Arsiv Bölümü

warning: Creating default object from empty value in /home/kariyer/domains/islamikariyer.com/public_html/modules/archive/archive.inc on line 53.
Tarih

Ekip Çalışması

Tabiatta bulunan bütün canlı yaratıklar, değişik şekil ve derecelerde, kendi türleri ve diğer türlerle yardımlaşma ve dayanışma açısından, bir münasebet içindedir; yani ekip çalışması yapar. Bu durum, hayvanlar âleminde kendi aralarında olduğu gibi; bitkiler âleminde hem kendi aralarında, hem de hayvanlar ve bitkiler arasında görülebilir.

İnsanoğluna gelince; o, yaradılışı gereği böyle bir ekip çalışmasına yatkın, uyumlu ve aynı zamanda mecbur olarak yaratılmıştır. 'İnsan, sosyal bir varlıktır.' derken de, kastedilen, diğer insanlarla konuşup anlaşma özelliğidir. Aslında bütün insanlar için olması gereken bu özellik, günümüzde maalesef sadece bazı insanlar için, "Filan insan sosyaldir." sınırlamasıyla, o insanın diğer insanlarla konuşup anlaşabildiğini ifade etmek için kullanılır.

Öncelik İyi Ahlak Mı? Kişisel Gelişim Mi?

Günümüzde hemen her insanın yakındığı benzer sıkıntı ve problemler vardır. İşlerin peşinde koşuşturup durmaktan, kendine, ailesine ve dostlarına zaman ayıramama, iş ve aile ortamında monotonluk veya geçimsizlik, yapmak istediklerinde başarısızlık ve verimsizlik insanların ortak problemlerinden bazılarıdır. Diğer yandan insanların çeşitli korkuları vardır. Bazı insanlar ölümden, bazıları patron veya amirinden, bazıları yüksekten, bazıları sudan, bazıları bir hayvandan, bazıları asansöre binmekten, bazıları toplum önünde konuşmaktan vs. pek çok şeyden korkar. Bazı insanlarda ise; bıkkınlık, ümitsizlik ve bitkinlik hakimdir. Gününü gün etmek isteyen insanlar dahi gönüllerinin derinliklerinde bir huzursuzluk ve tedirginlik hissetmektedir. Hayatı yaşanmaz bir yük gibi gören, geleceğe dair hiçbir güveni olmayan insan sayısı da ihmal edilemeyecek kadar çoktur. İnsanlar, böylesine problemli bir dünyada ister iş adamı, ister ev hanımı, ister öğrenci, ister öğretmen, ister doktor, ister işçi vb.

İsraf, Açlık ve Ölüm

İnsanoğlunun 21. asra süratle yaklaştığı şu günlerde, açlık bütün insanlığın endişesi olarak kendisini göstermektedir. İleriye ait bütün düşünceler bu mevzu üzerinde odaklaşmakta ve insanlık aç kalmamak için tabiatla savaş anlayışına hazırlanmaktadır. 20. asırda ekmek ve su kadar zaruri bir unsur olarak karşımıza çıkan petrolün tükenme endişesi, petrol rezervlerinin istikbal için garanti vermemesi, ilim adamlarını atom enerjisinden ve daha sonra da güneş enerjisinden istifade çarelerini araştırmaya sevketti. Süratle gelişen devletler bir taraftan artan nüfus karşısında uzayda iskan yerleri ararken, diğer yandan doğum kontrolüyle nüfus artışına mani olmaya çalışmaktadırlar. Halihazırda gelişmiş devletlerin mühim bir açlık problemi yoktur. Onlar daha lüks ve daha rahat bir hayat zemini hazırlama arzusundadırlar.

