterince objektif misiniz?

Son yılların gözde İK uygulamalarından performans ölçme ve değerlendirme sistemi MRA, subjektif değerlendirmenin önüne geçmeyi hedefliyor...

İnsan Kaynakları uygulamalarıyla ilgili en büyük eleştiri, performans değerlendirmesi yaparken objektif hareket edemeyecekleridir. Bu düşünceden yola çıkan insan kaynakları ölçme ve değerlendirme danışmanlık şirketi Psikoloji Bilimleri Enstitüsü, bu alandaki en yeni gelişmeyi Türkiye'ye getirdi.

İngiltere merkezli ortağı, iş odaklı psikometrik ölçme ve değerlendirme araçları ve e-İK alanlarında çalışmalar yapan danışmanlık şirketi Cubiks tarafından geliştirilen ve dünyanın 30 ülkesinde Ocak 2010'dan itibaren kullanılmaya başlayan Multi–Rater Assesment (MRA)–Çok Yönlü Değerlendirme, performans değerlendirmeleri yapılırken kişisel değerlendirmenin tamamen ortadan kaldırılmasını amaçlıyor.

Giysilerimiz çevremizdekilere bizi nasıl anlatır?

Giysiler psikolojinizi ele veriyor. Girişken mi çekingen mi, dinamik mi gergin mi olduğunuzu giysileriniz ’ihbar’ ediyor. Bu nedenle giysilerin dilini çözmek önemli. Bakın bakalım siz farkında olmadan giysileriniz sizin adınıza neler söylüyor… Bazen giysilerimiz bizim adımıza konuşuyor. Giysilerin dilini öğrenmemiz gerek. Haydi gelin, giysilerin diliyle tanışalım…

Ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı yüzünden okunuyordu. Şirketin Avrupa başkanının Türkiye’ye geleceğini öğrendiği zaman ne kadar da heveslenmişti. Onu etkilemeyi istemiş, bu şekilde gelecekte bu şirkette yükselmek, yurtdışında bir pozisyon elde edebilmek için bir avantaj yakalamak istemişti. O sabah nasıl da özenle hazırlanmış, kıyafetlerine dikkat etmişti. Nasıl bu kadar yanlış bir izlenim bırakmıştı? Kıyafetleri ile ilgili herkesin ortasında aldığı eleştiri onu yıkmıştı. O işinin ehli, güvenilir, saygın ama aynı zamanda genç ve dinamik bir iş adamı gibi görünmek istemişti. Sadece o gün için özel alışveriş yapmıştı. Herşey yolunda gidiyor diye düşündüğü bir anda… Peki ama nerede hata yapmıştı?

Türk yöneticilerin global arenadaki yükselişleri

Dünyanın önde gelen yönetici araştırma şirketlerinden Stanton Chase International’ın, dünya çapındaki yönetim takımı Türkiye’deydi. Basınla biraraya gelen uluslararası danışmanlar, Türk yöneticilerin global arenadaki yükselişleri ve Türkiye’nin stratejik önemi hakkında bilgi verdi.

Stanton Chase International Yönetim Kurulu Başkanı James Allen, Türk yöneticilerin farklılıkları yönetebilme deneyimlerinin ve girişimcilik konusundaki proaktif tutumlarının fark yaratan özellikler olduğunun altını çizdi.

“Avrupa nüfusu yaşlanıyor. Türkiye, geleceğin istihdam pazarında global öneme sahip.”

Einstein’dan 10 hayat dersi

Albert Einstein çoğu insan tarafından dahi olarak görülür. Şu ana kadar yaşamış en etkili bilim insanı olmanın yanında teorik fizikçi, filozof ve yazardı. Bilime birçok katkı sağlamış Einstein’ın başarı sırlarını merak ediyor musunuz? İşte Einstein’dan 10 hayat dersi…

1. Merakınızın peşinden gidin
“Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.”

Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız

2. Azim paha biçilmezdir
“Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.”

Genç işadamlarından 26 bin kişiye iş sözü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın işsizliğin çözümü için "1 milyon 300 bin TOBB üyesi birer işçi alsın?" önerisine genç işadamları sahip çıktı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) karşı çıktığı öneriye Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) destek verdi. TÜGİK Başkanı Erkan Güral, üye genç işadamlarının bu yıl sonuna kadar 26 bin kişiye ilave istihdam kapısı açarak işe alacaklarını açıkladı. "Sadece nimetin peşinde olamayız. Daha da önemlisi külfete de ortak olmak durumundayız ve hatta zorundayız." diyen Güral, "Türkiye'de işsizlik çözülemez, hep böyle devam eder, şeklindeki kötümser yaklaşıma katılmıyoruz." dedi.

