Kariyer yolculuğunda islami perspektif. Kariyer, ekonomi, ticaret para, kişisel gelişim, güncel, borsa haberleri ile bir çok gazetenin ekonomi köşelerini sitemizden takip edebilirsiniz

Son OKS'de neler değişecek?

Bu yıl son kez düzenlenen OKS sınavında sorular eskiye göre daha sınırlı konulardan seçilecek. Sorular çoktan hazırlandı. 20 değişik üniversiteden 80 öğretim üyesi bu soruları son kez gözden geçiriyor.

Yıllardır büyük eleştirilere neden olan Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) bu yıl 8 Haziran Pazar günü son kez yapılacak. Anadolu, Anadolu Meslek ve Fen Liseleri ile merkezi sınavla öğrenci alan ancak yerleştirmelerini sonuçlara göre kendileri yapan özel okullar da son kez öğrencilerini OKS ile belirleyecek. 915 bini aşkın öğrencinin başvurduğu OKS'nin ardından önümüzdeki yıldan itibaren bu okullara öğrenciler Seviye Belirleme Sınavı (SBS), Yıl Sonu Başarı Puanı (YBP) ve Davranış Puanı (DP) olmak üzere üç ana unsura dayanan Ortaöğretim Geçiş Sistemi'ne göre yerleşmeye başlayacak. OKS'nin bu yıl son olmasının yanı sıra bir başka özelliği de sınavın kapsamının daraltılması ve soruların niteliğinin değişmesi oldu. Bu dosyada OKS'de "değişen" ve "değişmeyenleri" bulacaksınız.

Stresle Başaçıkma

Stres, kişinin başetme yeteneğini aşan ya da zorlayan bir durum algılandığında ortaya çıkan bir tepki olarak tanımlanır. Bireyin başetme yetenekleri, stresli olayın üstesinden gelebilecek düzeyde olduğu sürece, kişi kendini aşırı gerilimden uzak tutabilir. Ancak olayın gerektirdikleri, kişinin başetme kaynaklarından daha ağır ise, bir dengesizlik durumu gelişir ve bedene fiziksel ve psikolojik taşıma kapasitesinin üstünde bir ağırlık yüklenir. Belki bu ağır yükü bir yere kadar taşıyabilirsiniz. Bedeniniz geçici bir dengesizliği hoşgörebilir ve silkinerek eski haline dönebilir. Ancak bu durum devam ederse, aşırı stresin işaretleri belirir ve arkasından bir tükenmişlik durumu ya da stresle ilgili diğer hastalıklar gelir.

Konsantrasyon ve Dikkat Eksikliği Nasıl Giderilir?

ÖSS, OKS, SBS ’ye sayılı günler kala heyecan artıyor. Bilgi eksikliğinin dışında sizi başarısızlığa götürecek en büyük problem olarak görülen dikkatsizlik ve konsantrasyon eksikliği nasıl aşılır?

“Sınavda uzun süre kalmak bana zor geliyor”
“ O soru da yanlış yapılır mıydı? ”
“ Çok fazla işlem hatası yapıyorum.”
“ Yanımda oturanın kitapçıkta benden ilerdeki sayfada olması, sınav gözetmeninin davranışları v.s dikkatimi dağıtıyor.”
“ Sınav sırasında bir soruya takıldığımda, başka soruya geçsem de dikkatimi toplayamıyorum”
“ Sınav sırasında iki üç soru yapamadığımda moralim bozuluyor.”

‘Sınavı kazanamayacağım’ mı diyorsunuz?

Kaygı, sınava hazırlanan her öğrencide bulunan ruhsal gerginlik halidir. ÖSS ve OKS, öğrencilerin literatürüne girdiği andan itibaren sınav stresi gözlenir. Kaygıyı azaltma yollarını öğrenmeye ne dersiniz?

1- Güven eksikliği; kaygının en önemli sebebidir. Başaracağınıza olan inancınız, motivasyonunuzu arttırır. Öncelikle liseye bitirecek düzeyde olan her öğrencinin sınavı kazanabileceğini bilmelisiniz. Bunun sonrasında ise yapmanız gereken şey; düzenli ders çalışmak, dolayısıyla konulara hakim olmaktır. Çözebildiğiniz her soru sizi hedefinize yaklaştıracaktır.

2- En önemli unsur ÖSS değil, sizsiniz. Sınav çoğu zaman hayatı değiştirecek sihirli bir değnek olarak görülür. Ancak etrafımıza baktığımızda çok iyi üniversitelerde okuyup işsiz kalan gençleri, buna karşılık daha düşük puanla girilen üniversitelerde okuyup, istediği kariyere ulaşan gençleri görebiliriz.

ÖSS' de Nasıl Heyecanlanılmaz!

