Başarı

warning: Creating default object from empty value in /home/kariyer/domains/islamikariyer.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.module on line 1364.

Çalışma masası başarıyı arttırıyor

Türkiye’de yapılan bir araştırmada, kendine ait bilgisayarı ve çalışma masası olan öğrencilerin, bunlara sahip olmayan akranlarına göre daha başarılı oldukları belirlendi.

Geçtiğimiz günlerde yapılan Uluslararası 5. Balkan Eğitim ve Bilim Kongresi’nde, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Fen Edebiyat Fakültesi İstatistik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Demir ile aynı bölüm Araştırma Görevlisi Serpil Kılıç ve GENAR Araştırma Danışmanlık şirketi analistlerinden Özer Depren tarafından bir bildiri sunuldu. Bildiride, öğrencilerin matematik başarısı üzerine hangi faktörlerin ne derece etkili olduğunun belirlenmesi amacıyla yaklaşık 4 bin 500 ilk ve orta dereceli okul öğrencisi üzerinde araştırma yapıldığı kaydedildi.

Gayret Bizden Tevfik Allah’tan

Allah’tan tevfik dilemek, “kendimiz için uygun olan”ı istemektir. Uygun olanı biz bilemeyiz; Allah bilir. Çünkü bizim hayır bildiklerimizde şer, şer bildiklerimizde hayır olabilir.

Cezbedici bütün unsurlarına rağmen modernizm bir “gaflet hali”dir. Bu sebepledir ki modern hayatta beşerî arzu ve isteklerin en üst seviyede karşılanması hep bir “çılgınlık” nitelemesiyle ifade edilir. Üstelik bu niteleme bir sakındırmayı değil, bir yönlendirmeyi yansıtır çoğu zaman. Modern kitlelerin çılgınlık heves yahut tutkusuna İslâmî terminolojide “fahşâ” adı verilir. “Arzuların hiçbir ölçü tanımayan, gem vurulamaz bir iştiha ile Allah’ın koyduğu sınırları çiğneyerek tatmin edilmesi” demektir.

Fahşâya teşvik etmesi, çılgınlığa özendirmesi, bir gaflet hali olan modernizmin mademki temel karakteridir, bunu sadece tüketim veya eğlence anlayışında aramamak gerekir. İhtiyaç, hatta zaruret de olsa dünyalık taleplerin elde edilmesi yolunda bugün neredeyse meziyet sayılan aşırı düşkünlük, ısrar ve ihtiras yine aynı nisyanın eseridir.

Modernizmin bu tarzı, biraz nefsimize hoş gelmesi, ama daha çok da “geri kalmışlık” yaftasından kurtulma gayreti sebebiyle bilhassa mal mülk edinme, hayat standardını yükseltme, para kazanma, başarılı olma konularında biz müslümanları daha fazla etkilemiş görünüyor. Bir şekilde kendimizi kaptırdığımız bu gaflet hali içinde masum ve makul taleplerin “tutku”ya dönüşünce imanımızı zedelediğini fark edemiyoruz. Tıpkı “başarma tutkusu”nun kalplerimizi ne hale getirdiğini göremediğimiz gibi.

Psikiyatrist Mehmet Tüzün’le “Kişisel Gelişim” üzerine bir söyleşi

Kişisel gelişim, ülkemizde 90’lardan sonra kendisini hissettirdi. Kuzey Amerika kaynaklı bu akım, bizde hangi ihtiyaçlara karşılık geldi sizce? Başka bir ifadeyle, hangi boşlukları doldurmaya çalıştı?

Öncelikle şunu ifade edeyim: Eğer bir yerde boşluk varsa, doldurulur. Bu, genel bir fizik kuralıdır ve sosyal olaylara da uygulanabilir biliyorsunuz. Bu noktadan denilebilir ki: İnsanlar, hayatlarına yön ve anlam verecek gerçekleri, doğru kaynaklardan öğrenip yaşamazlarsa, hayat prensiplerini kudsi kaynaklardan öğrenmezlerse, bu ihtiyaçlarını başka kaynaklardan karşılamaya çalışırlar. Bu noktadan ben kişisel gelişim akımında, dinden uzak kalışın boşluğunu doldurmaya çalışan bir çaba da görüyorum. “Neden yaşıyorum, hayatımın amacı nedir, nasıl yaşamalıyım?” gibi sorulara hak din ile cevap verilmez ise, kişisel gelişimciler bu cevabı kendilerince vermeye çalışacaklardır tabii ki.

