Arsiv Bölümü

warning: Creating default object from empty value in /home/kariyer/domains/islamikariyer.com/public_html/modules/archive/archive.inc on line 53.

Ekonomik kriz ruh sağlığını tehdit ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, dünya genelinde yaşanan ekonomik krizin, ruh sağlığını tehdit ettiğini belirterek, “İşini kaybedenlerde, çalışan bireylere göre 2 kat daha fazla depresyon gözlenmektedir” dedi.

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

1980 sonrasında dünya genelinde birçok ülkede ekonomik krizler yaşandığını anımsatan Ulaş, 1992-1993’de Avrupa Para krizi, 1994-1995’te Latin Amerika krizi, 1997-1998’de Güney Doğu Asya krizi, 1998’de Rusya krizi, 1999’da Brezilya ve 2002’de Arjantin krizleri olduğunu, Türkiye’de de özellikle 1980, 1994, 2001 ve 2004 ekonomik krizlerinin ülke ekonomisini ve özellikle sosyo-ekonomik düzeyi düşük kesimleri olumsuz etkilediğini bildirdi.

Ulaş, Güney Doğu Asya krizinin ardından Kore, Tayvan ve Endonezya’da, Türkiye’de de 2001 krizi sonrasında işsizlik ve yoksulluk oranlarında artış saptandığını dile getirerek, şunları kaydetti:

Kriz, 260 bin kişiyi işsiz bıraktı

Küresel ekonomik kriz nedeniyle, Eylül başından bu yana dünya genelinde finans dışı sektörlerde işten çıkarılanların sayısı yaklaşık 260 bini geçti.

Dünyanın üçüncü büyük madencilik şirketi İngiliz-Avustralyalı Rio Tinto bugün 14 bin kişiyi ve dünyanın en büyük rulman üreticisi İsveçli SKF 2,500 kişiyi işten çıkaracağını bildirdi.

Kriz, dünya genelinde otomobil endüstrisinden telekoma ilaç üreticilerinden çelik şirketlerine pekçok sektörde işten çıkarmalara yol açtı.

Eylül başından bu yana en fazla işten çıkarma, 24 bin 600 kişiyle Kuzey Amerika'da faaliyette bulunan bilişim şirketi Hewlett-Packard'da oldu.

Hewlett-Packard'ı, 16 bin kişiyle Japon elektronik devi Sony, 14 bin kişiyle Rio Tinto ve 12 bin kişiyle ABD'nin en büyük telekom ve internet firması AT&T izliyor.

Eylül başından bu yana şirketler tarafından duyurulan belli başlı işten çıkarmalar şöyle:

Küresel Ekonomik Krizin Derin Sebepleri

Dünyanın bugünkü haliyle, Batı hızla bir enkaza dönüyor, tarihe mal ettikleri, Nobel ödülleriyle onore ettikleri iktisatçıların marifetiyle kurdukları ekonomik sistem tel tel dökülüyor.

Çok güvenilen, yıkılmaz kale sanılan uluslar ötesi bankaların her gün biri devlet kontrolüne geçiyor.

ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi Batı dünyasını temsil eden ülkeler, krizle baş etme konusunda acz içinde kıvranıp duruyor. Eskiden neredeyse dünyalı bile saymadıkları Çin ise Batı'yla kıyaslanamayacak ölçüde rahat durumda. Hindistan'ın yıldızı yükseliyor.

Batı'da merkez bankaları hazine yetkilileri ve hükümetlerin krizi dindirmeye yönelik her hamlesi boşa çıktı. Herkes panik içinde. Süslü bir deyimle likidite krizi diye adlandırdıkları parasızlık, bankaların, sigorta şirketlerinin belini büktü. Parasız kuruluşları fonlayan devletin kendisi likidite sıkıntısı çekmeye başladı. Peki, bu malî felâket niçin oldu?

ESAS SEBEB: FAİZ

Tarih boyunca en çok lanetlenen bir kavram iken her devirde insan ve toplum hayatını en çok etkileyen bir unsur olmuştur, faiz. Ama faize ilişkin en önemli gerçek, kapitalist liberal ekonominin temel taşı olduğu veya yapıldığıdır.

Faiz ile göze alınan risk: ALLAH İLE SAVAŞMAK!

Ayetler ve ibretler

“Ey iman edenler! Eğer inanmış kimselerseniz, Allah’tan korkun ve faizin geri kalanını terk edin.
Bunu yapmazsanız, Allah ve Resulü ile savaş halinde olduğunuzu bilin.”
Bakara Sûresi, 2:278-279

KUR’ÂN-I KERİM pek çok âyetinde bizi Allah’ın yasaklarını çiğnemekten sakındırır. Zira Âlemlerin Rabbi tarafından konulmuş bir yasağın şakaya gelir tarafı yoktur. Bilerek ve aldırmaksızın bir İlâhî yasağı çiğneyen, onun bu dünya hayatındaki en büyük felâketlerle kıyaslanamayacak kadar vahim sonuçlarını da göze almalıdır.

Bu âyetler ise, Kur’ân’ın diğer suçlara karşı yönelttiği tehditlerden de büyük bir tehdit içeriyor. Daha doğrusu, akla gelebilecek tehditlerin en büyüğünü içeriyor:

Allah ve Resulü ile savaş halinde olmak!

Böylesine vahim bir sonuca sebep teşkil eden şey ise, faizde ısrar etmektir. Âyetin ifadesiyle, “faizin geri kalanını terk etmemek,” yani, faiz yasağı indikten sonra da hâlâ faiz alıp vermeye devam etmektir.

Niçin faiz hakkında âyet bu kadar şiddet gösteriyor?

Ekonomi Değil, Ahlak Krizi!