Başbakan Erdoğan'ın çağrısının da bu kararda etkili olduğunu dile getiren Güral, üyelerinin yılın ikinci yarısından itibaren kapasite artırımı ve yeni yatırımla birlikte ek istihdam sağlayacağını söyledi. Bu kapsamda her bir TÜGİK üyesi, ortalama dört kişilik ek istihdam sağlayacak. Toplamda 6 bin 600 üyesi olan Genç İşadamları Konfederasyonu 65 milyar dolarlık ciro ile 250 bin kişilik istihdam sağlıyor.

Gelecekte Para Kazandıracak Meslekler

Kişisel gelecek planlaması alanında danışmanlık ve eğitim hizmeti veren Türkiye'nin ilk fütürist şirketi M-Gen Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu Ufuk Tarhan, öğrencilerin ve velilerin 10-20 yıl sonrasını planlamalarını öneriyor. Şuan popüler olan mesleklerin gelecekte önemini kaybedeceğini de anlatan Tarhan, bu noktada geleceği iyi okumayı öneriyor. Peki 2020’li yıllarda nasıl bir hayatımız olacak ve hangi mesleklerin yıldızı parlayacak? Tarhan’a göre gelecek; Enerji, ekoloji, ses-görüntü-veri transferi yapan teknolojiler, biyoteknoloji, genetik, nanoteknoloji, mobil teknolojiler, robot teknolojiler ve gıda teknolojilerinde olacak.

İslami kariyer sizde nasıl bir çağrışım oluşturuyor

YÖK Yeni Katsayı Formülünü Açıkladı!

Danıştay'ın iptal kararından sonra katsayı sorunun çözüme kavuşturmak amacıyla yeni formülü açıklamak üzere toplanan YÖK'ün Genel kurulu sona erdi. YÖK Başkanı Özcan gelinen durumla ilgili açıklama yaptı.

YÖK Genel Kurulu, üniversiteye giriş sınavında adaylara ''farklı katsayı'' uygulanmasını kararlaştırdı. Bu çerçevede adayların, puanları hesaplanırken kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları (AOBP) 0.15, alan dışı tercihte 0.13 ile çarpılacak.

Üniversiteye giriş için yapılacak birinci ve ikinci aşama sınavlarında Türkiye genelinde ilk bine giren adaylara lise türü gözetilmeksizin yüksek olan katsayı (0.15) uygulanacak.

YÖK Genel Kurulu'nun bugünkü toplantısının ardından alınan kararları, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan açıkladı. Özcan, açıklamasında şunları kaydetti:

''YÖK Genel Kurulu'nun 21 Temmuz 2009 tarihinde aldığı karardaki 3,4 ve 5. maddeleri hakkında Danıştay 8. Dairesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğun doldurulması zorunluluğu karşısında herhangi bir karışıklık olmaması için 3,4 ve 5. maddeler kaldırılmıştır. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanlarıyla yerleştirme yapılan programlar ile Lisans Yerleştirme Programı (LYS) puanları esas alınarak, yerleştirme yapılan programlarda ilgili AOBP adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0.15, alanı dışında tercih yapması halinde 0.13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puan belirlenir.

YÖK, 'katsayı' için toplanıyor

YÖK, Danıştay kararının ardından katsayı için toplanıyor. Alternatif sistemler masaya yatırılacak. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan kritik toplantı öncesi Milli Eğitim Bakanı Çubukçu ile görüştü.

Genel liseler ve meslek liseleri arasındaki katsayı eşitliğine 'hayır' diyen Danıştay'a itiraz eden YÖK, bugün katsayı için toplanıyor. Toplantıda, alternatif sistemlerin görüşüleceği ancak bir karar alınmayacağı ifade edildi. Geçen hafta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret eden YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan dün de Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ile görüştü.

Yaklaşık 1 buçuk saat süren görüşmede, Danıştay'ın 'katsayı' ile ilgili yürütmeyi durdurma kararına ilişkin gelişmeler değerlendirildi. Ayrıca 'Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencilerine pedagojik formasyon verilmesi' konusunun da ele alındığı öğrenildi.

