Konular

Motivasyon - Sub Categories

Başarı Ve Motivasyon

Motivasyon oluşturmanın en etkili yolu çıtayı yüksek tutmaktır. Büyük hedeflere ulaşmanın yolu da büyük amaçları küçük adımlara bölmek ve her gün bir adımını gerçekleştirmektir. Başardığınız her adım, yaptığınız her ilerleme bir sonraki ilerleme için gerekli olan güven ve isteği oluşturacaktır. Siz kalkın ve yürüyün, gölgeniz arkanızdan yürüyecektir. Yapılan bazı araştırmalar insanların sadece %10’unun verilen işi yapamadığı için işten atıldıklarını göstermiştir. Kalan %90 ise başarılı insan ilişkileri kuramadıkları için çıkardıkları problemlerden dolayı işlerine son verildiğini göstermiştir. Başarıda ilk adım kadar son adımda önemlidir. Bir çok kişi son bir adım daha atmadıkları için başarıya ulaşamamıştır. Herkesin yaptığının bir fazlasını yapan şampiyon olur. yüzlerce yarış atı var, fakat şöhrete ulaşanlar diğerlerinden birkaç saniye daha hızlı koşanlardır.

Eğer “büyük düşünerek” Mercedes sahibi olmayı istemiş ancak bir Renault Spring sahibi olmuşsanız üzülmeyin. Eğer Mercedesi hedeflemeseydiniz muhtemelen bu kadar sürede Renault’da alamazdınız. Büyük düşünmeyi bilmek kadar küçük de olsa başarılara sevinmeyi bilmek de önemlidir.

Kendinize Engel Olmayın..

1950"li yıllarda kamuoyunda; doktorların araştırmalarına dayanarak "bir mil dört dakikanın altında koşulamaz, bu insan fizyolojisi açısından mümkün değildir" yargısı vardı. Bu görüşler atletizmle uğraşan atletleri ve atletizm otoritelerini etkilemiştir. Atletizm otoriteleri ve atletler bu görüşün etkisinde kalarak bir mili dört dakikanın altında koşmayı hiç düşünmediler. Yarışmalarda bütün atletler artık rekor kırmak için değil sadece birinci olmak için koşuyorlardı.

Roger 1954 yılında yapılacak olan yarışa bir yıl kala bir mili dört dakikanın altında koşmak için hazırlanmaya başladı. Bu hedefine ulaşmak için tam bir yılı vardı. Bir yıl boyunca bütün fiziki çalışmalarını yaptı; ama Roger biliyordu ki bu yarışmada hedefe ulaşmak için sadece fiziksel antrenmanlar yeterli değildi. O her gün zihinsel antrenmanlar da yapmayı ihmal etmedi. Zihninde artık tek bir düşünce vardı: Hedefe ulaşmak. Hedef ise bir mili dört dakikanın altında koşmaktı. Bunun için bütün yolları deneyecekti. O, bu yarışa hazırlanmaya "Bir mili dört dakikanın altında koşacağım" diye başladı. Kendisine olan güveni tamdı. Zihninde hep bir yıl sonraki yarışı ve onun sonunda kıracağı rekoru düşünüyordu. Yarış başladığında tüm yarışçılar birinci gelmeyi düşünürken Roger rekora koşuyordu. Onun tek hedefi vardı, bir mili dört dakikanın altında koşmak.

Hayallerinizi Ertelemeyin

Frederick Smith 1944 yılında Mississipi"de doğmuştur. Erken yaşta babasını kaybetmiş, kendisi de küçük yaşta kemik hastalığına yakalanmıştır. Yale Üniversitesi'ne gittiği zaman, öğrencilerden ilerde ne yapmak istedikleri konusunda bir ödev hazırlamaları istenmişti. Frederick, Amerika"yı kapsayan bir dağıtım ağı kurmayı tasarladığını yazdı. Bu ödevi gören profesörü, onun kağıdına bakınca kafasını sallayarak, "Olanaksız bir şey düşünüyorsun" dedi ve kırık not verdi. Frederick, Yale"den mezun olduktan sonra Vietnam"da çarpışan Amerikan birlikleri arasında uçakla iki yüzden fazla sefer yaptı.