SON GÜNLERİN en çok konuşulan konusu, hiç kuşkusuz, küresel ekonomik kriz. Televizyon ve gazetelerde yapılan enine boyuna tahlilleri, toplumun her kesiminden insan dikkatle takip ediyor.

Fakat ekonomi uzmanları ne kadar basitleştirmeye çalışırsa çalışsın, iktisat terimlerinin karmaşıklığı, pekçok şeyin hâlâ anlaşılmasına mani. Mortgage, endeks, parite, Keynesçi ekonomi ve daha binlerce iktisat teriminin, çoğu insanın kafasında bir karşılığı yok.

Yine de biraz bahsetmemiz gerekirse, kriz için konuşulan sebepler, muhtelif. Amerika’da ödeme gücü olmayan en fakir insanlara bile ev alma kredisi verilmesinden bahsediliyor. Bu çarkın durmaya başladığı ve zincirleme olarak diğer bütün iktisadî unsurları etkilemeye başladığı nokta.

Ardından, daha kapsamlı yapılan yorumlarda, finans sektörünün faiz yoluyla paradan para kazanmanın (rant ekonomisi) envai çeşit yolunu üretmelerine işaret ediliyor. Bankalar ve özel finans kuruluşları, kârlarını devasa boyutlarda katlamak için sürekli olarak paraya tahvil edilebilir değerli evraklar üzerinde alım-satım gerçekleştirmişler. Ve üst bir denetim mekanizması bulunmadığı için, bir noktadan sonra, evet, kârlar katlanmış ama ortada ne o miktarda borcu ödeyecek insan varmış, ne de para.

Zamanı doğru yönetmek

Hepimiz sürekli olarak işlerimizin yoğunluğundan ve zamanın kısıtlılığından şikayet edip dururuz. Bitirmemiz gereken işler, teslim etmemiz gereken projeler, bunların yanında da her gün yapmamız gereken bazı rutin işler vardır.

Zaman yönetimi bize boşa geçen anlarımızı kazandırmayı ve bu yoğun tempoya ayak uydurmamızı sağlamayı amaçlar. Zamanı düzenli ve sistematik bir şekilde kullanabilmek, önemli işlere daha çok vakit ayırabilmek için rutin işleri daha az zamanda bitirebilmek, dahası iş dışında tüm hayatımızı aynı düzen içinde sürmektir.

Zaman yönetimi ve Kişisel Verim konusunda yirmi yıldır çalışan Dr. Donald Wetmore'un zaman yönetimine başlamak için ilk sekiz kuralı şöyle;

1. Dokümanlarınızı düzenleyin. Artık çoğumuz kağıt karmaşası içinde boğuluyor olmasak da, bilgisayarlarımızın 'My Documents' bölümünde ya da 'masa üstünde' bir çok gereksiz doküman dağınık bir şekilde duruyordur mutlaka. Sıklıkla kullandığınız metinleri ya da bilgileri kolay erişilebilir bir yerde ve düzenli bir şekilde tutmalısınız.

2. Tek bir takviminiz olsun. İnsanların farklı farklı 'Yapılacaklar' listeleri, ajandaları, aynalarının buzdolaplarının, panolarının üzerinde not kağıtları vardır. Bunlarla başa çıkmak çok zordur, bu yüzden iş hayatınız için bir adet, özel hayatınız için bir adet olmak üzere toplam en fazla iki adet takviminiz olmalı.

3. Masanızı ve çalışma ortamınızı düzenleyin. Dağınık insanlar zamanlarının büyük bir kısmını aradıklarını bulmakla ya da dikkatlerini dağıtan nesnelerle uğraşmakla geçirirler. Üst düzey yöneticilerin odasına girerseniz tertemiz bir masada çalıştıklarını görürsünüz, bunu başarılı olmalarının sebeplerinden biri sayabilirsiniz.

Renklerden ve seslerden mahrumdu ama insanlığa ışık oldu

Tüm insanlık için insan beyninin ne büyük mucizelere vesile olduğunun canlı örneğiydi. Helen Keller 27 Haziran 1880 de dünyaya geldi. Ancak henüz 19 aylıkken geçirdiği birkaç gün süren yüksek ateşli bir hastalık sonucunda görme, işitme ve konuşma yeteneklerini kaybetti. İnsanı adeta bir kara kuyuya hapseden bu rahatsızlık dış dünyayla bağlantısını kopardı.

Bir buçuk yaşını henüz doldurmuşken böyle bir güçlükle karşılaşan küçük kızın konuşmayı öğrenmesi elbette çok zordu. Birtakım hırıltılar çıkarıyordu sadece. Durup dururken öfke nöbetlerine giriyor, tabakları kırıp döküyor ve odada kendisiyle birlikte olanlara saldırmaya başlıyordu. Birkaç doktor kendisine zihinsel olarak hasta teşhisi koydu. Ömür boyu bir akıl hastanesinde kalması öneriliyordu Helen’in. Ailesi ise kızlarının zihinsel olarak hasta olduğunu hiçbir zaman kabul etmedi.

Küçük kız beş yaşından sonra kendisinin diğer insanlardan farklı olduğunu anlamaya başladı.. Düşünebildiği, hissedebildiği halde görememek, duyamamak ve konuşamamak onu çileden çıkarıyor, kendisine dayanılmaz acılar veriyordu. Sağı solu tekmeliyor, çığlık atıyor, kendisine yaklaşanları ısırıyordu.

Öğretmeniyle yeniden doğdu..

Gençlerin korkuları üzerine istatistikler!

İmaj odaklı yeni nesil, en çok cep telefonunu ve bilgisayarını kaybetmekten korkuyor.