Kendini Yenilemenin Dinamikleri

Bir sistem veya kurum inşa edilirken yaratılış kanunları gereği, onun yıkılış ve ölüm tohumları da birlikte sisteme ekilmektedir. Bir benzetme ile bunu akla yaklaştıracak olursak, “canlılarda doğum aynı zamanda ölümün ilk başlangıç noktasıdır” şeklinde bir misal verebiliriz. Dolayısıyla, sistemin oluşmaya başlamasıyla birlikte ortaya çıkan bu ölüm tohumlarının erken filizlenmemesi için, sebebler planında, o sistemi kuran veya yaşatanların sahip olması gereken bazı temel vasıflar bulunmaktadır. Bu yazıda, sistemin veya sivil toplum kuruluşlarının canlılığını sağlayıcı veya ölümünü geciktirici insan vasıflarının bazıları kısaca tanımlanacaktır

YENİLİKÇİ KİŞİLERİN GENEL VASIFLARI

İktisadi bünyenin kanseri

Türkçe'de kullanılan 'faiz' kelimesi Arapça menşe'li olup, 'kazanan' demektir. Teknik mânâda 'faiz'in Arapça karşılığı 'riba'dır. Riba, "gelişip artmak, yükselmek, şişmek" demektir. Türkçe'deki kullanılan şekliyle 'faiz' veya Arapça aslıyla 'riba', doğrudan veya dolaylı olarak, emeğe dayanmaksızın, sadece zamana, rizikoya ve belirsizlik faktörüne dayalı, meşru olmayan bir kazançtır. Yani, paranın belli sürede, doğurduğu paradır.

Kapitalist ekonominin vazgeçilmez unsurlarından olan faiz konusunda ekonomistler arasında çok farklı görüşler vardır. Adam Smith ve Ricardo gibi klasik ekonomistlere göre faiz, parayı ödünç alanın, paradan sağladığı kâr karşılığında ödünç verene ödediği fazla paradır.

Asrı Saadetten Günümüze Piyasa Ahlakı

Ferdi ve sosyal yozlaşmanın toplum hayatının her köşesinde kendini hissettirdiği günümüzde insanlık, Kur’an ve Sünnet’in ekonomik ve sosyal hayata ilişkin prensiplerine ne kadar da muhtaç! Zira İslam, asırlar önce getirmiş olduğu prensiplerle beşere ışık tutmuş, bütün zaman ve mekana muallim "Asr-ı Saadet" toplumunu meydana getirmiştir. Bu uygulamalar, insanlığın yeniden kendisine döneceği günleri beklemektedir.

HAYALLER VE GERÇEKLER

Şimdi gecenin sabaha döndüğü bir vakit. Gündüz şimşeklerle yırtılan gökyüzündeki bulutlar çekilmiş. Kalan bir kaç parçacık bulut hafif esintili rüzgarın eşliğinde gökyüzünde asılıymış gibi duran dolunaya arkadaşlık etmede. Yüreğimde tarif edemediğim bir derin duygu, beni yazmaktan da, uykuya teslim olmaktan da alıkoyuyor. Balkonun kapısını aralıyorum ve biraz hava almak için balkona çıkıyorum. Benim derin duygularımın rağmına şehr-i İstanbul derin uykularda...

GELECEĞİN SAVAŞLARI TARLALARDA OLACAK

Son günlerde, bütün dünyayı bekleyen felâket senaryoları sıkça gündeme gelmeye başladı. Bütün insanlığı ilgilendiren acı sona dair yorumlar, son günlerde çok sık dile getirilir oldu.

Ancak, hemen her ağızdan dile getirilen bu tehlikenin ve felâketler zincirinin ilk halkasını, başta petrol olmak üzere yer altı ve yer üstü zenginliklerin büyük güçler arasında paylaşımı oluşturmuyor. Gelir dağılımının dengesizliği; silahlanma ve bu silahları kullanma da değil.

Bütün bu ve benzeri tehlikelerin ilk halkayı oluşturmaları, belki 19. ve 20. yüzyıllar boyunca söz konusuydu. Ama artık bu tehlikeler, ilk değil son halkayı oluşturuyor. Bir zamanların son halkası veya neticesi olan ‘çevre felâketi,’ artık ilk halkayı oluşturmakta. Geleceğe yönelik yazılıp çizilen kıyamet senaryolarının baş aktörü artık ‘çevre kirliliği.’

Dahi Nasıl Yetişir?

