70 bin çeşit ürünle yüz yüze gelen insan, kanaat etmeyi unutuyor. Kredi kartından aldığı cesaretle alabildiklerini poşetlere atıyor, alamadıkları aklında kalıyor. Mutfak doluyor, buzdolabı taşıyor. Eve gelince poşetlerin hiçbirinin içinden “huzur” çıkmıyor.
“Ve bilmezdim annemin yaşantısındaki renkliliğin yalnızca raflarda dizili kavanozların içindeki reçeller olduğunu”
İki rafına reçel kavanozları dizilmiş, ovulmaktan iyice boyası dökülmüş ama eskiyememiş, zarif ve sadık bir “tel dolap” resmi çağıralım hafızamızdan. Üst raflarında kavanoz kavanoz çilek, vişne, portakal, gül, ahududu reçellerini saklayan, kapaklı alt dolabında ev yapımı makarna, çorba, kurutulmuş meyve ve baklagilleri barındıran, çokça boya yemiş, kayın, ceviz ya da krem renkte bir tel dolap…
Ben sonlarına yetiştim tel dolaplı mutfakların. Gerçi o yıllarda tel dolabı hâlâ buzdolabıyla birlikte kullanılıyordu. Belki vefa, belki alışkanlık, belki de reçel kavanozlarının hatırı sayesinde, evlere buzdolabı girdikten sonra bile çok uzun yıllar atılmadı tel dolabı mutfaklardan. Ama yine de seviniyorum, hayatımda olmasa bile hafızamda gerçek bir tel dolabı resmi var diye. Lâkin bizden sonraki neslin tel dolaplı anıları ve hikâyeleri olmayacak. Çok yazık.
Tembelliğin ne olduğunu ve insanların başına nasıl çoraplar ördüğünü düşündünüz mü? Bu soru çok mu çocukça?
Zirvedeki zenginlere sorduk:



Son yorumlar
1 hafta 18 saat önce
1 hafta 5 gün önce
4 hafta 3 gün önce
5 hafta 1 gün önce
5 hafta 3 gün önce
6 hafta 5 gün önce
7 hafta 6 gün önce
10 hafta 5 gün önce
12 hafta 3 gün önce
15 hafta 2 gün önce