Milyonlarca gencin üç saat içinde hayatının gidişatının belirleneceği sınava birkaç haftanın kaldığı bu evrede endişelerinizi yok etmek için uygulanabilecek çok kolay bir yol var. Dış gözlem konumunda olmak yani duyguları dışarıdan seyredip, kaygı ve endişe gibi hislerle bağlantıyı kesmek.

Daha hayatının baharında olan milyonlarca gencin önünde, hayatının bundan sonraki bölümünü nerede, nasıl, kimlerle ve hangi işi yaparak geçireceğini belirleyen bir sınav var. Üç saatlik bir sınavın bir insan yaşamını belirlemede bu kadar pay sahibi olması biraz garip görünse de mevcut şartlar içinde daha adil bir seçenek oluşturmak maalesef pek mümkün değil.

Sınavın gençlerin hayatında bu kadar önemli hale gelmesi çoğunlukla beraberinde endişe ve kaygı gibi duyguları getiriyor.

Sınav zamanı geldi çattı! Hazır mısınız?

Sınav mevsimi geldi çattı. Milyonlarca öğrencimiz Haziran ayında farklı sınavlara girecek. Öğrencileri, aileleri ve öğretmenleri yakından ilgilendiren bu sınavlar aynı zamanda büyük fırsatları da beraberinde getiriyor.

Sınava kadar neler yapılmalı?

* Uzun zamandır sınavlara hazırlanıyorsunuz. Bu süreçte değişik çalışmalar yaptınız. Ancak bu çalışmalar sonrasında öğrendiğiniz bazı bilgileri unutma ihtimaliniz her zaman söz konusudur. Çünkü kişi, öğrendiklerinin % 70’ini 1 saat içinde, % 80’ini de bir gün içinde unutabilir. Bu nedenle sınavların çok yaklaştığı bu zaman diliminde tekrar çalışmalarına önem vermelisiniz. Bu çalışmaları yaparken deneme sınavlarından elde ettiğiniz sonuçları göz önünde bulundurmalı, bu sınavlarda yapamadığınız soruların geldiği konuları gözden geçirmelisiniz.

Bu işlere eleman yok!

Günümüzde en çok ilgi duyulan ve kazanç sağlayanmeslek gruplarının başında IT (bilgi teknolojileri) sektörü geliyor. Araştırmacılara göre Türkiye’de 70 bin yetişmiş IT personel açığı bulunuyor

Günümüzde ilgi duyulan ve kazanç sağlayan meslek gruplarının başında IT (bilgi teknolojileri) sektöründe proje yöneticiliği geliyor.
Yurt dışındaki pek çok firma, IT uygulamaları satışı için Türkiye’de irtibat ofisi açarak, genellikle de taşerona vererek çalışmayı tercih ediyor. Elektronik güvenlik uzmanlığı, veritabanı yöneticisi ve analisti, e-ticaret, e-learning (öğrenme), tasarım, araştırma-geliştirme, mobil proje uzmanlığı gibi meslekler en çok eleman aranan işler arasında.

Ekonomizm Devam Ediyor

Cevabını çoktandır beklediğim bir soruydu. Bu gidişin sonu nereye varacaktı? Rızk vardı, şükür yoktu. İsraf çok, kanaat yoktu. Âhir zaman içinde mızrak çuval içindeydi. Dünya ile âhiret, yalan ile doğru bir çarşıda beraber satılıyordu. Çokları âhirete ve doğruya beş para bile vermiyordu. Milyonlara para, nimetlere elhamdülillah denmiyordu. “Bir genç dinsiz olmuş” haberini kulaklar duymuyordu. Zira, televizyon “Dolar 42.000 lira olmuş” haberini veriyordu. Döviz büfelerine koşuyordu insanlar; vitrinlere, bankalara, radyolara, TV’lere koşuyordu.

Kimse kimseyi görmüyordu. Herkes kendini kurtarmaya çalışıyor, herkes kendini kurtarmaya çalıştığı için, herkes herkesi ateşe atıyordu. “Kendini kurtarma”nın âhirete bakan bir boyutu zaten epeydir yoktu. Binler, onbinler iman–küfür denkleminde sık sık yanlış şıkkı işaretliyor; körpecik tenler ve dimağlar ebedî bir yangına namzet hale geliyordu. Hiçbirimizin bâki dünyalar heder olup giderken fani cihanı neyleyim dediği yoktu. Alt kattaki teyzenin kardeşi ölüyor; “âhiret”i unutan teyze, isyanları oynuyordu. Hatırlatan yoktu. Yol arkadaşım olan orta yaşlı amca, “Mark şu kadar olmuş” diye hatırlatıyordu.