Üniversite mezunu işsizlerin hayalini, ´´yabancı veya yabancı ortaklı şirketlerde´´ işe girmek süslüyor. Prometheus Danışmanlık şirketi tarafından özel, devlet ve yurt dışında üniversitelerden 2007 yılında mezun olan ve İstanbul´da iş arayan gençler arasında ´´Gençler ve İşsizlik´´ konulu bir araştırma yapıldı.

Kasım-Aralık 2007 ile Ocak-Şubat 2008 dönemini kapsayan araştırma ile lisans mezunu, 27 yaşın altında olan, aktif iş arayan ve okul sonrası hiç deneyimi olmayan 300 kız ve 300 erkekle görüşülerek, iş arama profilleri ve beklentileri belirlendi.Prometheus Danışmanlık Genel Müdürü Yücel Atış´ın, açıkladığı araştırma sonuçlarına göre, gençlerin yüzde 37´si iş dünyası ile okuldayken tanışıyor. Bu gruptaki gençler, daha hızlı iş buluyor. İş dünyası ile tanışmayı okulun bitişine bırakanların ise iş dünyasına uyum sağlama, görüşme alma ve iş bulma hızı çok daha düşük gözüküyor.

´´İŞSİZLİK PSİKOLOJİSİ MUTSUZ YAPIYOR´´
Gençlerin iş aramaya başlama kararında aile baskısının yüksek olduğu dikkat çekiyor. ´´İş aramaya başlama kararınızı kim verdirdi?´´
sorusuna, katılımcıların yüzde 9´u öğretmenlerinin, yüzde 18´i kendisinin, yüzde 26´sı arkadaşlarının ve yüzde 47´si ailesinin karar
verdiğini belirtiyor.Özellikle iş aranması konusunda aile baskısının yüksek olmasının, gençleri aile ortamı dışında zaman geçirmeye zorladığı vurgulanıyor.İş arama sürecinde gençlerin yüzde 78´i hazırlık desteği almıyor.

Niçin Sizi İşe Almalılar ?

Bu, birçok iş görüşmesinde karşılaştığınız bir soru değil mi? Birçoğumuz bu soruya tam olarak nasıl cevap vereceğini kestiremiyor. Cevap aslında çok basit, tek yapmanız gereken somut örnekler vermek.
Öz geçmişinize bir göz atın. Görev ve sorumluluklarınızı görüyor musunuz, ya sizi işe almakla işverene sağlayacağınız faydayı?
Özgeçmişinizde işverenin size iş almakla kazanacağı faydaya yer vermeniz iş arama sürenizi de kısaltacaktır. Bu o kadar da zor değil, yapmanız gereken biraz daha somut örneklere yer vermek. Günlük işlerinizi bir düşünün. İşinizi yapmanız şirkete ne gibi bir fayda getirdi. Bunları bir kağıda yazın. Sonuçlara odaklanın. Yazdıklarınızın kesin ve açık olmasına özen gösterin.
İşte size bir örnek: "Şirket kural ve prosedürlerinin uygulanması, işe yeni başlayanların eğitimi ve bölge ofislerinin iletişiminden sorumluyum" demek yerine "Çalışan ve bölge ofisleriyle çalışarak beş ay içinde üretimin % 15, satışın da % 23 artmasına katkıda bulundum. Ayrıca işe yeni başlayan 14 kişiye eğitim verdim; ki bunlardan 5'i kısa bir süre içinde terfi aldı" deyin.
Farkı görüyor musunuz? Somut verilerle yaptığınız işi açıklayınca işverenin sizi işe almakta nasıl bir fayda elde edeceğini de ona anlatıyorsunuz.
Yazar Kevin Donlin'in hazırladığı şu 3 yol size kendinizi nasıl tanıtacağınız konusunda yardımcı olabilir.
1. Her çalıştığınız yerde işvereninize kazandırdıklarınızı yazın. Karı arttırmak için ne gibi çalışmalar yaptınız.
2. Eğer şirketin kar yapmasıyla doğrudan ilişkisi olan bir bölümde değilseniz başarınızı parayla değil zamanla ölçebilirsiniz. Verimliliği arttırmak ya da zamandan tasarruf etmek için çalıştığınız yerlerde ne gibi çalışmalar yaptığınızı yazın.

İş başvuru formuna Ücret belirtmek

İş görüşmesi esnasında veya 'İş başvuru formu' doldururken her zaman en çok tereddüt edilen veya boş bırakılan bölüm 'ücret belirtmek' için ayrılan kısımdır. 'Ya verebileceklerinden daha az bir maaş ister ve daha çok para kazanma fırsatını kaçırırsam', 'Ya çok yüksek bir maaş istediğim için beni değerlendirmeye almazlarsa', 'Sektördeki fiyatları hiç bilmiyorum, ya çok mantıksız bir rakam söylersem.' Bunlar genellikle ilk aşamada aklınıza gelen ve ücret belirtmemenize sebep olan etkenlerden bazıları. Diyelim ki; gönlünüzde yatanı söylediniz veya (çalışanlar için) patronunuzdan zam istemeye karar verdiniz, sonrası da ayrı bir dert; söylediğiniz rakamı kabul ettirmek, karşınızdakini ikna etmeniz gerekiyor.

Aklınızda kesin bir şey yok ise; iş görüşmesine gittiğinizde ya da 'başvuru formu' doldururken, ücret kısmını açık veya tartışılabilir bırakmanızda fayda vardır. Eğer bir ücret belirtmek zorundaysanız, bir ücret aralığı bırakmanız daha doğru olur, genellikle eski maaşınızdan %10 fazlası ile başlayabilirisiniz. Kesin bir rakam söylemeniz gerekirse veya her ihtimalde, iş görüşmesinden önce aynı sektörde başvurduğunuz pozisyon veya benzer pozisyonlar ile ilgili en güncel ücret bilgilerine sahip olmak için bir araştırma yapmanızda fayda vardır.

