Etkili bir biçimde ders çalışmak, size başarıyı çok daha kısa zamanda tattıracaktır. Öğrenmeye istekli olma ve öğrenme için gerekli yeteneklere sahip olma, öğrenmede başarıyı etkileyen en önemli etmendir. Kimi öğrenciler yeterince çaba göstermelerine karşın başarılı olamadıklarını düşünmektedirler. Verimli ders çalışma ve etkin öğrenmenin en temel koşulu bu konuda istekli ve kararlı olmaktır. İsteklilik ve kararlılık, çalışma ve davranışlarınızı olumlu olarak etkileyerek verimli ders çalışmanızı ve etkin öğrenmenizi sağlayacak. İkinci olarak yapmanız gereken, kendi koşullarınıza göre bir çalışma sistematiği geliştirmek ve sistematik içerisinde olumlu ders çalışma alışkanlıkları kazanmaktır. Her bireyin kişilik yapısı, algılama özellikleri farklı olduğundan, geliştireceğiniz bu sistematiğin kendinize uygun olmasına özen göstermelisiniz.
Başarıya giden yolda atacağınız adımlar:
1 – Kendinize açık – seçik bir hedef belirleyin (Hedefleriniz sizin motive olmanızı sağlar.)
2 – Kazanmanız için nedenlerinizi yazın (Ne kadar çok neden olursa o kadar çok azmedersiniz.)
Aileler, çocuklarının hiç kalkmadan ders çalışmasını ister. Onların en ufak bir şeyle oyalandıklarını gördüklerinde, uyarırlar. En iyi çalışma; gencin dikkati dağılmadan yaptığı çalışmadır. Dikkat dağıldıktan sonra çalışmaya çalışmak anlamsızdır. Bu nedenle gün içinde 20'şer dakikalık sürelerle çalışmak ve çalışamadığınızı anladığınız zaman, 15 dakika ara vermek gerekir. Ara verdikten sonra tekrar çalışmaya dönülmelidir. Ailelerin gençleri sürekli ders çalışmaya zorlamaması gerekir.
Gençler; ergenlik dönemine girerken OKS, ergenliğin ortalarında ise ÖSS ile karşılaşıyor. Bu sınavların yarattığı stres, gençleri derinden etkiliyor. Pskiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, ergenlik dönemindeki gençlerin sınav stresini yenmek ve başarılarını artırmak için yapmaları gerekenleri anlattı.
Üniversite adayalarına müjde. YÖK, üniversite kontenjanlarını artırma kararı aldı. Buna göre, kontenjanlar belli bir standartta otomatik olarak artacak.
Bu yıl son kez düzenlenen OKS sınavında sorular eskiye göre daha sınırlı konulardan seçilecek. Sorular çoktan hazırlandı. 20 değişik üniversiteden 80 öğretim üyesi bu soruları son kez gözden geçiriyor.
ÖSS, OKS, SBS ’ye sayılı günler kala heyecan artıyor. Bilgi eksikliğinin dışında sizi başarısızlığa götürecek en büyük problem olarak görülen dikkatsizlik ve konsantrasyon eksikliği nasıl aşılır?
Kaygı, sınava hazırlanan her öğrencide bulunan ruhsal gerginlik halidir. ÖSS ve OKS, öğrencilerin literatürüne girdiği andan itibaren sınav stresi gözlenir. Kaygıyı azaltma yollarını öğrenmeye ne dersiniz?
Milyonlarca gencin üç saat içinde hayatının gidişatının belirleneceği sınava birkaç haftanın kaldığı bu evrede endişelerinizi yok etmek için uygulanabilecek çok kolay bir yol var. Dış gözlem konumunda olmak yani duyguları dışarıdan seyredip, kaygı ve endişe gibi hislerle bağlantıyı kesmek.
Sınav mevsimi geldi çattı. Milyonlarca öğrencimiz Haziran ayında farklı sınavlara girecek. Öğrencileri, aileleri ve öğretmenleri yakından ilgilendiren bu sınavlar aynı zamanda büyük fırsatları da beraberinde getiriyor.