Bildiğiniz gibi, dershaneler ÖSYM’nin yaptığı merkezi sınavlardan sonra ortaya çıktı. Okullar öğrencileri bu sınavlara hazırlamadığı için bir nevi durumdan vazife çıkardılar. Acaba psikologlar ya da iktisatçılar işlerini yeterince iyi yapmadıkları için mi kişisel gelişim sektörü oluştu?

Bence psikologlar ya da iktisatçıların işlerini iyi yapmamaları ile ilgisi yok bu gelişmenin. Psikolojik açıdan normal (en azından hasta olmayan), ekonomik açıdan da yeterli durumdaki bireyler de kişisel gelişime yöneliyorlar zira. Bence bu konudaki esas püf noktalarından birisi, ruhsal yönden sağlıklı, bütçesi denk bir birey olmanın, çoğu kişiye yetmemesi. Bu “yetmeme, tatminsizlik” halinin sebebi de yine birinci sorunun cevabında var. Özel bir şeyler yaparak yaşamına anlam katma ihtiyacı.

Bilgiyi eyleme dönüştürebilmek

BAŞARIDAKİ en ince sırrın nerede saklı olduğunu bilir misiniz? Küçük bir grup insanı diğer insan kitlelerinden ayıran ve aralarda uçurumlar oluşturan sır nerede gizlidir? Zekâda mı? Zenginlikte mi? Destekleyici ve teşvik edici çevrede mi? Soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmekte mi?

Hayatımızın akışı, bize bizi çok değerli kılabilecek bilgiler öğretir. Bize heyecanla anlatılan başarı sırlarının pek çoğunu önceden bildiğimizi görürüz. Bazen insanlara anlatmaya çırpınırken, boşuna konuştuğunuz düşüncesine kapılabilirsiniz. Çünkü ne anlatsanız, biliyorlardır. Sorun nerede o zaman? Çok şey biliyorsak, hayatlarımız neden değişmiyor?

Peygamberin(asm) bildirdiğine göre, öldükten sonra insanların en çok pişmanlık duyacak olanları; dünyada iken ilimlerini hayatlarına aktarmayanlardır. Bildiği halde ilmini yaşamayanın hâli çok acıklıdır gerçekten: Evinizde bir ülkeyi satın alacak değerde hazine saklıydı ve siz onu demirciler dükkanında hurda fiyatında sattınız. Olağanüstü bir hazineyi yok fiyatına sattığınızı sonradan öğrenmek size esef vermez miydi?

Başarı yollarını ararken kendimizi duvarlara çarparak yıllarımızı tüketiyoruz. Sırlar bir yerlerde gizlenmiyor. Aksine, çocukluğumuzdan bu yana bulutların arasından süzülen ışıklar gibi gözlerimize ve kalplerimize saçılıyor. Aslında hayatta en büyük başarı; hatta başarının tek başına kendisi; insanın öğrendiğiyle amel edebilmesidir.

Lider Olmanın Anahtarı: İletişim

´İş hayatı´ dersi olsaydı toptan sınıfta kaldık bu rakamlarla. Tabii ki tüm kararlarımız da yanlış değil; ama kabul etmeliyiz ki ´çoğu kararımız´ yanlış. İşte bu noktada, iyi bir yönetici olmak, hatta daha da ötesi iyi bir lider olmak, önem kazanıyor.