Osmanlı’da Eğitim

Osmanlı İmparatorluğunun klasik döneminde bilim ve eğitimin başlıca kaynağı ve en önemli müessesesi medreselerdi. Osmanlı medreseleri devletin kuruluşundan yirminci yüzyılın başlarına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Medreseler, İslam geleneği çerçevesinde aynı esaslara bağlı kalmakla beraber, özellikle teşkilat bakımından Osmanlılarda birçok değişikliklere uğramıştır.

Orhan Bey’in (1326-1362) (ikinci Osmanlı sultanı) 1331’de İznik’te kurduğu ilk medreseden başlayarak bütün medreselerin, çalışmalarını destekleyen vakıfları vardı. Fatih ile Kanuni’nin kurdukları medreselerin vakfiyelerinde daha öncekilerden farklı olarak dinî (naklî) ilimlerin yanında aklî ilimlerin okutulması şart koşulmuştur.

Gülmenin İslam’daki Yeri

İslam’ın gülüp eğlenme ve sevinci gösterme şekli hakkında doğru bir sonuca var bilmemiz için, konuyu psikolojik açıdan da incelememiz gerekmektedir. Bunun için de meseleyi iki başlık altında açıklamaya çalışacağız:

1-Mutluluğun Tanımı

Belki de psikolojide en az işlenen konulardan biride mutluluk gerçeğidir. Mutluluk hakkında ortak bir tanım bulunmamaktadır, uzmanlar birçok değişik tanımlarda bulunmuşlardır:

Başarıya ulaşma sonucu insanda oluşan olumlu duyguya denir.

Neden doktor, öğretmen, avukat, bilgiyasar ve makine mühendisi olmak istiyorsunuz?

Gençler hangi mesleği neden seçtiklerini, mesleğe ilgilerinin olup olmadığını bilmiyor. Bu yüzden yanlış tercihlerde bulunup üzülmektense, iyice karar verip sınav öncesinde bazı önerilere kulak vermek gerekiyor.

Hayatımızın en önemli kararlarından biri meslek seçimimizdir. Seçtiğimiz meslek hayatımız boyunca bizimle beraberdir. Onu, nereye gidersek gidelim hep yanımızda taşırız.

Doktor olduğunuzda bu sadece hastanede yaptığınız bir meslek değildir artık. Gittiğiniz her yerde "doktor bey-hanım gelmiş" diye ağırlanırsınız. Gittiğiniz yerlerin bir çoğunda "Yaa benim de şuramda çok fena bir ağrım var bir bakabilir misin?" gibilerinden sorularla mesleğiniz hayatınızın her anına girer. Bir bilgisayarcı olduysanız mutlaka gittiğiniz yerlerde formatlanması gereken veya arızası olan bir bilgisayardan size şikayet edilir ve onu düzeltmenizi talep ederler yakınlarınız. Tabi bu şikayet edilecek bir durum değil. Çünkü insanların siz neyi iyi biliyorsanız o konuda sizden yardım talep etmeleri kadar doğal bir şey de yoktur.

Eski Mesleklere Ne oldu?

Meslekler vardı eskiden aile boyu çoluk çocuğun bile çalıştığı işleri yetiştirebilmek için. Yedi nesline geçim temin edeceği düşünülürdü meslek erbabının. Çuvalla para kazanırlardı. Çok zaman konu komşusu takılırdı “nereye koyacaksın bu kadar parayı” diye. Sonra zaman geldi işleri azalmaya başladı. Çoluk çocukla birlikte bütün ailenin çalıştığı halde müşterilerinden işleri bitiremediği için şikâyetler alan emektar sanatkârlar, müşteri beklemeye başladılar. Gözleri yollara bakar oldu. Her sabah hevesle duayla açtılar ekmek kapılarını, sağı solu süpürdüler ama gözleri yollarda kaldı hep… Akşamları boynu bükük döndüler evlerine günlerce haftalarca. Önce çocuklar terk etti güzide meslekleri. İnatla direndiler ayakta kalabilmek için. Bu yaştan sonra da ne iş değişirdi, ne de ömre bedel meslek. Çoğu yerde dünya ile birlikte terk edildi meslekler, bir bir kapandı ekmek kapıları.

Hepsi gözünüzün önüne gelmiştir. Nalbantlar, Tabakçılar, Semerciler, Kalaycılar, Bakırcılar, Sepetçiler, Değirmenciler, Kispetçiler, daha pek çok meslek dalı en önemli geçim kaynakları iken, birer birer gösterilir hale geldi. Teknolojiye, değişen ihtiyaçlara yenildiler çaresiz…

Neden Yurtdışı Eğitim?