Osmanlı İmparatorluğunun klasik döneminde bilim ve eğitimin başlıca kaynağı ve en önemli müessesesi medreselerdi. Osmanlı medreseleri devletin kuruluşundan yirminci yüzyılın başlarına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Medreseler, İslam geleneği çerçevesinde aynı esaslara bağlı kalmakla beraber, özellikle teşkilat bakımından Osmanlılarda birçok değişikliklere uğramıştır.
Günümüz dünyasında, yabancı dil hatta birden fazla dil bilmenin önemi ne kadar tartışılmazsa; yeterli seviyede ve en kısa sürede dil becerilerinin geliştirilmesinin en doğru ve kalıcı yolunun da, yabancı dilin konuşulduğu topraklarda yaşayarak ve çalışarak öğrenileceği de bir o kadar tartışılmazdır.
Yurtdışında eğitim alabilmek bir çok öğrencinin hayali....Bu hayali gerçekleştirmek de öğrencilerin kariyerleri açısından çok önemli. Eğitimin önemi globalleşen dünyada daha da belirgin hale geldi.
Yabancı Dil Öğrenmek İçin Şüphesiz dil öğrenimi zor ve bitmeyen bir yoldur. Ve kendi kendinizi geliştirmeniz ancak azimle olur. Gitmenin mümkün olduğu bir ülkenin dilini öğrenmenin en iyi yolunun orada yaşamak olduğunu unutmayın. Böyle bir imkanınız bulunmasa bile, aşağıdaki kuralları uygulayarak bir dile vasat da olsa vakıf olabilirsiniz.
Yurt dışında eğitim görmek ve bir süre yaşamak herkes için ulaşılması kolay olmayan rüyalardan biridir. Sizin de üniversiteyi bitirmenize aylar kaldı. Bazıları öğrenim hayatını bitirir bitirmez iş hayatına atılırken, siz kariyerinize akademik bir yol çizerek öğrenmeye devam etmek istiyorsunuz. Hatta uzun metrajlı iş deneyimlerinden önce bir süre yurt dışına çıkıp kendinizi ve ülkenizi daha yakından tanıyacağınız, dünyayı keşfedebileceğiniz bir yurt dışı deneyimi yaşamayı planlıyorsunuz.
1- Öncelikle ne çeşit bir program almak istediğinizi düşünün. Ciddi bir akademik program mı yoksa sıradan tatil amaçlı bir program mı ? Gerçekten İngilizce mi öğrenmek istiyorsunuz yoksa gideceğiniz ülkenin kültürünü tanımak ve hoş vakit geçirmek mi ?
Yurtdışında üniversite okumayı düşünüyorsunuz. İşte bilmeniz gereken herşey. Okul ve ülke seçimi neye göre yapılmalı? Nelere dikkat edilmeli?
OKUMA HIZINI ENGELLEYEN, ANLAMAYI AZALTAN NEDENLERİ (YANLIŞ OKUMA ALAŞIKANLIKLARI) ORTADAN KALDIRIN
İstemek, neyi isteyeceğini bilmeyenlerin elinde şaşkın. Gayret, mevcuda razı olanların elinde çaresiz. Amaçlar ve araçlar tahteravallide, araçlar yukarıda, amaçlar aşağıda kalmış.
Gönülleri sevgi merkezli eğitime hazırlamanın vaktidir. Anneler, babalar öğretmenler, kafalarından önce kalplerini açmaya hazır olmalılar. Çünkü yeni nesilleri daha çok insan yapmanın başka yolu ve imkânı kalmamıştır. Sevgi merkezli eğitimin ilkokulu, evdir. Evde başöğretmen, şefkat kahramanı anne, öğretmen de babadır. Ne var ki, babaların annelere gerektiği kadar destek vermediğini çoğu şikâyetlerden anlamaktayız.