"Bunları biliyor muydunuz?" köşemizle başlayalım: Firmalarda, alınan kararların ortalama yüzde 50´si başarısızlıkla noktalanıyor. Yeni ürünlerin yaklaşık yüzde 95´i başarısız oluyor. Stratejik satın alma ve birleşmelerin yüzde 65´i negatif sonuçlanıyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yüzde 60´ı ilk 6 yıl içinde kapanıyor. Tüm dünyada, 10. yılını doldurmadan kapanan firmaların oranı ise yüzde 82.

Evet, karnemiz kötü. ´İş hayatı´ dersi olsaydı toptan sınıfta kaldık bu rakamlarla. Tabii ki tüm kararlarımız da yanlış değil; ama kabul etmeliyiz ki ´çoğu kararımız´ yanlış. İşte bu noktada, iyi bir yönetici olmak, hatta daha da ötesi iyi bir lider olmak, önem kazanıyor. ´Yönetici olmak´ ile ´Lider olmak´ aynı şeyler değil. ´Yöneticilik´ öğrenilebilir; okulda, kurslarda anlaşılabilir ve benimsenebilir. ´Liderlik´ ise kazanılmalıdır, hak edilmelidir. Tutkulu olmak ve sürekli iletişim içinde olmak gibi anahtar bazı kişilik özelliklerine sahip olmak sizi bir adım öne geçirebilir.

Lidere ne zaman ihtiyaç var?

Liderlik, yöneticilikten bütünüyle farklı eylemler içinde olmayı gerektiren bir iştir. İş dünyasının karmaşıklığında hem yöneticilik hem liderlik gereklidir.

Galileo, engizisyon mahkemesinde yargılanıp, “Dünya düzdür ve güneş dünyanın etrafında
dönmektedir.”, diyerek bilimsel olarak vardığı doğruyu hayatını kurtarmak karşısında inkar
ettiğinde, bu sonucu bütün kilise çanları büyük bir çoşkuyla çalarak halka duyurdu. Bu sırada
evinde onun görüşünden dönmeyeceğine inandığı için büyük bir kederle ölüm haberini bekleyen genç
asistanı önce hayrete düştü; daha sonra da büyük bir öfkeye kapıldı. Yaşlı usta eve döndüğünde
asistanının öfkesiyle karşılaştı. Asistanı, “Yazık kahramanı olmayan bir topluma!”, diye bağırdı.
Galileo büyük bir sükûnetle, “Yanlış;”, dedi ve “yazık kahramanlara ihtiyaç hisseden bir topluma!”
Bu görüşlerden acaba hangisi doğru? Düzenli toplumlar, kahramanlara ihtiyaç olmadan da
düzenlerini koruyup sürdürebiliyorlar. Ancak yeterince organize olamamış toplumlar konuyu düzene
sokmak ve geliştirmek için bir kahramana ihtiyaç duyuyorlar. Bu kavramları günümüz şartlarına
uygulayacak olursak, “yöneticilik” ve “liderlik” pozisyonlarından beklediğimiz farklı işlevler
kendiliğinden ortaya çıkar.

Renklerden ve seslerden mahrumdu ama insanlığa ışık oldu

Tüm insanlık için insan beyninin ne büyük mucizelere vesile olduğunun canlı örneğiydi. Helen Keller 27 Haziran 1880 de dünyaya geldi. Ancak henüz 19 aylıkken geçirdiği birkaç gün süren yüksek ateşli bir hastalık sonucunda görme, işitme ve konuşma yeteneklerini kaybetti. İnsanı adeta bir kara kuyuya hapseden bu rahatsızlık dış dünyayla bağlantısını kopardı.

Bir buçuk yaşını henüz doldurmuşken böyle bir güçlükle karşılaşan küçük kızın konuşmayı öğrenmesi elbette çok zordu. Birtakım hırıltılar çıkarıyordu sadece. Durup dururken öfke nöbetlerine giriyor, tabakları kırıp döküyor ve odada kendisiyle birlikte olanlara saldırmaya başlıyordu. Birkaç doktor kendisine zihinsel olarak hasta teşhisi koydu. Ömür boyu bir akıl hastanesinde kalması öneriliyordu Helen’in. Ailesi ise kızlarının zihinsel olarak hasta olduğunu hiçbir zaman kabul etmedi.