Günümüz dünyasında, yabancı dil hatta birden fazla dil bilmenin önemi ne kadar tartışılmazsa; yeterli seviyede ve en kısa sürede dil becerilerinin geliştirilmesinin en doğru ve kalıcı yolunun da, yabancı dilin konuşulduğu topraklarda yaşayarak ve çalışarak öğrenileceği de bir o kadar tartışılmazdır.

Konuyu ana hatlarıyla ele almak gerekirse;

Herkesin tatilini geçirmek istediği ülkelerde eğitim alacaksınız...

Yurtiçinde yapacağınız masrafla aynı oranda masraf yaparak yabancı dili merkezinde öğreneceksiniz...

Eğitim alacağınız yabancı dili, ana dili bu dil olan tecrübeli öğretmenlerden, kaliteli okullarda, anavatanında öğreneceksiniz...

Yurtdışı eğitim hayallerinizi gerçekleştirmenizin yolları

Yurtdışında eğitim alabilmek bir çok öğrencinin hayali....Bu hayali gerçekleştirmek de öğrencilerin kariyerleri açısından çok önemli. Eğitimin önemi globalleşen dünyada daha da belirgin hale geldi.

Bu sebeple Türkiye'den her yıl bir çok üniversite ögrencisi, master ve dil eğitimi almak üzere yurtdışına çıkıyor.Üniversite eğitimini (Lisans ve yüksek lisans) yurtdışında almak isteyen öğrencilerin dikkat etmesi gereken bazı önemli hususlar var. Bu hususlar hakkında öğrencileri bilinçlendirmek ve eğitimleri süresince yapmaları gerekenler konusunda onları uyarmak isteriz.

YÖK DENKLİĞİ

Yurtdışında okumaya karar verdiyseniz YÖK denkliği mutlaka dikkat edilmesi gereken bir konu. Denklik yurtdışında eğitim alacağınız okulun YÖK tarafından onaylanması anlamına geliyor. Bu konuyu YÖK'e yazılı bir dilekçe ile danışıp cevap almak

Yabancı dil öğrenmek için 16 temel ilke!

Yabancı Dil Öğrenmek İçin Şüphesiz dil öğrenimi zor ve bitmeyen bir yoldur. Ve kendi kendinizi geliştirmeniz ancak azimle olur. Gitmenin mümkün olduğu bir ülkenin dilini öğrenmenin en iyi yolunun orada yaşamak olduğunu unutmayın. Böyle bir imkanınız bulunmasa bile, aşağıdaki kuralları uygulayarak bir dile vasat da olsa vakıf olabilirsiniz.

Öğrendiğiniz dilin konuşulduğu bir ülkeye gitmek istiyorsunuz ve bunun da o dili öğrenmenin en kolay ve hızlı yolu olduğunu biliyorsunuz. Fakat yeni bir ülkeye adım atmak ilk etapta garip gelebilir. Şöyle ki, yeni bir çevre, kültür ve dile alışmak zaman alacaktır. Ayrıca farklı bir zaman diliminde olmaktan da etkilenebilirsiniz. Ancak rahat olun ve yeni ortamınızı algılamaya çalışın.

Yurtdışında eğitime ne kadar hazırsınız?

Yurt dışında eğitim görmek ve bir süre yaşamak herkes için ulaşılması kolay olmayan rüyalardan biridir. Sizin de üniversiteyi bitirmenize aylar kaldı. Bazıları öğrenim hayatını bitirir bitirmez iş hayatına atılırken, siz kariyerinize akademik bir yol çizerek öğrenmeye devam etmek istiyorsunuz. Hatta uzun metrajlı iş deneyimlerinden önce bir süre yurt dışına çıkıp kendinizi ve ülkenizi daha yakından tanıyacağınız, dünyayı keşfedebileceğiniz bir yurt dışı deneyimi yaşamayı planlıyorsunuz.

Acaba bu yurt dışı deneyimini yüksek lisans yaparak mı kazanmalı? Bir dil okuluna mı gitmeli? Yoksa kısa süreli sertifika programları ya da au pairlik size daha uygun olmasın? Mezun olacağınız gün yaklaştıkça ne yapacağınız konusunda kafanız daha mı çok karışıyor?

Bir Dil Okulunu Nasıl Seçebilirim?

1- Öncelikle ne çeşit bir program almak istediğinizi düşünün. Ciddi bir akademik program mı yoksa sıradan tatil amaçlı bir program mı ? Gerçekten İngilizce mi öğrenmek istiyorsunuz yoksa gideceğiniz ülkenin kültürünü tanımak ve hoş vakit geçirmek mi ?

2- Ne kadar para harcayabileceğinizi planlayın. Kurs, konaklama, yemek, aktiviteler, kitap, vb.

3- Nerede okula gitmek istiyorsunuz ? Büyük şehirde, küçük kasabada, banliyöde, akrabalara yakın bir yerde ya da ülkenin belirgin bir bölgesinde mi ?