Şu içerisinde yaşadığımız çağdaki insanlara ve hayata baktığımızda gördüğümüz, genellikle, çelişik yaşamlardı.Mutluluğu yaşamak isteyen insanlık çoğunlukla mutsuzluğun göbeğine saplanmış durumdaydı.Hiç olmazsa bu dünyanın geçici olduğunu ve bir baki hayata hazırlık konumunda bulunduğunu bilerek yaşayan insanların bu mutsuzluk sendromundan kurtulmuş olduğunu görebileceğini sanıyordu insan.Oysa gerek dünyayı kalıcı imiş gibi yaşamayı hedeflemiş olanların, gerekse bu dünyayı geçici olarak yaşaması inancının gereği olan insanların yıpratıcı ikilemler içerisinde yuvarlanıp gittiğini görmek şaşırtıcı bir durum arzediyordu.
Sokaklarımız çok değişti. Eskiden kapı önleri ev sahibine aitti. Şimdi ise devlete ait. O yüzden, eskisi gibi evinizin önünü süpürgeyle temizlemenize gerek yok. Çöpçü gelir temizler nasıl olsa. Ama evimin önü diyerek arabanızı pencerenizin önüne park etmeyi de artık unutun. Belediyenin otopark görevlisine vereceğiniz ücreti cebinizde hazır bulundurun.
İnsanın ihtiyaçları ve istekleri sonsuz olup ihtiyaç dairesi, gözün gördüğü kadar büyük ve geniştir. Hattâ, hayal nereye uzansa ihtiyaç dairesi de o kadar genişler. İnsanlar bu istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için çabalayıp dururlar ve bunları elde ettiklerinde mutlu olacaklarını düşünürler.
Bulutlarda renk cümbüşünü hayranlıkla seyrettiğimiz gurub vakitlerinde, Güneş dağlara bitişik görünür.Fakat ilim dürbünü ve akıl gözüyle bakan herkes bilir ki; Güneş ile dağlar arasında binlerce dünyanın girebileceği büyük bir mesafe vardır.Üzerinde fazlaca kafa yormadığımız, sathî bir nazarla baktığımızda, birbirine bitişik veya eşdeğer görünen pek çok kavram ve kelimede olduğu gibi (gayret-hırs, iktisat-cimrilik, cömertlik-israf, gıpta-haset vb) arasındaki mesafeyi anlayamayabiliriz.
Darılma yok; dayanma var. Yıllar önce zihin defterime yazdığım müthiş bir söz. Hayatın zorlukları ve güçlükleri karşısında başarılı olmanın kaynağı, dost da olsa düşman da olsa, darılma yok, dayanma var. Düşmanlık yok, dostluk var. Kin ve nefret yok, sevgi ve hoşgörü var.
Dünya, yeni teknolojilerle gittikçe küçülüyor, iş alanları sürekli değişiyor, bugün popüler ve cazip olan bir iş yarın önemini kaybediyor, hattâ silinip yok oluyor; onun yerine yepyeni iş alanları açılıyor. Kurumlarını bu değişimin gerisinde bırakmayan, hattâ değişimin öncülüğünü yapan insanlar, sermaye ve fizikî kaynaklardan daha çok önem kazanıyor.
Deha ya da bu yeteneğe sahip olma anlamına gelen dahilik, her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Son yıllarda kişisel gelişim düşünce ve pratiklerinin artışıyla söz konusu ilgi, çok daha yüksek boyutlara ulaştı. Kişisel gelişim ve özelde NLP’nin başarılı insanların hayatlarını model alma veya modelleme teorisini benimsemesi, ister istemez, dahilerin de modellenmesini gündeme getirdi.
Aranızda başarmak istemeyen var mı? Bu soruya “evet var” şeklinde yanıt verecek birilerinin çıkmasına ihtimal vermiyorum. Zira her birimizin başarmak istediği en azından bir şey mutlaka var… Fakat her nasılsa çaba sarfetmeye başladığımızda bizleri engelleyen duygusal durumlarla karşılaşırız. Peki bizleri engelleyen duygusal durumumuzla nasıl baş edebiliriz? Zihnimizden gelen negatif sinyalleri nasıl pozitif enerjiye çeviririz?



Son yorumlar
8 saat 7 dakika önce
16 saat 55 dakika önce
1 gün 7 saat önce
1 gün 19 saat önce
1 gün 23 saat önce
2 gün 9 saat önce
2 gün 19 saat önce
3 gün 6 saat önce
3 gün 17 saat önce
4 gün 17 saat önce