Küçük kız beş yaşından sonra kendisinin diğer insanlardan farklı olduğunu anlamaya başladı.. Düşünebildiği, hissedebildiği halde görememek, duyamamak ve konuşamamak onu çileden çıkarıyor, kendisine dayanılmaz acılar veriyordu. Sağı solu tekmeliyor, çığlık atıyor, kendisine yaklaşanları ısırıyordu.

Öğretmeniyle yeniden doğdu..

Başarı Ve Motivasyon

Motivasyon oluşturmanın en etkili yolu çıtayı yüksek tutmaktır. Büyük hedeflere ulaşmanın yolu da büyük amaçları küçük adımlara bölmek ve her gün bir adımını gerçekleştirmektir. Başardığınız her adım, yaptığınız her ilerleme bir sonraki ilerleme için gerekli olan güven ve isteği oluşturacaktır. Siz kalkın ve yürüyün, gölgeniz arkanızdan yürüyecektir. Yapılan bazı araştırmalar insanların sadece %10’unun verilen işi yapamadığı için işten atıldıklarını göstermiştir. Kalan %90 ise başarılı insan ilişkileri kuramadıkları için çıkardıkları problemlerden dolayı işlerine son verildiğini göstermiştir. Başarıda ilk adım kadar son adımda önemlidir. Bir çok kişi son bir adım daha atmadıkları için başarıya ulaşamamıştır. Herkesin yaptığının bir fazlasını yapan şampiyon olur. yüzlerce yarış atı var, fakat şöhrete ulaşanlar diğerlerinden birkaç saniye daha hızlı koşanlardır.

Eğer “büyük düşünerek” Mercedes sahibi olmayı istemiş ancak bir Renault Spring sahibi olmuşsanız üzülmeyin. Eğer Mercedesi hedeflemeseydiniz muhtemelen bu kadar sürede Renault’da alamazdınız. Büyük düşünmeyi bilmek kadar küçük de olsa başarılara sevinmeyi bilmek de önemlidir.

Hayallerinizi Ertelemeyin

Frederick Smith 1944 yılında Mississipi"de doğmuştur. Erken yaşta babasını kaybetmiş, kendisi de küçük yaşta kemik hastalığına yakalanmıştır. Yale Üniversitesi'ne gittiği zaman, öğrencilerden ilerde ne yapmak istedikleri konusunda bir ödev hazırlamaları istenmişti. Frederick, Amerika"yı kapsayan bir dağıtım ağı kurmayı tasarladığını yazdı. Bu ödevi gören profesörü, onun kağıdına bakınca kafasını sallayarak, "Olanaksız bir şey düşünüyorsun" dedi ve kırık not verdi. Frederick, Yale"den mezun olduktan sonra Vietnam"da çarpışan Amerikan birlikleri arasında uçakla iki yüzden fazla sefer yaptı.

Sonra 1970 yılında iş hayatına atıldı ve işin uzmanlarına Yale Üniversitesi'nde öğrenciyken sınav kağıdına yazmış olduğu hayalinden bahsetti. Nitekim onun fikrini beğendiler ve hemen uygulamaya koydular. Uçak ve kamyonları satın almak için çok para harcandı. Bu işte çalışan personelin ücreti de yüklü bir meblağ tutuyordu. Fakat Frederick, olumlu düşünen, daima "Ben yapabilirim!" diyen bir insan olarak, birçok kişiyi bu işe para yatırmaya ikna etmişti.

Fakat 1973"de, ilk uçak sefere çıktığı zaman, Yale Üniversitesi'nde kendisine bu işin yürümeyeceğini söyleyen profesörün söyledikleri gerçekleşti. Bu iş için 25 uçak alınmasına rağmen, ilk seferde ancak on sekiz paket gelmiş, ayrıca bütün dünyayı sarsan o ünlü petrol krizi patlak vermiş ve taşıma ücretleri çok yükselmişti. İşler o kadar kötü gidiyordu ki, şirket uçaklara yakıt alacak parayı bulamıyor, pilotlar uçaklarına kendi kişisel kredi kartlarıyla yakıt alıyorlardı.