Deha ya da bu yeteneğe sahip olma anlamına gelen dahilik, her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Son yıllarda kişisel gelişim düşünce ve pratiklerinin artışıyla söz konusu ilgi, çok daha yüksek boyutlara ulaştı. Kişisel gelişim ve özelde NLP’nin başarılı insanların hayatlarını model alma veya modelleme teorisini benimsemesi, ister istemez, dahilerin de modellenmesini gündeme getirdi. Buna göre, eğer dahilerin davranış ve düşünce kalıplarını deşifre edilebilir ve bunları taklit edilebilirseniz, siz de bir dahi olabilirsiniz.

İşinizde günde kaç saat çalışıyorsunuz?

Zaman Bir Kılıçtır

Kur’an-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Asra yemin olsun ki hiç şüphesiz insan hüsran (zarar)dadır. Ancak inanıp salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır.” (Asr, 1-3)

Halikın namütenahi adı var, en başı Hak
Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak!

Hani ashab-ı kiram ayrılalım derlerken,
Mutlaka sûre-i ve’l-asrı okurmuş, bu neden

Çünkü meknun o büyük sûrede asar-i felah
Başta iman-ı hakiki geliyor, sonra salah

Sonra hak, sonra sebat: İste insanlık
Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık

Mehmet Akif

Özenti

Fakir bir adam, her gün televizyonlarda boy gösteren ve "ülkenin sayılı zenginlerinden biri" şeklinde tanıtılan sanayiciye özenip, onun gibi olmaya karar vermiş. Sık sık Allah'a yalvarıp:

— Ver Yarabbi!. diyormuş. Fakirlikten bezdim usandım artık!.

— Adam, bu işi aklına koyunca, cebinde kalan son kuruşlarını, yine zenginlerin yazdığı "Nasıl Zengin Olunur?" ya da "Zenginliğin Sırları" gibi kitaplara yatırıp, her birini dikkatlice okumuş. Okumuş ama, açıkçası pek bir şey anlamamış. Her halde en iyi yol, dedesinden duyduğu şeyleri yapmakmış.

— Allah bütün duaları işitir!. dermiş, nur yüzlü dedeciği. Ne istersen O'ndan istemelisin.

Ekonomide Hz.Muhammed (s.a.v.) mucizesi!

Günümüzde dünya ekonomisi yüzlerce sorunla başetmeye çalışırken, yüzyıllar önce HZ Muhammed'in oluşturduğu ekonomik düzenin istikrarı nasıl sağladığını biliyor musunuz? İşte Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ekonomide istikrar getiren anlayışı;

Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) sosyal adaletin sadece prensiplerini koymadı, aynı zamanda gerçekleştirdi de. Getirilen ekonomik tedbirlerle zengin-fakir arasındaki uçurum mümkün olduğu ölçüde kapandı. Fakirler zenginlerin iyiliğini ister,zenginler de fakirleri koruyup gözetir duruma geldiler.

Bir Tüketim Öyküsü

BİZ dünyayı çok sevdik. Bir zamanlar bizim için uçsuz bucaksızdı dünya, keşfedilmeyi bekliyordu. Yirminci yüzyılda ise, iletişim ve ulaşım araçlarının geliştirilmesiyle dünya bir köy mesabesine geliverdi. Dünya bütün güzellikleriyle, bütün imkânlarıyla ellerimizdeydi artık. Ve bizler bütün çılgınlığımızla saldırdık ona.

Ancak, doymak bilmeyen kazanma hırsımız, ebedî dünyada yaşayacakmış gibi biriktirme hevesimiz, dünyadaki sınırlı kaynakları çarçabuk yitip tükenme noktasına getirdi.

Dünyanın dengesi, insanların, insanca yaşamasına endeksli iken, insanların ahlâk dengesi bozulunca dünyada da dengesizlikler zuhur etti.

Şu an, tabiatta 1000 yılda yaratılmış petrolü 1 günde tüketiyoruz. Daha geçen yüzyılın başlarında dünyanın yakıt rezervleri full iken, şimdi göstergelerde kırmızı ışık yanıyor. Dünya tükeniyor ve biz, bu çağın bize verdiği tüketici rolüyle hızla ve çaresizce tüketiyoruz.

Gelişme Mi? Geleceği Tüketmek Mi?