DANIŞTAY BEKLENECEK
Bugünkü kritik toplantıda ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan ile üst düzey bir MEB bürokratının da bilgilendirme yapması bekleniyor. Toplantıda alternatifler görüşülecek. Uygun olan sistem belirlenecek ancak bir karar alınmayacak. Danıştay son kararını 17 Aralık'a kadar verirse, YÖK de 17 Aralık'ta yapılacak toplantıda yeni sistemi belirleyecek. Danıştay kararı gecikirse YÖK, ocak ayına kadar Danıştay'a yapılan itirazın sonuçlanmasını bekleyecek. Eğer Danıştay yeni yıla kadar bir karar vermezse ocağın ilk haftasında yapılacak toplantıda yeni sınav sistemi açıklanacak.

Katsayı farkına yargıdan fren

Danıştay, YÖK'ün kararının yürütmesini durdurdu.

Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oy birliği ile durdurdu.

İstanbul Barosu Başkanlığı, Yükseköğretim Genel Kurulunun (YÖK) yükseköğretime girişte katsayı puanı uygulamasının kaldırılmasına ilişkin 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açmıştı.

Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

Dairenin kararında, milli eğitim sisteminin yönlendirmeye ilişkin kuralları ile 2547 sayılı Yasanın 45. maddesinde yer alan kurallar yürürlükte ve uygulanıyor iken, bu kuralların uygulanmasını bertaraf edecek şekilde alınan dava konusu kararın, eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacak nitelik taşıdığı ve uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amacının dışına çıkıldığının görüldüğü vurgulandı.

Evde Yapılabilecek Sermayesiz İşler

Sanırım kriz gibi söylemler başladıkça, kişisel tedirginlikler artıyor, alternatif para kazanma konusunda arayışlar artıyor. Madem öyle size birkaç tane evden çalışmaya yönelik öneri daha getireyim;

Gayret Bizden Tevfik Allah’tan

Allah’tan tevfik dilemek, “kendimiz için uygun olan”ı istemektir. Uygun olanı biz bilemeyiz; Allah bilir. Çünkü bizim hayır bildiklerimizde şer, şer bildiklerimizde hayır olabilir.

Cezbedici bütün unsurlarına rağmen modernizm bir “gaflet hali”dir. Bu sebepledir ki modern hayatta beşerî arzu ve isteklerin en üst seviyede karşılanması hep bir “çılgınlık” nitelemesiyle ifade edilir. Üstelik bu niteleme bir sakındırmayı değil, bir yönlendirmeyi yansıtır çoğu zaman. Modern kitlelerin çılgınlık heves yahut tutkusuna İslâmî terminolojide “fahşâ” adı verilir. “Arzuların hiçbir ölçü tanımayan, gem vurulamaz bir iştiha ile Allah’ın koyduğu sınırları çiğneyerek tatmin edilmesi” demektir.

Fahşâya teşvik etmesi, çılgınlığa özendirmesi, bir gaflet hali olan modernizmin mademki temel karakteridir, bunu sadece tüketim veya eğlence anlayışında aramamak gerekir. İhtiyaç, hatta zaruret de olsa dünyalık taleplerin elde edilmesi yolunda bugün neredeyse meziyet sayılan aşırı düşkünlük, ısrar ve ihtiras yine aynı nisyanın eseridir.

Modernizmin bu tarzı, biraz nefsimize hoş gelmesi, ama daha çok da “geri kalmışlık” yaftasından kurtulma gayreti sebebiyle bilhassa mal mülk edinme, hayat standardını yükseltme, para kazanma, başarılı olma konularında biz müslümanları daha fazla etkilemiş görünüyor. Bir şekilde kendimizi kaptırdığımız bu gaflet hali içinde masum ve makul taleplerin “tutku”ya dönüşünce imanımızı zedelediğini fark edemiyoruz. Tıpkı “başarma tutkusu”nun kalplerimizi ne hale getirdiğini göremediğimiz gibi.

Bir Öğrencinin İntihar Mektubu

Daha hayatının başında bir insan, nasıl ve neden intiharı düşünür? Yaşadığı hangi olaylar, hangi duygular, hangi düşünceler onu hayattan bezdirir? Gelin geçenlerde elime ulaşan şu intihar mektubuna birlikte göz atalım:

SEVGİLİ ANNECİĞİM VE BABACIĞIM;

Daha doğrusu anneciğim, hayatta seni hep incittim. Hiçbir zaman seni mutlu edemedim. Yine edemeyeceğim. Türkçeden düşük not aldım. Ben sana söylemedim üzülürsün diye.