Denemeyi Göze Alma Cesareti

Kral maiyetini önemli bir görev için sınamak istemiş. Birçok güçlü ve akıllı adam etrafına toplanmış. Kral onları bugüne kadar görüp görecekleri en kocaman kapının önüne getirerek şöyle söylemiş: "Siz akıllı insanlar, benim bir sorunum var ve hanginizin bunu çözebileceğini görmek istiyorum. Burada krallığımdaki en büyük ve en ağır kapıyı görüyorsunuz. Hanginiz bunu açabilirsiniz?"

Saray mensuplarından bazıları açamayız der gibi başlarını sallamış. Diğerleri, çevresindekilere göre daha akıllı sayılanlar, kapıyı daha yakından incelemiş, fakat onlar da açamayacaklarını kabul etmişler. Bu akıllı insanlar böyle söyleyince saraylılar sorunun çözülemeyecek kadar zor olduğunda fikir birliğine varmışlar.

Sadece bir vezir kapının yanına giderek onu şöyle bir gözden geçirmiş ve elleriyle yoklamış, açmak için çeşitli yolları denemiş, en sonunda kuvvetle yüklendiğinde ağır kapı açılmış. Meğer kapı zaten tam kapalı değilmiş ve açmak için deneme isteği ve yüreklilikle davranma cesaretinden başka bir şey gerekmiyormuş.?

Kişisel Gelişimde Başka Bir Çizgi

Benlik ve enaniyetlerin dizginlenemez olduğu bir dönemde özgüven ve "ben yaptım" deme gibi değişik tabirlerin gölgesinde nefislerin ukalalaştığını ve küstahlaştığını düşünüyorum. İnsan karakteri, kabiliyet ve istidatları ortaya çıkarılmalı, onların gelişmesine tabiî ki gayret gösterilmelidir. Fakat, böyle bir neticeyi elde etmek için kullanılacak üslup ferdi şımartacak ve onu bencillik girdabına düşürecekse ondan uzak kalınmalıdır. Çünkü, meseleyi şahsın dar imkânlarına, sınırlı iktidarına ve güçsüz iradesine bina etmek her şeyi daraltma ve zayıf bırakma olur. Her meselede "ben" diyen insan, artık nefsini merkeze kor, onu esas kabul eder, yaptığı her iş ve elde ettiği her başarıyla enaniyetini biraz daha besler. Nefis merkezli ve kendine çok güvenen öyle bir insan, azıcık sürçüp düştüğü bir yerde ise bütün bütün ümitsiz kalır, tutunacak yer bulamaz ve bir daha da doğrulamaz.

Öncelik İyi Ahlak Mı? Kişisel Gelişim Mi?

Günümüzde hemen her insanın yakındığı benzer sıkıntı ve problemler vardır. İşlerin peşinde koşuşturup durmaktan, kendine, ailesine ve dostlarına zaman ayıramama, iş ve aile ortamında monotonluk veya geçimsizlik, yapmak istediklerinde başarısızlık ve verimsizlik insanların ortak problemlerinden bazılarıdır. Diğer yandan insanların çeşitli korkuları vardır. Bazı insanlar ölümden, bazıları patron veya amirinden, bazıları yüksekten, bazıları sudan, bazıları bir hayvandan, bazıları asansöre binmekten, bazıları toplum önünde konuşmaktan vs. pek çok şeyden korkar. Bazı insanlarda ise; bıkkınlık, ümitsizlik ve bitkinlik hakimdir. Gününü gün etmek isteyen insanlar dahi gönüllerinin derinliklerinde bir huzursuzluk ve tedirginlik hissetmektedir. Hayatı yaşanmaz bir yük gibi gören, geleceğe dair hiçbir güveni olmayan insan sayısı da ihmal edilemeyecek kadar çoktur. İnsanlar, böylesine problemli bir dünyada ister iş adamı, ister ev hanımı, ister öğrenci, ister öğretmen, ister doktor, ister işçi vb.