MODERN düşünceyle birlikte “Benim aklım bana yeter” diyen insanoğlu, semavi rehberliği devre dışı bıraktı ve hayatı kendince okuma teşebbüsünde bulundu. Aklına güvenerek yola çıkan insan için var olduğu günden beri hep arayış halinde olduğu mutluluğa erişme yolunda iki anahtar kelime ön plana çıktı: Gelişme ve ilerleme. Hayatın rakamlar üzerinden okunması sonucunda ekonomik faaliyetlerin artırılması ile elde edilecek refah sayesinde dünyadaki problemlerin halledileceği ve insanlığın aradığı mutluluğu böylece yakalayacağı düşünüldü. Daha da önemlisi bu düşünce, temelinde maddi ve teknolojik imkanlarla oluşturulmuş bir Dünya Cenneti var etme iddiası barındırmaktaydı.

Elhamdülillah

İmam-ı Azam Hazretleri zengin bir alimdi. Ticaretle de meşgul olurdu. Birgün öğrencilerine ders verdiği sırada bir haber aldı:

”Size ait kumaşları getiren gemi batmıştır.”

Büyük alimin cevabı tek cümle oldu:

”Elhamdülillah!”

Ve dersine devam etti. Bir müddet sonra aynı haberci gelip dedi ki:

”Efendim.,özür dilerim, biraz önce verdiğim haber doğru değilmiş. Malınızı taşıyan gemi sapsağlam geldi, şu anda yükünü boşaltıyor.”

O mübarek zat,yine aynı cümleyi tekrarladı:

”Elhamdülillah!”

Yanındakiler hem kayıp hem de kazanç halinde söylenen bu cümlenin sebebini sordular. Buyurdu ki:

- “Biz, küfür ve sapkınlık hariç, her halde Cenab-ı Hakk’a şükür üzere olmalıyız. Dünya imtihan yeridir. Bazen vererek bazen de alarak imtihan eder. Önce Rabbim beni alarak, zarara sokarak imtihan ediyor diye düşünüp hamdettim. Sonra lutfederek, kazandırarak imtihan ettiğini anladım; yine hamdettim…”

Borsadan para kazanabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Halil İbrahim Bereketi

Büyük din ve bilim adamlarından Ulu Arif Çelebi anlatıyor :

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış…. Büyüğü Halil, küçüğü ise İbrahim… Halil, evli çocuklu, İbrahim ise bekarmış… Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin. Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.. Bununla geçinip giderlermiş. Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar. İş kalmış taşımaya. Halil, bir teklif yapmış :

- İbrahim kardeşim ; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.

- Peki abi demiş İbrahim…

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye….

O gidince, düşünmüş İbrahim:

- Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine. Böyle demiş ve, kendi payından bir miktar atmış onunkine. Az sonra Halil çıkagelmiş:

- Haydi İbrahim…! Demiş, önce sen doldur da taşı ambara.

- Peki abi…!

İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola. O gidince, Halil’i düşünür bu defa: Der ki:

Kayayi Itmek

Fakir bir genç adam geceleyin kulübesinde uyurken, uyku ile uyaniklik arasinda odasinin isikla doldugunu gördü. Gaipten gelen bir ses ona söyle dedi:

“Bundan böyle Allah için çalisacak ve kulübenin önündeki büyük kayayi bütün gücünle iteceksin!”

Bunun Allah’tan gelen bir emir olduguna inanan adam, ertesi sabah kayayi itmeye basladi. Daha ertesi gün, ve izleyen haftalar... günesin dogusundan batisina kadar tasi itti durdu. Aylar süren ugrasi sirasinda kaya yerinden bile kimildamadi. Adam gece kulübesine yorgun-argin dönerken, gününün bosa geçtigini düsünüyordu artik. Onun sevkinin kirildigini hisseden seytan kalbine vesveseler vermeye basladi: “Ne kadar zamandir bu kayayi itip duruyorsun, bir milim bile kimildamadi. Kendine bunun için niye yazik ediyorsun? Onu yerinden oynatman zaten mümkün degil, vs.” Böylece, gence görevi yerine getirmesinin imkansiz oldugunu, dolayisiyla basarisizliga ugradigi duygusunu asilamaya çalisti.

Özel Yaşamınızla İş Hayatınızı Dengeleyebiliyor Musunuz?