İş Başvurusundan Korkmayın !

Kalbiniz her zamankinden daha hızlı atıyor, elleriniz titriyor, ağzınız kurumuş ve aslında sizin kendinize güvenmeniz gerekiyor değil mi? İş görüşmesine mi gidiyorsunuz sorguya mı belli değil. Cevap sizin bakış açınızda yatıyor.

Şöyle düşünün: Kaybedecek neyiniz var? Olabilecek en kötü şey ne olabilir? İşi alamazsanız da dünya duracak değil. Elbette ödenecek faturalar var ancak korku dolu halinizle görüşmecinin karşısına çıkmanız bir işe yaramayacak.
İnsan Kaynakları Uzmanı Carole Martin'e göre iş görüşmesi korkunuzu atmanız için bazı teknikler deneyebilirsiniz.

Bakış açınızı değiştirin
İlk ve en önemli aşama iş görüşmesine karşı bakış açınızı değiştirmeniz. Bu canınızı acıtacak bir dişçi randevusu değil sadece başka biriyle yapacağınız bir sohbet. Bu sohbetin sonunda en kötü sonuç ne olabilir? Belki de size zaten uygun olmayan bir işi alamayabilirsiniz.
İkincisi, bu çift yönlü bir görüşme süreci. Onların sizi tanımaya çalıştığı gibi siz de onları tanımaya çalışıyorsunuz. Bu, her iki taraf için de uygun bir anlaşma olmalı. Kağıt üzerindekiler her zaman gerçek hayatla uyuşmayabilir ve bu iki taraf için de geçerlidir. İş görüşmesi sırasında siz de buranın sizin için doğru bir yer olup olmadığını, gününüzün büyük bir kısmını geçirmeniz için uygun olup olduğunu sorgulamalısınız. Bu araştırmayı yapmazsanız sonradan pişman olabilirsiniz.

Başarı Ve Motivasyon

Motivasyon oluşturmanın en etkili yolu çıtayı yüksek tutmaktır. Büyük hedeflere ulaşmanın yolu da büyük amaçları küçük adımlara bölmek ve her gün bir adımını gerçekleştirmektir. Başardığınız her adım, yaptığınız her ilerleme bir sonraki ilerleme için gerekli olan güven ve isteği oluşturacaktır. Siz kalkın ve yürüyün, gölgeniz arkanızdan yürüyecektir. Yapılan bazı araştırmalar insanların sadece %10’unun verilen işi yapamadığı için işten atıldıklarını göstermiştir. Kalan %90 ise başarılı insan ilişkileri kuramadıkları için çıkardıkları problemlerden dolayı işlerine son verildiğini göstermiştir. Başarıda ilk adım kadar son adımda önemlidir. Bir çok kişi son bir adım daha atmadıkları için başarıya ulaşamamıştır. Herkesin yaptığının bir fazlasını yapan şampiyon olur. yüzlerce yarış atı var, fakat şöhrete ulaşanlar diğerlerinden birkaç saniye daha hızlı koşanlardır.

Eğer “büyük düşünerek” Mercedes sahibi olmayı istemiş ancak bir Renault Spring sahibi olmuşsanız üzülmeyin. Eğer Mercedesi hedeflemeseydiniz muhtemelen bu kadar sürede Renault’da alamazdınız. Büyük düşünmeyi bilmek kadar küçük de olsa başarılara sevinmeyi bilmek de önemlidir.

RAMAZAN AYINDA MUBAREK BİR GECE 'KADİR GECESİ'

Kur’an-i Kerim’in inmeye basladigi Ramazan ayinin yirmi yedinci gecesi Islam’da en kutsal ve faziletli gecedir. Kadir gecesi, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayirlidir. Kur’an-i Kerim de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sure vardir. Bu surede yüce Rabbimiz söyle buyurmaktadir:

Liderlik için altın kurallar

Kendiniz ve takımınız için başarılı sonuçlar ortaya koymak hiç de zor değil. İyi bir liderin çalışanlarıyla ilişkisi ve onlara karşı yaklaşımları için işte size ipuçları...

İnsanları daha fazla çalışmaları, daha gayretli olmaları ve daha çok şey başarmaları için nasıl etkilersiniz? Sizi desteklemelerini nasıl sağlar, yaptıkları her işte daha fazlasını ve ilerisini elde etmeyi nasıl başarırsınız? Verdiğiniz işle ilgilenmelerini ve önemsemelerini nasıl sağlarsınız? Onları önemsediğinizi göstererek...

İyi yöneticiler sonuç alır Birkaç yıl önce bir grup araştırmacı yönetim kurulunda görev alan 16 bin yöneticinin katıldığı bir araştırma yaptı. Sonuçlar pek çok kişiyi şaşırttı. Yapılan araştırma gösterdi ki en başarılı yöneticiler, kara değer verdikleri kadar insana da değer veriyorlardı. İşletmeler para kazanmak için kurulsa da onu ayakta tutan insan kaynağı, yöneticileri tarafından önem verilmesi gereken bir olgudur.

Duygularınızı kontrol edin En iyi yöneticiler bile bazen kişisel problemler yaşayabilir. Bu gibi durumlarda gerçek liderler kendileriyle yüzle şerek problemi kendi içlerinde çözmeye, özellikle işyerinde bunu diğer insanlara yansıtmamaya çalışırlar.