Ben seni hiç üzmek istemedim. Ben dünyanın en kötü çocuğuyum. Çünkü sen hiçbir zaman hiçbir şekilde mutlu olmadın. Bunun için çok üzgünüm. Anneciğim sen benim gibi bir çocuğu hak etmiyorsun. Hem ben artık hayatta kalmak da istemiyorum. Ben dünyanın en aptal çocuğuyum. Babamın paraları da boşa gidiyor. Çünkü ben hiçbir şey yapamıyorum.

Ayrıca benden hiçbir şey olmaz. Ne tiyatrocu ne de İngilizce öğretmeni. Okuldaki öğretmenlerim bile beni sevmiyor. Dershane öğretmenlerimin de benden şikâyetçi olduklarını biliyorum. Beni zaten bu hayat istemiyor, ben de istemiyorum.

Yani, anlayacağın, "Beni her iki taraf da istemiyor." Ben de o abi gibi yapacağım. Günah olduğunu bile bile yapıcam. Ölüp bu hayattan ayrılmak istiyorum. Keşke doğmasaydım, size hiçbir faydam yok."

Eminim siz de fark etmişsinizdir, mektupta bahsedilen "ders başarısızlığı" normal şartlarda hiç de intiharı düşündürtecek önemde ve değerde bir konu değil esasında. Türkçeden veya herhangi bir dersten zayıf not almak ile intihar fikri arasında o kadar uzun bir yol var ki. Ama yine mektupta görüleceği üzere, bu yol öğrencinin gönlünde döşenmiş ve seçenekler arasına intihar da alınıvermiş.

Müslümanın Dünya ile Alışverişi

Dünyada halen geçerli olan ekonomik sistemin içine düştüğü krizin bir “ahlâk krizi” olduğunu artık batılılar da söylüyor.

Geçerli ekonomik sistem;

• Koca dünyayı bitiren bu tüketim oburluğuna dayalı oldukça
• Devasa kaynakları küçük bir azınlığın tekelinde tuttukça
• İsraf ve kanaat kavramlarına uzak kaldıkça..

Yani temel anlayışı değişmedikçe bu krizler hep olacak.
Oysa insanlığın muhtaç olduğu ekonomi anlayışı hiç uzakta değil.
Gelin onu bir de bizim kavramlarımızla yeniden hatırlayalım.

Ülkemizde ekonomik anlamda işler epeydir kesat gidiyor. Talep azaldığı için üretimin kısıldığını, işten çıkarmaların sıklaştığını biliyoruz. Kapanan işyerleri, ödenemeyen borçlar yüzünden yaşanan trajedilere dair haberleri daha sık duyar olduk. Toplumun çok önemli bir kısmı geçimini sağlamakta zorlanıyor.

Psikiyatrist Mehmet Tüzün’le “Kişisel Gelişim” üzerine bir söyleşi

Kişisel gelişim, ülkemizde 90’lardan sonra kendisini hissettirdi. Kuzey Amerika kaynaklı bu akım, bizde hangi ihtiyaçlara karşılık geldi sizce? Başka bir ifadeyle, hangi boşlukları doldurmaya çalıştı?

Öncelikle şunu ifade edeyim: Eğer bir yerde boşluk varsa, doldurulur. Bu, genel bir fizik kuralıdır ve sosyal olaylara da uygulanabilir biliyorsunuz. Bu noktadan denilebilir ki: İnsanlar, hayatlarına yön ve anlam verecek gerçekleri, doğru kaynaklardan öğrenip yaşamazlarsa, hayat prensiplerini kudsi kaynaklardan öğrenmezlerse, bu ihtiyaçlarını başka kaynaklardan karşılamaya çalışırlar. Bu noktadan ben kişisel gelişim akımında, dinden uzak kalışın boşluğunu doldurmaya çalışan bir çaba da görüyorum. “Neden yaşıyorum, hayatımın amacı nedir, nasıl yaşamalıyım?” gibi sorulara hak din ile cevap verilmez ise, kişisel gelişimciler bu cevabı kendilerince vermeye çalışacaklardır tabii ki.

Bildiğiniz gibi, dershaneler ÖSYM’nin yaptığı merkezi sınavlardan sonra ortaya çıktı. Okullar öğrencileri bu sınavlara hazırlamadığı için bir nevi durumdan vazife çıkardılar. Acaba psikologlar ya da iktisatçılar işlerini yeterince iyi yapmadıkları için mi kişisel gelişim sektörü oluştu?