Günümüzün yoğun çalışma temposu içinde, iş sorumlulukları her geçen gün artan bireyler için iş ve özel yaşam dengelerini tutturmak oldukça zor olmaktadır. Bu dengeyi tutturabilen bireylerinse hem özel hayatlarında hem de kariyerlerinde daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Aşağıda size iş ve özel yaşantınızı dengelemenizi kolaylaştıracak birkaç ipucu sunuyoruz.

Kimi kariyer alanları diğerlerine oranla daha stresli bir iş yaşamını gerektirebilir.

Eğer kariyerinize yeni yön vermekteyseniz ya da uzun zamandır aynı alanda kariyer yapıyorsanız, belki de kariyer değişikliğini düşünmenizde yarar vardır. Kendinize ya da ailenize daha çok zaman ayırmak istiyorsanız, kariyerinizi değiştirmeyi düşünebilirsiniz.

Ya 10 Yıl Sonrası?

Bundan 10-20 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Hayatınız şu an olduğu gibi devam ederse, aşağıdakilerden hangisini söyleyeceksiniz?

"Tam hedeflemiş olduğum yerdeyim. Hayatımı hem mutlu olduğum işi yaparak, hem de iyi para kazanarak yaşıyorum."

"Keşke yeniden başlama şansım olsaydı. Eminim geçmişte yaptığım hataları yapmazdım; çünkü bu kariyer kesinlikle benim hayallerimdeki değil."

Hayat gerçekten günümüzde her birimizin gerçekten yapmak istediği işleri yapmasını zorlaştırmakta.. Peki kaçımız buna karşı direnmekte ve ilerde başarılı olacağım ve bana en uygun işi yapacağım için şimdi sıkıntılara katlanıyorum diyebilmekte? Gelecekte sadece geçiminizi sürdürdüğünüz ve her sabah asık suratla gittiğiniz bir ofis mi sizin tüm hayatınızdaki en önemli kavramlardan biri olacak? Yoksa gerçekten ait olduğunuzu hissettiğiniz yerde, yapmak istediğiniz işi mi yapacaksınız? Bunun kararını verecek olan sizsiniz. Peki bundan sizi alıkoyan ne?

İşin Altında Ezilmek

Rekabetçi iş ortamının ağırlığını iyice hissettirmeye başladığı bugünlerde, işyerleri gün geçtikçe daha şiddetli çatışmaların ve bireysel çekişmelerin sahnesi haline gelebiliyor.

Bir çok araştırma sonucunda da karşımıza çıkan sonuç, son zamanlarda çoğu çalışanın, olması gerektiğinden çok fazla ve zor şartlar altında çalıştığını düşündüğü.

Özellikle birden fazla işte çalışanların en önemli sorunu, zamanlarının kendilerine hiçbir şekilde kalmaması. Yine araştırmalar gösteriyor ki tüm bu yoğun çalışma süreci sonucunda bireyde; aşırı yorgunluk, bitkinlik, kaygı, depresif davranışlar, mutsuzluk ve sinir hali gözlenmekte.

Bir de çalışanın özel yaşamında sorun varsa, iş arkadaşlarıyla ilişkisinin olumsuz yönde gittiğini ve genelde ilişkilerin gergin bir şekilde yaşandığını görebilirsiniz. Bu da çalışan ne kadar seçkin özelliklere sahip olsa da veriminin düşmesine neden olur. İşveren, işlerinin yoğunluğunu kontrol edemediği sürece bu durum içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

Ceviz kirmak ve para


Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru sorulur. Herhalde iş adamı olduğum için. Ben, ''paranın iki kişiliği vardır'' derim.

Birincisi para bir değiş tokuş aracıdır. Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz.

İkincisi ile gelecek korkusunu yenersiniz. ''Yaşlılığımda çaresiz, muhtaç, perişan kalmam çünkü kötü gün paramı bir kenara ayırdım" dersiniz.

Ama para ötesi para-üstü bir konu daha vardır bunu parayla satın alamazsınız.

Dümendeki çocuk gibiyiz her birimiz...

“Yanlış haritaya bağlı çabalardaki artış, sizi yanlış yere daha hızlı götürür” S.COVEY

Dümendeki çocuk gibiyiz her birimiz...