Yeni kariyerinizi 5 adımda oluşturun

Kariyer değişikliği için hazırsınız ama nerden başlayacağınızı bilmiyorsunuz. Yeni hedefinize yoğunlaşmak ve daha yenilikçi düşünmek için İnsan Kaynakları Uzmanı Jo Miller'ın önerdiği şu 5 adıma göz atabilirsiniz.
1. En güçlü ve iyi hissettiğiniz anda harekete geçin.
Şu anda yaptığınız işte başarılı olabilirsiniz. İşyerinizde yöneticiniz tarafından takdir ediliyor ve belki iş arkadaşlarınız için mükemmel bir örnek olarak gösteriliyorsunuz.
Takımınızdaki diğer arkadaşlarınız daha fazla şey öğrenmek için size danışıyor. Fakat bir süre sonra daha önce fark etmediğiniz yeteneklerinizi keşfediyorsunuz ve başka bir alana yönelmeye karar veriyorsunuz.

Kendinizi en iyi ve güçlü hissettiğiniz anda kendi içinizde bir beyin fırtınası yapın ve bir liste oluşturun, fikirlerinizi yazın. Kendinize şu soruları sorun:
Zamanımı nasıl kullanıyorum?
Hangi başarılarım başkalarından övgü aldı?
İşimin hangi kısmından daha çok zevk alıyorum?
Ne tür bir işle uğraşmak beni mutlu eder?

Kariyerinizi değiştirmek için 10 strateji - Gabrielle Parkinson

Kariyerinizde ve hayatınızda değişiklik mi yapmak istiyorsunuz? Kendinizi geliştirmek ve çevre edinmek mi istiyorsunuz. Amerikalı İnsan Kaynakları uzmanı Gabrielle Parkinson'un hazırladığı bu 10 strateji size yardımcı olabilir.

1. İşe kendinizle başlayın.

Kendinize ve hayatınıza objektif olarak bakın. Kariyerinizde ilerlemek istediğiniz yola doğru ilerliyor musunuz? Hayatınız yolunda gidiyor mu? Kişisel ve kariyerinizle ilgili gelişiminize devam ediyor musunuz? Sevdiğiniz işi mi yapıyorsunuz?

2. Özkaynağınızı iş ortamında değerlendirin.

Geleceğin En İyi Meslekleri Nelerdir?

Trend belirleyici ‘Trends Journal’ dergisi, en hızlı yaygınlaşan ve büyüyen işkollarını belirleyip, geleceğin en popüler 10 mesleğini seçti. Geleceğin en popüler meslekleri olarak belirlenen meslekler Deneyim Tasarımcısı, Tıbbi Araştırmalar Uzmanı, Web Tasarımcısı, İnternet Güvenliği Uzmanı, Şehir Planlayıcısı, Medya Promosyoncusu, Yetenek Avcılığı Uzmanı, Satın Alma Ajanları, Sanat Yönetmenleri ve Haber Analistleri.

Görüldüğü gibi bu mesleklerin pekçoğu İşkur’un meslekler listesinde resmi olarak tanımlanmamış. Fakat bu meslekler şu ya da bu şekilde Türkiye’de çeşitli meslek dallarında ders olarak okutulmakta ya da kurslarda bu meslekler edinilmekte. Bu meslekleri kısaca aşağıda açıklayalım.

Deneyim Tasarımcısı
Perakende sektöründe çalışan bu yetenekli kişiler özellikle mağazalara gelen müşterilerin etkilenmesi üzerine odaklanıyor. Bunun içine çekici duvar boyalarının kullanılması, pencerelerin doğru yerlere açılması giriyor. Mağazada belli bir atmosfer yaratılarak, satılmak istenen eşyanın müşteri gözünde çekici olması sağlanmaya çalışılıyor.

Tıbbi Araştırmalar
Tıp, senelerden beri en popüler meslekler listesinde ilk sıralarda… İnsan ömrü uzarken, Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklarla savaşmak için gerekli araştırmaları yapanlar ise, tıbbın en popüler isimleri.

Kendini ve meslekleri tanımak için neler yapmalı?

İnsanın yaradılışını, gerçek özelliklerini tanıması, kendini doğru değerlendirmesi kolay gerçekleştirilecek bir hedef değildir. Bu özellikle deneyimi az ve kendini kanıtlama çabasında olan gençler için daha da zordur.
İnsanların kendilerini tanımalarını engelleyen en önemli etmen başkaları tarafından beğenilme, kabul görme arzusudur.
Kendini başkalarının ölçütlerine göre değerlendiren kişi büyük olasılıkla kendi gerçeğinden uzaklaşacak, kendi özüne uymayan bir öz kavramı geliştirecektir.
Doğru ve gerçekçi bir öz kavramı geliştirmenin ön koşulu çevrenin beklentilerine ve değerlendirmelerine aşırı derecede duyarlı olmamaktır. İçsel özgürlüğünü geliştirmiş kişi kendini inceleyerek doğasını tanıyabilir.
Doğasını tanımak isteyen kişinin yapacağı iş değişik ortamlarda neler yaşadığını, çeşitli durumlar ve olaylar karşısında neler hissettiğini sık sık gözden geçirmek ve bu yaşantılarının adını koymaktır.
Başkalarının önem verdiği özelliklerine sahip olduğuna kendini inandırmaya çalışan, başkalarının önem vermediği özelliklerini bastırmaya çalışan kişi, doğasına yabancılaşmaya ve gizilgüçlerini kullanamamaktan ileri gelen bir uyumsuzluk yaşamaya adaydır.
ÖSYM adayların kendilerini tanımaları, yükseköğretim programları hakkında bilgi edinmeleri için bazı ölçme araçları ve yayınlar hazırlatmıştır. Bunlardan Kendini Değerlendirme Envanteri on üç, BİLDEMER ( Bilgisayar Destekli Meslek Rehberliği ) programı altı yıldır, ve ‘ Üniversiteler, Yükseköğretim Programları ve Meslekler Rehberi ‘ adlı kaynak kitap on beş yıldır