Dahi Nasıl Yetişir?

Deha ya da bu yeteneğe sahip olma anlamına gelen dahilik, her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Son yıllarda kişisel gelişim düşünce ve pratiklerinin artışıyla söz konusu ilgi, çok daha yüksek boyutlara ulaştı. Kişisel gelişim ve özelde NLP’nin başarılı insanların hayatlarını model alma veya modelleme teorisini benimsemesi, ister istemez, dahilerin de modellenmesini gündeme getirdi. Buna göre, eğer dahilerin davranış ve düşünce kalıplarını deşifre edilebilir ve bunları taklit edilebilirseniz, siz de bir dahi olabilirsiniz.

Kayayi Itmek

Fakir bir genç adam geceleyin kulübesinde uyurken, uyku ile uyaniklik arasinda odasinin isikla doldugunu gördü. Gaipten gelen bir ses ona söyle dedi:

“Bundan böyle Allah için çalisacak ve kulübenin önündeki büyük kayayi bütün gücünle iteceksin!”

Bunun Allah’tan gelen bir emir olduguna inanan adam, ertesi sabah kayayi itmeye basladi. Daha ertesi gün, ve izleyen haftalar... günesin dogusundan batisina kadar tasi itti durdu. Aylar süren ugrasi sirasinda kaya yerinden bile kimildamadi. Adam gece kulübesine yorgun-argin dönerken, gününün bosa geçtigini düsünüyordu artik. Onun sevkinin kirildigini hisseden seytan kalbine vesveseler vermeye basladi: “Ne kadar zamandir bu kayayi itip duruyorsun, bir milim bile kimildamadi. Kendine bunun için niye yazik ediyorsun? Onu yerinden oynatman zaten mümkün degil, vs.” Böylece, gence görevi yerine getirmesinin imkansiz oldugunu, dolayisiyla basarisizliga ugradigi duygusunu asilamaya çalisti.

Özel Yaşamınızla İş Hayatınızı Dengeleyebiliyor Musunuz?

Günümüzün yoğun çalışma temposu içinde, iş sorumlulukları her geçen gün artan bireyler için iş ve özel yaşam dengelerini tutturmak oldukça zor olmaktadır. Bu dengeyi tutturabilen bireylerinse hem özel hayatlarında hem de kariyerlerinde daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Aşağıda size iş ve özel yaşantınızı dengelemenizi kolaylaştıracak birkaç ipucu sunuyoruz.

Kimi kariyer alanları diğerlerine oranla daha stresli bir iş yaşamını gerektirebilir.

Eğer kariyerinize yeni yön vermekteyseniz ya da uzun zamandır aynı alanda kariyer yapıyorsanız, belki de kariyer değişikliğini düşünmenizde yarar vardır. Kendinize ya da ailenize daha çok zaman ayırmak istiyorsanız, kariyerinizi değiştirmeyi düşünebilirsiniz.

Ya 10 Yıl Sonrası?

Bundan 10-20 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Hayatınız şu an olduğu gibi devam ederse, aşağıdakilerden hangisini söyleyeceksiniz?

"Tam hedeflemiş olduğum yerdeyim. Hayatımı hem mutlu olduğum işi yaparak, hem de iyi para kazanarak yaşıyorum."

"Keşke yeniden başlama şansım olsaydı. Eminim geçmişte yaptığım hataları yapmazdım; çünkü bu kariyer kesinlikle benim hayallerimdeki değil."

Hayat gerçekten günümüzde her birimizin gerçekten yapmak istediği işleri yapmasını zorlaştırmakta.. Peki kaçımız buna karşı direnmekte ve ilerde başarılı olacağım ve bana en uygun işi yapacağım için şimdi sıkıntılara katlanıyorum diyebilmekte? Gelecekte sadece geçiminizi sürdürdüğünüz ve her sabah asık suratla gittiğiniz bir ofis mi sizin tüm hayatınızdaki en önemli kavramlardan biri olacak? Yoksa gerçekten ait olduğunuzu hissettiğiniz yerde, yapmak istediğiniz işi mi yapacaksınız? Bunun kararını verecek olan sizsiniz. Peki bundan sizi alıkoyan ne?