Bence psikologlar ya da iktisatçıların işlerini iyi yapmamaları ile ilgisi yok bu gelişmenin. Psikolojik açıdan normal (en azından hasta olmayan), ekonomik açıdan da yeterli durumdaki bireyler de kişisel gelişime yöneliyorlar zira. Bence bu konudaki esas püf noktalarından birisi, ruhsal yönden sağlıklı, bütçesi denk bir birey olmanın, çoğu kişiye yetmemesi. Bu “yetmeme, tatminsizlik” halinin sebebi de yine birinci sorunun cevabında var. Özel bir şeyler yaparak yaşamına anlam katma ihtiyacı.

Bilgiyi eyleme dönüştürebilmek

BAŞARIDAKİ en ince sırrın nerede saklı olduğunu bilir misiniz? Küçük bir grup insanı diğer insan kitlelerinden ayıran ve aralarda uçurumlar oluşturan sır nerede gizlidir? Zekâda mı? Zenginlikte mi? Destekleyici ve teşvik edici çevrede mi? Soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmekte mi?

Hayatımızın akışı, bize bizi çok değerli kılabilecek bilgiler öğretir. Bize heyecanla anlatılan başarı sırlarının pek çoğunu önceden bildiğimizi görürüz. Bazen insanlara anlatmaya çırpınırken, boşuna konuştuğunuz düşüncesine kapılabilirsiniz. Çünkü ne anlatsanız, biliyorlardır. Sorun nerede o zaman? Çok şey biliyorsak, hayatlarımız neden değişmiyor?

Peygamberin(asm) bildirdiğine göre, öldükten sonra insanların en çok pişmanlık duyacak olanları; dünyada iken ilimlerini hayatlarına aktarmayanlardır. Bildiği halde ilmini yaşamayanın hâli çok acıklıdır gerçekten: Evinizde bir ülkeyi satın alacak değerde hazine saklıydı ve siz onu demirciler dükkanında hurda fiyatında sattınız. Olağanüstü bir hazineyi yok fiyatına sattığınızı sonradan öğrenmek size esef vermez miydi?

Başarı yollarını ararken kendimizi duvarlara çarparak yıllarımızı tüketiyoruz. Sırlar bir yerlerde gizlenmiyor. Aksine, çocukluğumuzdan bu yana bulutların arasından süzülen ışıklar gibi gözlerimize ve kalplerimize saçılıyor. Aslında hayatta en büyük başarı; hatta başarının tek başına kendisi; insanın öğrendiğiyle amel edebilmesidir.

Lider Olmanın Anahtarı: İletişim

´İş hayatı´ dersi olsaydı toptan sınıfta kaldık bu rakamlarla. Tabii ki tüm kararlarımız da yanlış değil; ama kabul etmeliyiz ki ´çoğu kararımız´ yanlış. İşte bu noktada, iyi bir yönetici olmak, hatta daha da ötesi iyi bir lider olmak, önem kazanıyor.

"Bunları biliyor muydunuz?" köşemizle başlayalım: Firmalarda, alınan kararların ortalama yüzde 50´si başarısızlıkla noktalanıyor. Yeni ürünlerin yaklaşık yüzde 95´i başarısız oluyor. Stratejik satın alma ve birleşmelerin yüzde 65´i negatif sonuçlanıyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yüzde 60´ı ilk 6 yıl içinde kapanıyor. Tüm dünyada, 10. yılını doldurmadan kapanan firmaların oranı ise yüzde 82.

Evet, karnemiz kötü. ´İş hayatı´ dersi olsaydı toptan sınıfta kaldık bu rakamlarla. Tabii ki tüm kararlarımız da yanlış değil; ama kabul etmeliyiz ki ´çoğu kararımız´ yanlış. İşte bu noktada, iyi bir yönetici olmak, hatta daha da ötesi iyi bir lider olmak, önem kazanıyor. ´Yönetici olmak´ ile ´Lider olmak´ aynı şeyler değil. ´Yöneticilik´ öğrenilebilir; okulda, kurslarda anlaşılabilir ve benimsenebilir. ´Liderlik´ ise kazanılmalıdır, hak edilmelidir. Tutkulu olmak ve sürekli iletişim içinde olmak gibi anahtar bazı kişilik özelliklerine sahip olmak sizi bir adım öne geçirebilir.