Üniversiteye Öğrenci Seçiminde Dikkate Alınan Özellikler


Üniversiteye girişte uygulanan sınav sistemi, öğrencinin akademik yeteneğini ( soyut konuları öğrenme gücünü ) ve okul başarısını ( bilgisini ve çalışma disiplinini ) değerlendiren bir yapıdadır.
Öğrencinin okul başarısı da okuduğu okuldaki öğrencilerin Öğrenci Seçme Sınavındaki puan ortalamaları ( akademik yetenek düzeyleri ) ile diploma notları düzeyleri birlikte dikkate alınarak değerlendirilmektedir.
Böylece Anadolu liseleri, fen liseleri gibi, öğrencileri bir sınavla seçilmiş olan okullardan mezun olanların ortaöğretim başarı puanları diğer okulların mezunlarınınkinden daha yüksek olarak değerlendirilmektedir.
ÖSYM’nin uyguladığı seçme sistemi adayların Tercih Bildirim Formunu doldururken, girmeyi en çok istediği programı en başa yazdıklarını varsaymaktadır.
Kişinin girmeyi en çok arzu ettiği program ise onun zihinsel, bedensel ve duyuşsal özelliklerine ve ekonomik olanaklarına en çok uyan program olmalıdır.
Daha önce de değinildiği gibi, bir kimse pek çok kişinin girmek istediği, popüler ve dolayısıyla taban puanı yüksek bir programa girip akademik yeteneğini kanıtlamayı en önemli hedef olarak benimser ve diğer özelliklerinin programa uygunluğunu dikkate almazsa programa girmeyi başarsa bile oradan mezun olmayı başaramayabilir.
Çok zeki fakat zevkine , rahatına düşkün bir genç, zekası sayesinde sınavı kazanabilir ama çalışma alışkanlığına sahip olmadığı için, kendisi gibi seçkin öğrencilerin bulunduğu ve başarının gayrete, disiplinli çalışmaya bağlı olduğu bir öğretim ortamına ayak uydurmakta çok zorluk çekebilir. Daha düşük puanla girilebilen bir başka program bu gencin yapısına daha uygun olabilir.

İdeal Meslek Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çağdaş bir toplumda özgür bir bireyin önemli gelişim görevlerinden biri de mesleğini seçmesidir. Bir kimsenin herhangi bir konuda doğru bir seçme işlemi yapılabilmesi, ya da başka bir deyişle, sağlıklı karar verebilmesi için, her şeyden önce, neler istediğini ve bunları elde edebilmek için ne gibi olanaklara sahip olduğunu bilmesi gerekir. Bu işlemden sonra, daha iyisi bununla beraber yapacağı işlem, çeşitli seçenekleri inceleyip, her birinin isteklerine ve koşullarına ne derece uygun olduğunu değerlendirmektir.
Çarşıya çıkmadan önce alacağı şeylerin listesini yapan ve bunlar için yeterli parası olup olmadığını yoklayan, çarşıdaki malların kalite ve fiyatlarını inceleyerek gereksinmelerine ve parasına uygun bulduklarını alan bir kimsenin davranışı buna örnek olarak gösterilebilir Bu işlemleri dikkatli ve özenli şekilde yapmayan kimselerin hayal kırıklığı ile karşılaşmaları kaçınılmazdır.

Bazı gençlerin, meslek seçimi gibi önemli bir kararı oluştururken yukarıda belirtilen gelişim görevini gerektiği ölçüde yerine getiremedikleri ve bu yüzden mutsuz oldukları gözlenmektedir. Meslek seçimi kararının sağlıklı bir biçimde oluşturulmasını güçleştiren bazı etmenler vardır.
Bunların bir bölümünü gençlerin çalışma dünyası ve insan nitelikleri hakkında edinmiş oldukları bir takım inançlar ve genellemeler oluşturmaktadır. Aşağıda, yükseköğrenim görmek isteyen gençlerin dile getirdiği bazı yargılar tartışılmıştır:

AB’ye Vizesiz Giriş Hakkı Olan Meslek Sahipleri

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın verdiği karara göre hizmet sunumu ya da edinimi için Türklerin AB ülkelerine vizesiz girebileceği ileri sürüldü. İşte şanslı meslekler:

AB ülkelerine hizmet sunumu ya da edinimi için giden iş adamı, esnaf, öğrenci, sporcu, gazeteci, avukat, doktor, şoför ve diğer meslek gruplarının vizesiz seyahat edebileceği açıklandı.

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Harun Gümrükçü, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın verdiği bir mahkeme kararıyla AB ülkelerinde 1973’ten sonra Türk vatandaşlarına getirilen tüm kısıtlamaların kaldırıldığını ileri sürdü.

Gümrükçü, 25 ülkeyi bağlayan karara göre, AB ülkelerine hizmet sunumu ya da edinimi için giden iş adamı, esnaf, öğrenci, sporcu, gazeteci, avukat, doktor, şoför ve diğer meslek gruplarının vizesiz seyahat edebileceğini açıkladı.

Gümrükçü, düzenlediği basın toplantısında, AB üye ülkelerinin en yüksek ve en son yargılama merci olan Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın (ATAD) 20 Eylül 2007 tarihinde Türkiye ve Avrupa’da yaşayan Türklere yönelik önemli bir mahkeme kararı verdiğini ve kararın 25 üye ülkeyi bağladığını söyledi.

Kendinize Engel Olmayın...