4- Haftada kaç ders almak istediğinizden emin olun.

Zorunlu bir “alternatif” olarak yurt dışında eğitim

Yurtdışında üniversite okumayı düşünüyorsunuz. İşte bilmeniz gereken herşey. Okul ve ülke seçimi neye göre yapılmalı? Nelere dikkat edilmeli?

Zorunlu bir “alternatif” olarak yurt dışında eğitim

Ağustos itibarıyla 1.6 milyon öğrenciden ön lisans için ÖSS’de 160 ve lisans için 185 puanı aşmış 1 milyona yakın öğrenci, puanının yettiği okullar ve bölümler için hayalindeki yeri tercih etmiş bulunuyor.

ÖSS’de alınması gereken minimum puanları alamama, istediği bölüme yerleşememe veya yerleştirildiği okul/bölümden memnun olmama konuları en az 1.3 milyon öğrencinin karşısına sistemin azizliği olarak çıkacak. Veliler ve öğrenciler şu alternatiflerde karar vermek zorunda kalacak:

1. Tekrar ÖSS’ye hazırlanmak için dershanelere kayıt olmak ve daha iyi bir sonuç alabilirim hayalini 1 yıl daha taşımak.

Güzel Ahlâk ve İslâmi Kariyer

Mesleğinde mâhir olan, mesleği ile ilgili bilmesi gerekenlerin yanında daha kapsamlı bilgi birikimine sahip olan, alanında pratik ve tecrübe sahibi kimseler kariyer sahibi, olarak tanımlanır. Kişi, aynı düşüncelerle ayı hedefe ulaşmak isteyen birçok kişiden farklı olabilmek için daima kendini geliştirmek zorundadır.

Uzmanlar ‘kariyer’ dediğimiz ayrıcalığa sahip olmak için beş dilin iyi bilinmesi gerektiğinden bahsederler. Bunlardan ilki doğru ve düzgün kullanılan bir Türkçe’dir. Doğru ve güzel kullanılmayan bir dil anlaşmazlıklara yol açar. Derdini kısa ve öz cümlelerle ifade edebilmek birçok şeyi de beraberinde getirir. İkincisi, mesleğinin gerektirdiği bir yabancı dil bilmektir. Günümüzde birçok meslek İngilizce bilmeyi gerektirir. Burada kastedilen günlük konuşma dili değil, aslında meslekî yabancı dildir. Üçüncüsü meslekî alandaki çalışmalarını bilgisayar ortamına aktarabilmektir. Alanında araştırma yapabilmeli, bilgisayarın temel programları olan ofis programlarını iyi derecede bilmelidir. Mesleği sayısal hesaplara dayanan biri için ise dördüncüsü mesleği ile ilgili herhangi bir problemi matematik dilinde ifade edebilmesidir. Diğer alanlar için de aynı durum söz konusu olup ezbere dayalı iş yapmaktan kaçınmasıdır.

Kısa Özgeçmiş (CV) Yazarken Dikkat Edilecek Hususlar

Adından da anlaşılacağı gibi "Kısa Özgeçmiş" belli kurallar çerçevesinde kısa, öz ve anahtar kelimelerden ibaret yazılmalıdır. Kısa özgeçmişte (CV), uzun ve işveren için pek de gerekli olmayan bilgilerin bulundurulması işvereni sizi tanıyabilme yolunda yoracağı gibi açılacak birçok kapının kapanmasına da neden olabilir.

Öncelikle CV'nin maddeler halinde yazıldığını bilmeliyiz. Aynı zamanda "Özgeçmiş" ile de karıştırmamak gerekir ki özgeçmiş maddeler halinde yazılmaz. İş başvurularında sık kullanılan 'kısa özgeçmiş'tir.

CV'de tarih ve imza kesinlikle olmaz. Özgeçmişte ise vardır. Her ikisinde de sağ üst köşede fotoğraf olmalıdır. CV yazarken başlıklar halinde yazılması okunabilirliği kolaylaştırır.

Sağlıklı Bir İnsan ve Toplum İçin Helal Kazancın Önemi

Kur’an-ı Kerim, hayatlarına ticaretin egemen olduğu bir topluma nazil olmaya başladı. Onların, ilahi mesajı daha iyi anlamaları için ahirete ait kavramlarda bile Kur’an ticaretle ilgili terimleri kullandı. Zira, ziraata elverişli olmayan böyle bir coğrafyada ticaret; hayatı yönlendiren temel ögelerden biriydi.Böyle bir toplumda yaşayan Hz. Muhammed (s.a.v) de ticaret hayatına amcalarının yanında çok erken bir yaşta başladı. Ticari tecrübesini artırdı, hatta; Yemen, Busra ve Suriye’ye defalarca seyahatte bulundu.1 Hz. Muhammed (s.a.v), el-Emîn sıfatını bu seferler ve ticaretteki davranışlarında kazandı ve iktisadi hayatın alabildiğine kirlendiği bir zamanda dürüstlüğün, helal kazancın erken dönem örneklerini verdi.