Dümendeki çocuk gibiyiz her birimiz...

“Yanlış haritaya bağlı çabalardaki artış, sizi yanlış yere daha hızlı götürür” S.COVEY

Dümendeki çocuk gibiyiz her birimiz...

Tercihlerimiz, belirlediğimiz rotamız, Rabbimizin izni ile bizi kâh fırtınalı denizlere, kâh ılıman iklimin hakim olduğu sakin limanlara götürüyor.

Fırtınalı denizlerde hadiselerin dağlarvari dalgaları ile boğuştuğumuzda kabahati denizde buluyoruz çoğu zaman. Sakin denizlerde masmavi gökyüzünün altında, Güneş’in ışıltılarını sularda seyrederek yol aldığımızda veya yıldızlarla yakamozları beraberce seyrettiğimiz bir yerde demir attığımızda ise mahareti kendimizde biliyoruz.

Oysa gemimize yön vermemize vesile olan dümenin nasıl işlediğine biraz dikkat edecek olursak, bu sahiplenmede ne derece haklı ya da haksız olduğumuzu anlarız.

SİSTEMİ KAVRAMAK

13 Adımda Geleceği planla

1. İnişe geçmeden, yükselen yeni dalgalara bin: Çünkü her çıkışın bir inişi vardır, zirvede tutunmak çok zordur, genellikle iniş kaçınılmazdır. Fakat yükselen yeni dalgalar sizi inişten korur.

2. Dünkü davranışlar hakkında düşünceleri değiştirir: Çünkü düşüncede değiştirilmeyen davranış tekrarlanır, değişim düşünceden başlar.

3. Dünyaya adapte olmak (normal insan davranışı) yerine dünyayı kendine adapte et (sıra dışı insan davranışı): Çünkü bütün gelişme, keşif ve buluşlar sıra dışı insanların eseridir.

4. Geniş açılı bilgi tabanına sahip ol: Çünkü bilgi güçtür.

5. Altıncı hissin sesini duy, dinle, ona güven: Çünkü sezgileriniz sizi genelde yanıltmaz, yeter ki onları doğru hissedin ve duyun. Sezgileriyle düşünen iyi senaryolar planlar ve başarılı sonuçlar alır.

6. Doğru insanları doğru takımlara al: Çünkü doğru insan yanlış yerde yanlış insandan daha tehlikelidir.

Hedef Belirlemede Öneriler

Yazar Alice Seba’nın hazırladığı öneriler size hedef belirleme ve hedeflerinizi gerçekleştirmede yardımcı olabilir.

1. Beyin fırtınası yapın. Yapmak istediklerinizi liste haline getirin. Başlangıçta hiçbir fikriniz yokmuş gibi gelebilir ama sonra yapmak istediğiniz birçok şey peşpeşe gelecektir. Önemli bulduklarınızı seçip onlara öncelik verin.

2. Hedeflerinizi belirleyip listenizi görebileceğiniz bir yere koyun ve her değişikliği kaydedin. Böylece gelişimi görebilir, gelecekte hedef belirlerken daha başarılı olabilirsiniz.

3. Seçtiğiniz hedeflerin sizi biraz zorluyor olması gerekir ama ulaşılabilir olmasına da özen gösterin. Başka bir deyişle çok kolay hedefler seçmeyin ama seçtikleriniz gerçekleştiremeyeceğiniz hedefler de olmasın. Eğer çok kolay hedefler seçerseniz, fazla başarılı olmadığınızı düşüneceksiniz, çok zor olursa da kendinizi yenilmiş hissedeceksiniz. Bu nedenle hedeflerinizin ne çok kolay ne de gerçekleştirilemeyecek kadar zor olması gerekir.