Lidere ne zaman ihtiyaç var?

Liderlik, yöneticilikten bütünüyle farklı eylemler içinde olmayı gerektiren bir iştir. İş dünyasının karmaşıklığında hem yöneticilik hem liderlik gereklidir.

Galileo, engizisyon mahkemesinde yargılanıp, “Dünya düzdür ve güneş dünyanın etrafında
dönmektedir.”, diyerek bilimsel olarak vardığı doğruyu hayatını kurtarmak karşısında inkar
ettiğinde, bu sonucu bütün kilise çanları büyük bir çoşkuyla çalarak halka duyurdu. Bu sırada
evinde onun görüşünden dönmeyeceğine inandığı için büyük bir kederle ölüm haberini bekleyen genç
asistanı önce hayrete düştü; daha sonra da büyük bir öfkeye kapıldı. Yaşlı usta eve döndüğünde
asistanının öfkesiyle karşılaştı. Asistanı, “Yazık kahramanı olmayan bir topluma!”, diye bağırdı.
Galileo büyük bir sükûnetle, “Yanlış;”, dedi ve “yazık kahramanlara ihtiyaç hisseden bir topluma!”
Bu görüşlerden acaba hangisi doğru? Düzenli toplumlar, kahramanlara ihtiyaç olmadan da
düzenlerini koruyup sürdürebiliyorlar. Ancak yeterince organize olamamış toplumlar konuyu düzene
sokmak ve geliştirmek için bir kahramana ihtiyaç duyuyorlar. Bu kavramları günümüz şartlarına
uygulayacak olursak, “yöneticilik” ve “liderlik” pozisyonlarından beklediğimiz farklı işlevler
kendiliğinden ortaya çıkar.

Ekonomik kriz ruh sağlığını tehdit ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, dünya genelinde yaşanan ekonomik krizin, ruh sağlığını tehdit ettiğini belirterek, “İşini kaybedenlerde, çalışan bireylere göre 2 kat daha fazla depresyon gözlenmektedir” dedi.

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

1980 sonrasında dünya genelinde birçok ülkede ekonomik krizler yaşandığını anımsatan Ulaş, 1992-1993’de Avrupa Para krizi, 1994-1995’te Latin Amerika krizi, 1997-1998’de Güney Doğu Asya krizi, 1998’de Rusya krizi, 1999’da Brezilya ve 2002’de Arjantin krizleri olduğunu, Türkiye’de de özellikle 1980, 1994, 2001 ve 2004 ekonomik krizlerinin ülke ekonomisini ve özellikle sosyo-ekonomik düzeyi düşük kesimleri olumsuz etkilediğini bildirdi.

Ulaş, Güney Doğu Asya krizinin ardından Kore, Tayvan ve Endonezya’da, Türkiye’de de 2001 krizi sonrasında işsizlik ve yoksulluk oranlarında artış saptandığını dile getirerek, şunları kaydetti:

Kriz, 260 bin kişiyi işsiz bıraktı

Küresel ekonomik kriz nedeniyle, Eylül başından bu yana dünya genelinde finans dışı sektörlerde işten çıkarılanların sayısı yaklaşık 260 bini geçti.

Dünyanın üçüncü büyük madencilik şirketi İngiliz-Avustralyalı Rio Tinto bugün 14 bin kişiyi ve dünyanın en büyük rulman üreticisi İsveçli SKF 2,500 kişiyi işten çıkaracağını bildirdi.

Kriz, dünya genelinde otomobil endüstrisinden telekoma ilaç üreticilerinden çelik şirketlerine pekçok sektörde işten çıkarmalara yol açtı.

Eylül başından bu yana en fazla işten çıkarma, 24 bin 600 kişiyle Kuzey Amerika'da faaliyette bulunan bilişim şirketi Hewlett-Packard'da oldu.

Hewlett-Packard'ı, 16 bin kişiyle Japon elektronik devi Sony, 14 bin kişiyle Rio Tinto ve 12 bin kişiyle ABD'nin en büyük telekom ve internet firması AT&T izliyor.

Eylül başından bu yana şirketler tarafından duyurulan belli başlı işten çıkarmalar şöyle:

Küresel Ekonomik Krizin Derin Sebepleri

Dünyanın bugünkü haliyle, Batı hızla bir enkaza dönüyor, tarihe mal ettikleri, Nobel ödülleriyle onore ettikleri iktisatçıların marifetiyle kurdukları ekonomik sistem tel tel dökülüyor.