Kendisine nübüvvet görevinin verilmesiyle beraber Hz. Peygamber (s.a.v), daha önceden kazanmış olduğu tüm sermayesini harcamak suretiyle bir İslam toplumu kurmak istiyordu. İmanın hayata yansımasıyla oluşacak olan bu toplum, yaşadığı evrene ve içindeki yerel değerlere “tapınmaması” için önce dünyaya bakmayı öğrenmesi gerekiyordu. İlk İslam toplumuna dünyanın ne olduğunu ve olması gerektiğini öğreten onlarca ayetten bahsetmek mümkündür. Gaye olarak

Ömrüm Bugündür

İNSAN ARDINDA BİRŞEYLER BIRAKARAK gitmeye çalışıyor. Bir taraftan gidici olduğunu kabullenmek,bir taraftan kalıcı birşeyler bırakmak telaşı ve çelişkisi yiyip kavuruyor insanı. Elbette her insanın bu gökkubbe altında kendine mahsus bir izi olacaktır. Hiçbir insanoğluna silik, savruk biçimde geçmek yakışmıyor şu çöl misali dünyadan.

Lâkin, insanın dünya çölü üzerinde bir iz bırakma arzusu sırf dünyevî payandalara dayanınca, dayanılmaz bir zavallılık ve komiklik üşüşüyor zihnime. Dünyevîlikle mâlul insan, kendisini Rabbine nisbet etmekten uzaklarda, kıymetini ve endamını yine gelip geçici şeylerde arıyor. Ardısıra bıraktıkları da dünya toprağının ardına geçmedikçe, hayatı bir kum fırtınasının savrukluğu ve perişanlığı içinde eriyiveriyor; bir biçime bile bürümeden kayıp gidiyor. Dünyayı sırf dünyadan ibaret bilenleri kutuplardan tropiklere hediye olarak buzdan yapılmış takılar götüren zavallının haline benzetesim geliyor. Dünyanın oyalaması içinde bir biçim ve değere sahip gözüken şeyler, berzahın sıcacık gerçekliğine dokununca eriyiveriyor; hiçe düşüyorlar öylece.

Hedefinizi Nasıl Tanımlarsınız?

Başarıya götüren “hedef belirleme “ çalışmasının ilk aşamasını “hedefin tanımlanması” teşkil eder. Hemen herkes zihninde bir hedef ya da gönlünde bir aslan taşır. Ama neredeyse hemen hiç kimse gönlünde taşıdığının boşlukta sallanan bir hayal veya avuntu olduğunu bilmez. Aşağıda başlıklar altında işlediğimiz konuları inceleyelim. Bu özelliklere sahip olmayan istekler hedef olamaz. Gerçekleşemez:

1. Hedef tam istediğimiz şey olmalıdır. Vali olmayı hedeflediğini düşünen kişi gerçekten bunu istiyor mudur? Eğer fırsatı olursa bir Einstein veya bir Edison olmayı da kabullenebilecekse hedefi yoktur demektir. Çünkü tam istenen hedef ne kadar yüksek olursa olsun tamamen farklı olan bir başka hedefle çabucak yer değiştirebiliyorsa her defasında hedefe sahip olan kişi neredeyse sıfırdan başlamak zorunda kalır. Yerinden sık sık oynayan taşın etrafında taşa bağlı hiç bir şeyi sabitleştiremezsiniz.

Hedefimizin tam ve gerçekten istediğimiz şey olup olmadığını nasıl belirleyeceğiz?

Fırtına çıktığında uyuyabilir misiniz?

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı.

Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp ´çiftlik işlerinden anlar mısın?´ diye sormadan edemedi çiflik sahibi. ´Sayılır´ dedi adam, ´fırtına çıktığında uyuyabilirim´. Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı. Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar:

Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu:

´Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.´

Kanaat Hangi Tel Dolapta Saklı?

70 bin çeşit ürünle yüz yüze gelen insan, kanaat etmeyi unutuyor. Kredi kartından aldığı cesaretle alabildiklerini poşetlere atıyor, alamadıkları aklında kalıyor. Mutfak doluyor, buzdolabı taşıyor. Eve gelince poşetlerin hiçbirinin içinden “huzur” çıkmıyor.

