Gelen kişi, şehrin en zenginlerinden biri değilse bile, hatırı sayılır tüccarları arasındaydı. Adam, âlime:
“Size bir maruzatım var” dedi. “Ben hacca gitmek istiyorum. Bunun için, sene boyu kenarda üçyüz altın biriktirdim. Acaba bu para rahatlıkla gidip gelmem için yeterli olur mu?”
Âlimin cevabı şuydu:
“Bu para rahatlıkla gidip gelmen için yeterli olmayabilir.”
Bunun üzerine, adam:
“Peki öyleyse,” dedi. “Biraz daha biriktirir, seneye giderim.”
Aklımın ve yüreğimin gösterdiği istikamette gidemediğim zamanlar, hayalimde hep “haşlanmış kurbağa deneyi” canlanıyor. Sadece şahsî hayatımda değil, aile hayatımda, cemiyete ait sorumluluklarımdaki ihmalimde veya işletmelerdeki çöküş sürecini incelediğimde hep aynı deney canlanıyor hafızamda. “Haşlanmış kurbağanın kaderi”…
DÜNYA HAKKINDA, hepsi de güzel ama birbirinden farklı benzetmeler var; bunlardan birisi de “ticaretgâh.”
Bir varmış, bir yokmuş; âhirzaman içinde, modern çağların birinde, para hırsı kalblere hükmediyormuş. "Bu zamanda parasız hiçbir şey olmaz" veya "Mutluluğun sırrı paradadır" gibi sözler herkesin dilindeymiş. Arkadaşlar biraraya geldiklerinde hep paradan konuşurlar ve şöyle derlermiş: "Şu gömleği şu kadar paraya aldım, nasıl güzel mi?" "Gözlüğün ne kadar güzel! Kaça aldın?" "Geçenlerde son model bir araba gördüm. Fiyatını duysan şaşar kalırsın!"
SIRAT..
I.
"PARA"nın: Tüm kötülüklerin temeli olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Hepimizin ağzına pelesenk olan, popüler kültürümüzü esir alan şu “Beden Dili” şamatası sıkmadı mı artık?



Son yorumlar
1 hafta 18 saat önce
1 hafta 5 gün önce
4 hafta 3 gün önce
5 hafta 1 gün önce
5 hafta 3 gün önce
6 hafta 5 gün önce
7 hafta 6 gün önce
10 hafta 5 gün önce
12 hafta 3 gün önce
15 hafta 2 gün önce