1950"li yıllarda kamuoyunda; doktorların araştırmalarına dayanarak "bir mil dört dakikanın altında koşulamaz, bu insan fizyolojisi açısından mümkün değildir" yargısı vardı. Bu görüşler atletizmle uğraşan atletleri ve atletizm otoritelerini etkilemiştir. Atletizm otoriteleri ve atletler bu görüşün etkisinde kalarak bir mili dört dakikanın altında koşmayı hiç düşünmediler. Yarışmalarda bütün atletler artık rekor kırmak için değil sadece birinci olmak için koşuyorlardı.

Roger 1954 yılında yapılacak olan yarışa bir yıl kala bir mili dört dakikanın altında koşmak için hazırlanmaya başladı. Bu hedefine ulaşmak için tam bir yılı vardı. Bir yıl boyunca bütün fiziki çalışmalarını yaptı; ama Roger biliyordu ki bu yarışmada hedefe ulaşmak için sadece fiziksel antrenmanlar yeterli değildi. O her gün zihinsel antrenmanlar da yapmayı ihmal etmedi. Zihninde artık tek bir düşünce vardı: Hedefe ulaşmak. Hedef ise bir mili dört dakikanın altında koşmaktı. Bunun için bütün yolları deneyecekti. O, bu yarışa hazırlanmaya "Bir mili dört dakikanın altında koşacağım" diye başladı. Kendisine olan güveni tamdı. Zihninde hep bir yıl sonraki yarışı ve onun sonunda kıracağı rekoru düşünüyordu. Yarış başladığında tüm yarışçılar birinci gelmeyi düşünürken Roger rekora koşuyordu. Onun tek hedefi vardı, bir mili dört dakikanın altında koşmak.

Hayallerinizi Ertelemeyin

Frederick Smith 1944 yılında Mississipi"de doğmuştur. Erken yaşta babasını kaybetmiş, kendisi de küçük yaşta kemik hastalığına yakalanmıştır. Yale Üniversitesi'ne gittiği zaman, öğrencilerden ilerde ne yapmak istedikleri konusunda bir ödev hazırlamaları istenmişti. Frederick, Amerika"yı kapsayan bir dağıtım ağı kurmayı tasarladığını yazdı. Bu ödevi gören profesörü, onun kağıdına bakınca kafasını sallayarak, "Olanaksız bir şey düşünüyorsun" dedi ve kırık not verdi. Frederick, Yale"den mezun olduktan sonra Vietnam"da çarpışan Amerikan birlikleri arasında uçakla iki yüzden fazla sefer yaptı.

Sonra 1970 yılında iş hayatına atıldı ve işin uzmanlarına Yale Üniversitesi'nde öğrenciyken sınav kağıdına yazmış olduğu hayalinden bahsetti. Nitekim onun fikrini beğendiler ve hemen uygulamaya koydular. Uçak ve kamyonları satın almak için çok para harcandı. Bu işte çalışan personelin ücreti de yüklü bir meblağ tutuyordu. Fakat Frederick, olumlu düşünen, daima "Ben yapabilirim!" diyen bir insan olarak, birçok kişiyi bu işe para yatırmaya ikna etmişti.

Fakat 1973"de, ilk uçak sefere çıktığı zaman, Yale Üniversitesi'nde kendisine bu işin yürümeyeceğini söyleyen profesörün söyledikleri gerçekleşti. Bu iş için 25 uçak alınmasına rağmen, ilk seferde ancak on sekiz paket gelmiş, ayrıca bütün dünyayı sarsan o ünlü petrol krizi patlak vermiş ve taşıma ücretleri çok yükselmişti. İşler o kadar kötü gidiyordu ki, şirket uçaklara yakıt alacak parayı bulamıyor, pilotlar uçaklarına kendi kişisel kredi kartlarıyla yakıt alıyorlardı.

Denemeyi Göze Alma Cesareti

Kral maiyetini önemli bir görev için sınamak istemiş. Birçok güçlü ve akıllı adam etrafına toplanmış. Kral onları bugüne kadar görüp görecekleri en kocaman kapının önüne getirerek şöyle söylemiş: "Siz akıllı insanlar, benim bir sorunum var ve hanginizin bunu çözebileceğini görmek istiyorum. Burada krallığımdaki en büyük ve en ağır kapıyı görüyorsunuz. Hanginiz bunu açabilirsiniz?"

Saray mensuplarından bazıları açamayız der gibi başlarını sallamış. Diğerleri, çevresindekilere göre daha akıllı sayılanlar, kapıyı daha yakından incelemiş, fakat onlar da açamayacaklarını kabul etmişler. Bu akıllı insanlar böyle söyleyince saraylılar sorunun çözülemeyecek kadar zor olduğunda fikir birliğine varmışlar.

Sadece bir vezir kapının yanına giderek onu şöyle bir gözden geçirmiş ve elleriyle yoklamış, açmak için çeşitli yolları denemiş, en sonunda kuvvetle yüklendiğinde ağır kapı açılmış. Meğer kapı zaten tam kapalı değilmiş ve açmak için deneme isteği ve yüreklilikle davranma cesaretinden başka bir şey gerekmiyormuş.?

Ramazan-ı Şerif'i Nasıl Değerlendirmeliyiz?

O mü'minler tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah'ın sınırlarını (koyduğu hükümleri) koruyanlardır. (İşte, böyle) mü'minlere (cenneti) müjdele! Tevbe:112.

Ramazan-ı Şerif ve Oruç

Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf, feyizli bir hayatın yaşandığı mübârek bir mükâfât ayıdır. Nâil olduğumuz sayısız nîmetlerin kadrini hatırlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanın sırrına, Hakk Teâlâ’nın emir buyurduğu oruç nîmeti ile kavuşulur.

BAŞARININ SIRRI kasada değil yürektedir...

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.

Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.

İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller' e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller' e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti.

Dikkat, Ders Çalışacağım!