“Ve bilmezdim annemin yaşantısındaki renkliliğin yalnızca raflarda dizili kavanozların içindeki reçeller olduğunu”

İki rafına reçel kavanozları dizilmiş, ovulmaktan iyice boyası dökülmüş ama eskiyememiş, zarif ve sadık bir “tel dolap” resmi çağıralım hafızamızdan. Üst raflarında kavanoz kavanoz çilek, vişne, portakal, gül, ahududu reçellerini saklayan, kapaklı alt dolabında ev yapımı makarna, çorba, kurutulmuş meyve ve baklagilleri barındıran, çokça boya yemiş, kayın, ceviz ya da krem renkte bir tel dolap…

Ben sonlarına yetiştim tel dolaplı mutfakların. Gerçi o yıllarda tel dolabı hâlâ buzdolabıyla birlikte kullanılıyordu. Belki vefa, belki alışkanlık, belki de reçel kavanozlarının hatırı sayesinde, evlere buzdolabı girdikten sonra bile çok uzun yıllar atılmadı tel dolabı mutfaklardan. Ama yine de seviniyorum, hayatımda olmasa bile hafızamda gerçek bir tel dolabı resmi var diye. Lâkin bizden sonraki neslin tel dolaplı anıları ve hikâyeleri olmayacak. Çok yazık.

TEMBELLİK HAYATIN İSRAFIDIR

Tembelliğin ne olduğunu ve insanların başına nasıl çoraplar ördüğünü düşündünüz mü? Bu soru çok mu çocukça?

Hemen herkes tembelliğin kötü olduğunu bilir ve kimse tembel olmayı kabullenmek istemez. Ama acaba kaç kişi gerçekten tembel olup olmadığını araştırmıştır?

Tembellik ya zihinsel, ya bedensel ya da her ikisi birden yaşanır. İnsanların büyük bir kısmı zihinlerini, önemli bir kısmı bedenlerini ve yine çok önemli bir kısmı hem bedenlerini hem de zihinlerini çalıştırmazlar.

Dinlenmek kastıyla uzun uzun oturmak, televizyon seyretmek, müzik dinlemek, dedikodu yapmak kontrolsüz hayal kurmak gibi işlerle meşgul olan insan bunları yaptığı anda tembellik tuzağına düşmüştür.

Oysa hayat duraksamadan devam eden “hareketlilik ve aktiflik” prensibi üzerine kuruludur. Atomlardan galaksilere kadar;mikroplardan balinalara kadar fıtrata itaat eden bütün mahlukat amansız bir hareketlilik furyasında çırpınır.

İş Adamlarından Gençlere İş Hayatında Başarı Taktikleri

Zirvedeki zenginlere sorduk:

Gençlere başarılı olmak için neler önerirsiniz? Sizin alanınızda başarılı olmak için neler yapmalı? Tavsiyeleriniz neler?

İshak Alaton: “ Sizi rahatsız etse de, kendinize, bazı sualler yöneltin.”

Aranızda, planlamanın önemini küçümseyecek bulunabilir. İngilizlerin bir atasözünü tercüme etmekle yetiniyorum. “Varacağı limanı bilmeyen yelkenli için hiçbir rüzgar elverişli değildir.” Siz, hedefinizi, arzu ve isteklerinize göre tarif ve tespit edememişseniz, bütün maddi ve manevi servetiniz işe yaramayabilir.

Şimdi derin bir nefes alıp, aynanın karşısına geçin ve uzunca bir müddet gözlerinizin içine bakın. Kendinizi bulmaya ve tanımaya çalışın. Sizi rahatsız etse de, kendinize, bazı sualler yöneltin. Geçmiş günlerde başınızdan geçen bazı nahoş hadiseleri tekrar gözden geçirin. Bunların tatsız neticelerinde, kendi hatalarınızın payının ne kadar olduğu hakkında bazı yargılara varmaya çalışın...

TAMAHKAR İNSANIN DÜNYA HIRSI

Tamahkar insanlar kendilerinde olan nimetleri hırsla sahiplenir, şükretmeyi akıllarına getirmezler. Bu sebeple de bir türlü ellerindeki nimetlerden dolayı sevinç duyamazlar. Zihinlerinde hep daha da fazlasını elde etme arzusu vardır. Hatta ihtiyaçları olmasa bile yalnızca daha fazlasına sahip olma hırsı içinde yaşarlar ve çok küçük şeylere tamah edebilirler. Allah ayetlerde bu gerçeği haber verir ve bu insanların din ahlakını yaşamamakta ısrarlı olduklarına dikkat çeker:

"Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak; Ki Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal' (servet) verdim. Göz önünde-hazır çocuklar (verdim). Ve sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim. Sonra, daha artırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur). Hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır."
(Müddessir Suresi, 11-16)

Kariyer Yönetimi ve Planlaması

Günümüz modern yönetim anlayışında işletmelerin insan kaynaklarından etkinlikle yararlanabilmeleri için kariyer geliştirme programlarına yer vermeleri, gerek organizasyonel etkinlik, gerekse çalışanın iş tatmininin sağlanması açısından oldukça büyük önem taşımaktadır. Kariyer Geliştirme Sisteminin 2 alt basamağı mevcuttur; Kariyer Planlama ve Kariyer Yönetimi.