Sonra 1970 yılında iş hayatına atıldı ve işin uzmanlarına Yale Üniversitesi'nde öğrenciyken sınav kağıdına yazmış olduğu hayalinden bahsetti. Nitekim onun fikrini beğendiler ve hemen uygulamaya koydular. Uçak ve kamyonları satın almak için çok para harcandı. Bu işte çalışan personelin ücreti de yüklü bir meblağ tutuyordu. Fakat Frederick, olumlu düşünen, daima "Ben yapabilirim!" diyen bir insan olarak, birçok kişiyi bu işe para yatırmaya ikna etmişti.

Fakat 1973"de, ilk uçak sefere çıktığı zaman, Yale Üniversitesi'nde kendisine bu işin yürümeyeceğini söyleyen profesörün söyledikleri gerçekleşti. Bu iş için 25 uçak alınmasına rağmen, ilk seferde ancak on sekiz paket gelmiş, ayrıca bütün dünyayı sarsan o ünlü petrol krizi patlak vermiş ve taşıma ücretleri çok yükselmişti. İşler o kadar kötü gidiyordu ki, şirket uçaklara yakıt alacak parayı bulamıyor, pilotlar uçaklarına kendi kişisel kredi kartlarıyla yakıt alıyorlardı.

Denemeyi Göze Alma Cesareti

Kral maiyetini önemli bir görev için sınamak istemiş. Birçok güçlü ve akıllı adam etrafına toplanmış. Kral onları bugüne kadar görüp görecekleri en kocaman kapının önüne getirerek şöyle söylemiş: "Siz akıllı insanlar, benim bir sorunum var ve hanginizin bunu çözebileceğini görmek istiyorum. Burada krallığımdaki en büyük ve en ağır kapıyı görüyorsunuz. Hanginiz bunu açabilirsiniz?"

Saray mensuplarından bazıları açamayız der gibi başlarını sallamış. Diğerleri, çevresindekilere göre daha akıllı sayılanlar, kapıyı daha yakından incelemiş, fakat onlar da açamayacaklarını kabul etmişler. Bu akıllı insanlar böyle söyleyince saraylılar sorunun çözülemeyecek kadar zor olduğunda fikir birliğine varmışlar.

Sadece bir vezir kapının yanına giderek onu şöyle bir gözden geçirmiş ve elleriyle yoklamış, açmak için çeşitli yolları denemiş, en sonunda kuvvetle yüklendiğinde ağır kapı açılmış. Meğer kapı zaten tam kapalı değilmiş ve açmak için deneme isteği ve yüreklilikle davranma cesaretinden başka bir şey gerekmiyormuş.?

BAŞARININ SIRRI kasada değil yürektedir...

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.

Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.

İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller' e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller' e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti.

İdealler ve Hayaller

Bir yanda ideal hayaller, öbür yanda hayal idealler.. Bir yanda realiteye riayetkâr idealistler, diğer yanda idealsiz realistler.. Ve her ikisinin arasındaki kader-denk noktada insanoğlu...

Evet bütün idealler hep böyle bir hayal ile başlar. Başlar ama ideallerin gerçekleştirilmesi, hayalperest olmaksızın, realist yaklaşımlarla ve gerçekçi adımlarla mümkün olur. Psikolojiyle alakalı tarafları da bulunan bu husus, esas talim ve terbiye vazifesiyle sorumlu eğitimci ve öğretmenleri, özellikle de resmî veya sivil kurumların rehberlik ve danışmanlık işini yürüten görevlilerini öncelikli olarak ilgilendirmektedir. Kanları deli deli akan civan gibi delikanlıların genç yaşta, ümitsizlik ve karamsarlık hastalıklarıyla can çekişmesi ve ne kendileri ne de millet için kayda değer bir faydayı icada muktedir olamamaları. Çoklarının da erkenden ihtiyarlayıp otuzunda-kırkında yalnızlığı ve bedbinliği seçmesi. Seçme mi, dûçâr olma mı! İdeal dünyası yıkık bir orta nesil. Gözlerinde kaybedişin buğusu, yüreklerinde geri kalışın acısı ve sözlerinde alev alev yeis! Modern çağların çocuğu salgın bir hastalık bu. Dertli olanlar için gayet acılı ve acıklı bir sancı, mânahnüfîhimiz olan mevzu. Bu arada, hoş görmeli gamsızları; mazeretleri var onların bir ömür boyu.