Etkili bir biçimde ders çalışmak, size başarıyı çok daha kısa zamanda tattıracaktır. Öğrenmeye istekli olma ve öğrenme için gerekli yeteneklere sahip olma, öğrenmede başarıyı etkileyen en önemli etmendir. Kimi öğrenciler yeterince çaba göstermelerine karşın başarılı olamadıklarını düşünmektedirler. Verimli ders çalışma ve etkin öğrenmenin en temel koşulu bu konuda istekli ve kararlı olmaktır. İsteklilik ve kararlılık, çalışma ve davranışlarınızı olumlu olarak etkileyerek verimli ders çalışmanızı ve etkin öğrenmenizi sağlayacak. İkinci olarak yapmanız gereken, kendi koşullarınıza göre bir çalışma sistematiği geliştirmek ve sistematik içerisinde olumlu ders çalışma alışkanlıkları kazanmaktır. Her bireyin kişilik yapısı, algılama özellikleri farklı olduğundan, geliştireceğiniz bu sistematiğin kendinize uygun olmasına özen göstermelisiniz.

Başarıya giden yolda atacağınız adımlar:

1 – Kendinize açık – seçik bir hedef belirleyin (Hedefleriniz sizin motive olmanızı sağlar.)

2 – Kazanmanız için nedenlerinizi yazın (Ne kadar çok neden olursa o kadar çok azmedersiniz.)

Gençlerin ders çalışma süresi ne kadar olmalıdır?

Aileler, çocuklarının hiç kalkmadan ders çalışmasını ister. Onların en ufak bir şeyle oyalandıklarını gördüklerinde, uyarırlar. En iyi çalışma; gencin dikkati dağılmadan yaptığı çalışmadır. Dikkat dağıldıktan sonra çalışmaya çalışmak anlamsızdır. Bu nedenle gün içinde 20'şer dakikalık sürelerle çalışmak ve çalışamadığınızı anladığınız zaman, 15 dakika ara vermek gerekir. Ara verdikten sonra tekrar çalışmaya dönülmelidir. Ailelerin gençleri sürekli ders çalışmaya zorlamaması gerekir.

Zamanı İyi Kullanın!

* Sınav dönemlerinde zaman nasıl değerlendirilmelidir? Ergen sürekli çalışmalı mı, yoksa eğlenmeye de zaman ayırmalı mı?
Yapılması gereken şey; iyi bir program hazırlayıp, bu programa uymaya çalışmaktır. Bu programda aksamalar olduğu zaman, telaşa kapılmadan yeni bir program yapılabilir. Program sadece hedefleri belirleme yönünden önemlidir. Programa yetişebilmek için, anlamadan çalışmayın. Zamanı iyi kullanabilmenin ikinci şartı; anlayarak çalışmaktır.

Çok çalışmak sınav başarısı getirmez!

Gençler; ergenlik dönemine girerken OKS, ergenliğin ortalarında ise ÖSS ile karşılaşıyor. Bu sınavların yarattığı stres, gençleri derinden etkiliyor. Pskiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, ergenlik dönemindeki gençlerin sınav stresini yenmek ve başarılarını artırmak için yapmaları gerekenleri anlattı.

* Başarılı olmak için nasıl çalışmak gerekir?

Başarılı olmak için en iyi çalışma yöntemi; sık sık ama kısa kısa çalışmaktır. Sıkıldığınız zaman ara vermek ve kafanızı dinleyince derse geri dönmek en iyi ders çalışma yöntemidir. Çalışırken kısa notlar alın. Zaman zaman bu notları gözden geçirin. Dikkatiniz dağıldığı an, masa başından hemen kalkın.

Beyninizi Dinlendirin

* Çok çalışmak, başarılı olmak için yeterli midir?


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- Moncler Vest Men Cap Purple - $169.00 : Cheap Moncler Outlet Online Store, cheapmonclerco.com
- VASIFSIZ PERSONELLER
- harita ve kadastro is imkani maas matematik
- Bizimle çalışmak için buraya tıklayınız
- Google'da İşe Girmenin Yolları
- 0 530 112 06 06 - Ankara Oto Kurtarma Nak.San.Tic.Ltd.Şti
- BP (British Petrolium) ve ateşe tapanlar arasındaki bağ ne?
- Pirelli - DURSUNLAR OTOMOTİV
- VARTA Start-Stop Plus
- PIRELLI Cinturato P1 VERDE
- İşkur iş arama iş sorgulama - işkur iş ilanları
- İşkur
- MEB'in yeni TEOG sınavı skandalla başlıyor! 27 Kas 2013 22:19 Samanyolu Haber
- ..
- RAVZANA GİDENLERİN
- ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA-
- İNTERNETTEN NASIL PARA KAZANABİLİRSİNİZ?
- MERSİN TEMİZLİK ŞİRKETLERİ COŞARLAR TEMİZLİK,05377972341
- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- meslek seçim alanları
- Hızlı Geçiş Sistemi Hakkında Herşey
- NE ZAMAN SENİ GÖRSEM KABE'DEYİM-ORHAN AFACANB
- KARI-KOCA HAKLARI
- öylesine
- Çalışan Kişiler İçin Ek İş İmkanı
- SELAM OLSUN
- Parasız hizmet, silahsız savaşa çıkmaktır
- Diplomatalık için yardım lütfen.
- BEŞYÜZ DERDEDEVA
- ÇİNCE EĞİTİMİ - ÇİNCE KONUŞARAK ÖĞREN - TİCARET ÇİNCE'Sİ
- Namaz kılarak insanlar işlerini yapamazlar mı?
- ??
- Vakıa suresi (mucize)
- Internet tabanlı Serbest çalışma İmkanı
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- sondaj
- Vergi Bilinci
- Tesettürlü olmak ve iş imkanları

islamikariyer.com (2006-2008).