Kariyer Planlama;
- Kişinin kendi bilgi, beceri, ilgi, değer yargısı, güçlü ve güçsüz yönlerinin değerlendirilmesi,
- Organizasyon içi-dışı kariyer olanaklarının tanımlanması,
- Kendisine kısa, orta , uzun dönemli hedefler saptaması,
- Kariyer planlarının hazırlanması,
- Ve planların uygulanması süreçlerini içerir.

Kariyer Yönetimi ise;

Okuma Hızını Artırmak İçin Yapılması Gerekenler

OKUMA HIZINI ENGELLEYEN, ANLAMAYI AZALTAN NEDENLERİ (YANLIŞ OKUMA ALAŞIKANLIKLARI) ORTADAN KALDIRIN

Sesli Okuma: İlkokul çağlarında daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını zannederek geliştirdiğimiz ve okuma hızını önemli derecede yavaşlatan bir unsurdur. Ortalama konuşma hızı 200 kelime kadardır. Sesli okuduğumuz zaman kendimizi bu limite sınırlandırmış olur ve bu hızın üstüne çıkamayız. Oysa okuduğumuzu anlamak için kelimeleri dil ve kulak yollarından geçirerek beyine göndermemize gerek yoktur. Göz çektiği fotoğrafları dilimizden yüzlerce defa süratli olarak beyine göndermekte ve beyin almaktadır. Sesli okuduğumuz zaman 200 kelime 1 dakikayla sınırlandığı için okuma hızımız çok daha hızlı olan beyin kapasitemize yetişememekte, arta kalan beyin kapasetimiz, boşluğu başka düşüncelerle doldurmaya çalıştığından konsantrasyonumuz ve okuma etkinliğimiz azalmaktadır.

İçinden sesli okumakda bir okuma türüdür. Her ne kadar bunda dudaklarımız kelimeleri tek tek telaffuz etmiyor ise de , ses tellerimiz kımıldıyor ve okuma hızımız 500 kelime 1 dakikayla sınırlıyoruz. Bunu önlemek için uzmanlar okurken çiklet çiğnemeyi öneriyorlar.(Gözle görme alışkanlığı edinene kadar) Okurken çiklet çiğneme temponuz hiç değişmezse bu yanlış alışkanlığı yenebilir ve gözle okumaya başlayabilirsiniz.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- Moncler Vest Men Cap Purple - $169.00 : Cheap Moncler Outlet Online Store, cheapmonclerco.com
- VASIFSIZ PERSONELLER
- harita ve kadastro is imkani maas matematik
- Bizimle çalışmak için buraya tıklayınız
- Google'da İşe Girmenin Yolları
- 0 530 112 06 06 - Ankara Oto Kurtarma Nak.San.Tic.Ltd.Şti
- BP (British Petrolium) ve ateşe tapanlar arasındaki bağ ne?
- Pirelli - DURSUNLAR OTOMOTİV
- VARTA Start-Stop Plus
- PIRELLI Cinturato P1 VERDE
- İşkur iş arama iş sorgulama - işkur iş ilanları
- İşkur
- MEB'in yeni TEOG sınavı skandalla başlıyor! 27 Kas 2013 22:19 Samanyolu Haber
- ..
- RAVZANA GİDENLERİN
- ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA-
- İNTERNETTEN NASIL PARA KAZANABİLİRSİNİZ?
- MERSİN TEMİZLİK ŞİRKETLERİ COŞARLAR TEMİZLİK,05377972341
- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- meslek seçim alanları
- Hızlı Geçiş Sistemi Hakkında Herşey
- NE ZAMAN SENİ GÖRSEM KABE'DEYİM-ORHAN AFACANB
- KARI-KOCA HAKLARI
- öylesine
- Çalışan Kişiler İçin Ek İş İmkanı
- SELAM OLSUN
- Parasız hizmet, silahsız savaşa çıkmaktır
- Diplomatalık için yardım lütfen.
- BEŞYÜZ DERDEDEVA
- ÇİNCE EĞİTİMİ - ÇİNCE KONUŞARAK ÖĞREN - TİCARET ÇİNCE'Sİ
- Namaz kılarak insanlar işlerini yapamazlar mı?
- ??
- Vakıa suresi (mucize)
- Internet tabanlı Serbest çalışma İmkanı
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- sondaj
- Vergi Bilinci
- Tesettürlü olmak ve iş imkanları

islamikariyer.com (2006-2008).