Tercihlerimiz, belirlediğimiz rotamız, Rabbimizin izni ile bizi kâh fırtınalı denizlere, kâh ılıman iklimin hakim olduğu sakin limanlara götürüyor.

Fırtınalı denizlerde hadiselerin dağlarvari dalgaları ile boğuştuğumuzda kabahati denizde buluyoruz çoğu zaman. Sakin denizlerde masmavi gökyüzünün altında, Güneş’in ışıltılarını sularda seyrederek yol aldığımızda veya yıldızlarla yakamozları beraberce seyrettiğimiz bir yerde demir attığımızda ise mahareti kendimizde biliyoruz.

Oysa gemimize yön vermemize vesile olan dümenin nasıl işlediğine biraz dikkat edecek olursak, bu sahiplenmede ne derece haklı ya da haksız olduğumuzu anlarız.

SİSTEMİ KAVRAMAK

13 Adımda Geleceği planla

1. İnişe geçmeden, yükselen yeni dalgalara bin: Çünkü her çıkışın bir inişi vardır, zirvede tutunmak çok zordur, genellikle iniş kaçınılmazdır. Fakat yükselen yeni dalgalar sizi inişten korur.

2. Dünkü davranışlar hakkında düşünceleri değiştirir: Çünkü düşüncede değiştirilmeyen davranış tekrarlanır, değişim düşünceden başlar.

3. Dünyaya adapte olmak (normal insan davranışı) yerine dünyayı kendine adapte et (sıra dışı insan davranışı): Çünkü bütün gelişme, keşif ve buluşlar sıra dışı insanların eseridir.

4. Geniş açılı bilgi tabanına sahip ol: Çünkü bilgi güçtür.

5. Altıncı hissin sesini duy, dinle, ona güven: Çünkü sezgileriniz sizi genelde yanıltmaz, yeter ki onları doğru hissedin ve duyun. Sezgileriyle düşünen iyi senaryolar planlar ve başarılı sonuçlar alır.

6. Doğru insanları doğru takımlara al: Çünkü doğru insan yanlış yerde yanlış insandan daha tehlikelidir.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- Moncler Vest Men Cap Purple - $169.00 : Cheap Moncler Outlet Online Store, cheapmonclerco.com
- VASIFSIZ PERSONELLER
- harita ve kadastro is imkani maas matematik
- Bizimle çalışmak için buraya tıklayınız
- Google'da İşe Girmenin Yolları
- 0 530 112 06 06 - Ankara Oto Kurtarma Nak.San.Tic.Ltd.Şti
- BP (British Petrolium) ve ateşe tapanlar arasındaki bağ ne?
- Pirelli - DURSUNLAR OTOMOTİV
- VARTA Start-Stop Plus
- PIRELLI Cinturato P1 VERDE
- İşkur iş arama iş sorgulama - işkur iş ilanları
- İşkur
- MEB'in yeni TEOG sınavı skandalla başlıyor! 27 Kas 2013 22:19 Samanyolu Haber
- ..
- RAVZANA GİDENLERİN
- ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA-
- İNTERNETTEN NASIL PARA KAZANABİLİRSİNİZ?
- MERSİN TEMİZLİK ŞİRKETLERİ COŞARLAR TEMİZLİK,05377972341
- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- meslek seçim alanları
- Hızlı Geçiş Sistemi Hakkında Herşey
- NE ZAMAN SENİ GÖRSEM KABE'DEYİM-ORHAN AFACANB
- KARI-KOCA HAKLARI
- öylesine
- Çalışan Kişiler İçin Ek İş İmkanı
- SELAM OLSUN
- Parasız hizmet, silahsız savaşa çıkmaktır
- Diplomatalık için yardım lütfen.
- BEŞYÜZ DERDEDEVA
- ÇİNCE EĞİTİMİ - ÇİNCE KONUŞARAK ÖĞREN - TİCARET ÇİNCE'Sİ
- Namaz kılarak insanlar işlerini yapamazlar mı?
- ??
- Vakıa suresi (mucize)
- Internet tabanlı Serbest çalışma İmkanı
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- sondaj
- Vergi Bilinci
- Tesettürlü olmak ve iş imkanları

islamikariyer.com (2006-2008).