Çok güvenilen, yıkılmaz kale sanılan uluslar ötesi bankaların her gün biri devlet kontrolüne geçiyor.

ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi Batı dünyasını temsil eden ülkeler, krizle baş etme konusunda acz içinde kıvranıp duruyor. Eskiden neredeyse dünyalı bile saymadıkları Çin ise Batı'yla kıyaslanamayacak ölçüde rahat durumda. Hindistan'ın yıldızı yükseliyor.

Batı'da merkez bankaları hazine yetkilileri ve hükümetlerin krizi dindirmeye yönelik her hamlesi boşa çıktı. Herkes panik içinde. Süslü bir deyimle likidite krizi diye adlandırdıkları parasızlık, bankaların, sigorta şirketlerinin belini büktü. Parasız kuruluşları fonlayan devletin kendisi likidite sıkıntısı çekmeye başladı. Peki, bu malî felâket niçin oldu?

ESAS SEBEB: FAİZ

Tarih boyunca en çok lanetlenen bir kavram iken her devirde insan ve toplum hayatını en çok etkileyen bir unsur olmuştur, faiz. Ama faize ilişkin en önemli gerçek, kapitalist liberal ekonominin temel taşı olduğu veya yapıldığıdır.

Faiz ile göze alınan risk: ALLAH İLE SAVAŞMAK!

Ayetler ve ibretler

“Ey iman edenler! Eğer inanmış kimselerseniz, Allah’tan korkun ve faizin geri kalanını terk edin.
Bunu yapmazsanız, Allah ve Resulü ile savaş halinde olduğunuzu bilin.”
Bakara Sûresi, 2:278-279

KUR’ÂN-I KERİM pek çok âyetinde bizi Allah’ın yasaklarını çiğnemekten sakındırır. Zira Âlemlerin Rabbi tarafından konulmuş bir yasağın şakaya gelir tarafı yoktur. Bilerek ve aldırmaksızın bir İlâhî yasağı çiğneyen, onun bu dünya hayatındaki en büyük felâketlerle kıyaslanamayacak kadar vahim sonuçlarını da göze almalıdır.

Bu âyetler ise, Kur’ân’ın diğer suçlara karşı yönelttiği tehditlerden de büyük bir tehdit içeriyor. Daha doğrusu, akla gelebilecek tehditlerin en büyüğünü içeriyor:

Allah ve Resulü ile savaş halinde olmak!

Böylesine vahim bir sonuca sebep teşkil eden şey ise, faizde ısrar etmektir. Âyetin ifadesiyle, “faizin geri kalanını terk etmemek,” yani, faiz yasağı indikten sonra da hâlâ faiz alıp vermeye devam etmektir.

Niçin faiz hakkında âyet bu kadar şiddet gösteriyor?

Ekonomi Değil, Ahlak Krizi!

SON GÜNLERİN en çok konuşulan konusu, hiç kuşkusuz, küresel ekonomik kriz. Televizyon ve gazetelerde yapılan enine boyuna tahlilleri, toplumun her kesiminden insan dikkatle takip ediyor.

Fakat ekonomi uzmanları ne kadar basitleştirmeye çalışırsa çalışsın, iktisat terimlerinin karmaşıklığı, pekçok şeyin hâlâ anlaşılmasına mani. Mortgage, endeks, parite, Keynesçi ekonomi ve daha binlerce iktisat teriminin, çoğu insanın kafasında bir karşılığı yok.

Yine de biraz bahsetmemiz gerekirse, kriz için konuşulan sebepler, muhtelif. Amerika’da ödeme gücü olmayan en fakir insanlara bile ev alma kredisi verilmesinden bahsediliyor. Bu çarkın durmaya başladığı ve zincirleme olarak diğer bütün iktisadî unsurları etkilemeye başladığı nokta.

Ardından, daha kapsamlı yapılan yorumlarda, finans sektörünün faiz yoluyla paradan para kazanmanın (rant ekonomisi) envai çeşit yolunu üretmelerine işaret ediliyor. Bankalar ve özel finans kuruluşları, kârlarını devasa boyutlarda katlamak için sürekli olarak paraya tahvil edilebilir değerli evraklar üzerinde alım-satım gerçekleştirmişler. Ve üst bir denetim mekanizması bulunmadığı için, bir noktadan sonra, evet, kârlar katlanmış ama ortada ne o miktarda borcu ödeyecek insan varmış, ne de para.