Motivasyon nasıl sağlanır?...

Sürekli motivasyon sağlamak zorlu bir iştir. İnsan doğası gereği sürekli negatif düşünmeye, gelecek hakkında endişelenmeye programlanmıştır. Herkes sıkıntı ve depresyonla karşı karşıya kalabilir. Burada ayırıcı unsur ne olursa olsun yolumuza devam edebilme becerisidir.

Akıl hocasını bulmak...

AKIL HOCASINI BULMAK...

Hayat kolay değildir. Sıkıntılar ve zorluklar insanlar içindir. Bazen sorunlar peş peşe, üst üste gelirler ve insanı gerçekten bunaltırlar. Bir sorunu çözdüğünüzde yenileri ile karşılaşırsınız ve hayatınızın sürekli olarak sorun çözmekle geçtiğini düşünmeye başlarsınız. İş yaşamında rekabet, zaman baskısı, başarısızlık korkusu, ekonomik endişeler, aile ilişkileri, sağlık sorunları, çatışmacı durumlar ve benzerleri nedense hep sizi bulmaktadır.

İSLÂMÎ DURUŞ

Duruş!..

Her insanın bir duruşu vardır. Bilerek bilmeyerek, isteyerek istemeyerek, ortaya koyduğu, hayatı boyunca sergilediği bir duruş..

Kişiliği, karakteri, kimliği, yapısı, ırkı, kanı, ailesi, okulu, eğitimi, tarihi ve coğrafyasının etkisiyle şekillenen bir kişilik duruşu vardır herkesin.. İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri, belki de en önemlisi budur.

İnsan, duruşuyla insandır. İfadesi, düşüncesi, tavır ve davranışları kendisine has olan bu duruşu yansıtır. İnsanın; insan, hayat, dün, bugün ve gelecek anlayışı bu duruşun özetidir.

Ekonomide, ticarette, siyasette, eğitimde, sağlıkta, yönetimde, sosyal ilişkilerde hep karşılıklı duruş söz konusudur. Bakışınız, tebessümünüz, seçtiğiniz kelimeler, selâmınız, ikramınız, anlayışınız hep sizin sosyal duruş’unuzu ortaya koyar.

özgüven duygusu

ben burda yeniyim bi konu sormak istiyorum özgüvenimi nasıl kazanabilirim?

Başarısız olmak dünyanın sonu değil

Kariyerinizle ilgili yaptığınız ve kendinizi kötü hissettiğiniz bir şey mi var? Sizin ya da çalıştığınız şirketin zarar etmesine yol açacak kararlar mı aldınız? Toplantıda patronunuza, İK uzmanına ya da potansiyel patronuza yanlış bir şey mi söylediniz? Hala bununla ilgili içiniz daralıyor ve unutamıyor musunuz?

Motivasyon nedir? Nasıl elde edilir?

Motivasyonunuz yok mu? O zaman “Çalışırsam ne olur, çalışmazsam ne olur?” diye yazın. Buna göre tercih sizin artık...
 
Motivasyon; öğrencinin ders çalışmaya istekli hale gelmesi ve ihtiyaç duymasıdır. ÖSS’ye hazırlanan öğrencilerin, mevcut müfredat çerçevesinde derslerde işlenen her konuya ihtiyacı vardır.
 
Öğrencilerin yaptıkları en önemli hatalardan biri, ders çalışmak için istekli olmayı beklemeleridir. ‘Motivasyonum yok. İçimden çalışmak gelmiyor.’ cümleleri adayların en sık kullandığı cümlelerdir.
 
Peki ders çalışma isteği nasıl gelir? İlk olarak ders çalışmanın, istek ya da ilham yoluyla gerçekleştirilebilecek bir faaliyet olmadığı kabul edilmelidir. Sadece sanat alanında, istek ya da ilhama ihtiyaç vardır. Bu nedenle, çalışma isteğinin gelmesini beklemek boşuna olacaktır. Ders çalışma isteği, ancak aday o dersi anladığında gelir. Bunun için de öncelikli olarak adayın çalışması gereklidir. Kısacası önceleri istemeyerek çalışmaya oturulsa bile bu faaliyet daha sonra zevkli hale gelecektir. Konuları öğrendikçe, adayın motivasyonu artacaktır.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar


Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).