Zamanı doğru yönetmek

Hepimiz sürekli olarak işlerimizin yoğunluğundan ve zamanın kısıtlılığından şikayet edip dururuz. Bitirmemiz gereken işler, teslim etmemiz gereken projeler, bunların yanında da her gün yapmamız gereken bazı rutin işler vardır.

Zaman yönetimi bize boşa geçen anlarımızı kazandırmayı ve bu yoğun tempoya ayak uydurmamızı sağlamayı amaçlar. Zamanı düzenli ve sistematik bir şekilde kullanabilmek, önemli işlere daha çok vakit ayırabilmek için rutin işleri daha az zamanda bitirebilmek, dahası iş dışında tüm hayatımızı aynı düzen içinde sürmektir.

Zaman yönetimi ve Kişisel Verim konusunda yirmi yıldır çalışan Dr. Donald Wetmore'un zaman yönetimine başlamak için ilk sekiz kuralı şöyle;

1. Dokümanlarınızı düzenleyin. Artık çoğumuz kağıt karmaşası içinde boğuluyor olmasak da, bilgisayarlarımızın 'My Documents' bölümünde ya da 'masa üstünde' bir çok gereksiz doküman dağınık bir şekilde duruyordur mutlaka. Sıklıkla kullandığınız metinleri ya da bilgileri kolay erişilebilir bir yerde ve düzenli bir şekilde tutmalısınız.

2. Tek bir takviminiz olsun. İnsanların farklı farklı 'Yapılacaklar' listeleri, ajandaları, aynalarının buzdolaplarının, panolarının üzerinde not kağıtları vardır. Bunlarla başa çıkmak çok zordur, bu yüzden iş hayatınız için bir adet, özel hayatınız için bir adet olmak üzere toplam en fazla iki adet takviminiz olmalı.

3. Masanızı ve çalışma ortamınızı düzenleyin. Dağınık insanlar zamanlarının büyük bir kısmını aradıklarını bulmakla ya da dikkatlerini dağıtan nesnelerle uğraşmakla geçirirler. Üst düzey yöneticilerin odasına girerseniz tertemiz bir masada çalıştıklarını görürsünüz, bunu başarılı olmalarının sebeplerinden biri sayabilirsiniz.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

- Arabesk Sevenler
- Arabesk Sevenler
- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- Moncler Vest Men Cap Purple - $169.00 : Cheap Moncler Outlet Online Store, cheapmonclerco.com
- VASIFSIZ PERSONELLER
- harita ve kadastro is imkani maas matematik
- Bizimle çalışmak için buraya tıklayınız
- Google'da İşe Girmenin Yolları
- 0 530 112 06 06 - Ankara Oto Kurtarma Nak.San.Tic.Ltd.Şti
- BP (British Petrolium) ve ateşe tapanlar arasındaki bağ ne?
- Pirelli - DURSUNLAR OTOMOTİV
- VARTA Start-Stop Plus
- PIRELLI Cinturato P1 VERDE
- İşkur iş arama iş sorgulama - işkur iş ilanları
- İşkur
- MEB'in yeni TEOG sınavı skandalla başlıyor! 27 Kas 2013 22:19 Samanyolu Haber
- ..
- RAVZANA GİDENLERİN
- ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA-
- İNTERNETTEN NASIL PARA KAZANABİLİRSİNİZ?
- MERSİN TEMİZLİK ŞİRKETLERİ COŞARLAR TEMİZLİK,05377972341
- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- meslek seçim alanları
- Hızlı Geçiş Sistemi Hakkında Herşey
- NE ZAMAN SENİ GÖRSEM KABE'DEYİM-ORHAN AFACANB
- KARI-KOCA HAKLARI
- öylesine
- Çalışan Kişiler İçin Ek İş İmkanı
- SELAM OLSUN
- Parasız hizmet, silahsız savaşa çıkmaktır
- Diplomatalık için yardım lütfen.
- BEŞYÜZ DERDEDEVA
- ÇİNCE EĞİTİMİ - ÇİNCE KONUŞARAK ÖĞREN - TİCARET ÇİNCE'Sİ
- Namaz kılarak insanlar işlerini yapamazlar mı?
- ??
- Vakıa suresi (mucize)
- Internet tabanlı Serbest çalışma İmkanı
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- sondaj

islamikariyer.com (2006-2008).