TÜRKLERİN BAŞARISI

ANKARA, 21/06(BYE)--- İngiltere'de yayımlanan The Independent gazetesinin

21 Haziran 2007 tarihli sayısında James Morrison imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan makalenin özet çevirisi şöyledir:

Yusuf Dost, geçen yıl yaramaz bir çocuktu. Dersleri aksatıp öğretmenlerine kötü davrandığı için okuldan uzaklaştırılmış ve haylaz olarak nam salmıştı. Babası 2002'de İngiltere'ye gelmelerinden kısa bir süre sonra Yusuf'u terk etmiş, Yusuf da aile himayesinden yoksun kalmıştı. En önemlisi de çoğu ilk nesil göçmen gibi Yusuf'un çok az İngilizce biliyor olmasıydı.

Ancak bir yıl sonra Yusuf'un başarısı çok yükseldi. Okuduğu Woodside Lisesinde yılı en iyiler arasında bitirdi.

Yusuf şöyle anlatıyor; "Türkiye'de ailevi sorunlarımız vardı ve babamla buraya geldim. Buraya geldiğimde hiç İngilizce bilmiyordum, ama yaramaz bir çocuktum ve daha iyi İngilizce öğrenebilirdim.

Girişimcilere altın öğütler

"Girişimci olmaya niyetlenenler çok çalışmalısınız ve asla denemekten vazgeçmemelisiniz"

Girişimci olmayı hedefleyenlere önerilerimiz?

Bir şeyler yapın. Yaptıklarınızın bazıları doğru, bazıları yanlış olacaktır. Eğer evde oturup hiçbir şey için cesaret etmezseniz yanlış yaparsınız. 'Bankacılık sistemi iyi değil, zaten şimdi seçim zamanı, ne yapacağımı da bilmiyorum, ofis açacak yer bulamıyorum' gibi düşüncelere kapılırsanız hiçbir şey olmaz. Benim girişimcilere tavsiyem, alın telefonu elinize tanıdığınız herkese ne iş yaptığınızı anlatın. Genç de olsanız yüzlerce insan tanırsınız. Onlara kendinizden, ailenizden, eğitiminizden bahsedin. Hatta hiç tanımadığınız insanlara gidin ve 'şu alanda kendi işimi kurmak istiyorum, ne düşünüyorsunuz?' diye sorun. Göreceksiniz ki insanlardan çok değerli bilgiler toplayacaksınız.

Bu kişilerden ne gibi bilgiler toplanabilir?

İş ve Özel Yaşamda Başarısız Olmanın Beş Garantili Yolu!

Şirketlerde farklı seviyelerde bulunan insanlarla çeşitli ortamlarda birlikte çalıştığım için, ister işyerinde, ister evde olsun, kişisel ilişkilerde başarısızlığın beş ortak nedenden kaynaklandığını gözlemledim. Bunlar şöyle:

*Sürekli kendiyle meşgul olma
*Acele varsayımlar
*Olumsuz yaklaşımlar
*Beğenilme arzusu
*Nezaketsizlik

Sürekli Kendiyle Meşgul Olma

Parayı değil, başarıyı kovalayan kazanıyor

Dev şirketler kuran ve artık iş filozofu olarak kabul edilen birinci kuşak büyük işadamları ve yöneticilere göre iş yaşamında paranın değil başarının peşinde koşanlar, ‘en iyiler’ ile çalışanlar kazanıyor.

EKONOMİ SERVİSİ

Onları dinleme yapabilirsin!

Hepimizin "kaybetmek, yenilmek, hayatın pençesinde ezilmek" için nedenleri var.

Üstelik bu nedenler, donmakta olan birini uykunun çektiği gibi uyuşturucu bir mutluluğa bile çekebilir insanı.

Mücadeleyi, savaşmayı, dövüşmeyi bırakırsın.

Kendini, kendi mazeretlerinin karanlık derinliğine salarsın.

Hayatla arandaki kavgayı daha başlamadan kaybedersin.

En çok da "yenilmekten korkanlar" sever daha baştan kaybetmeyi, "yenilmemişlerdir", sadece savaşa girmemişlerdir.

BAŞARI İNANCI GELİŞTİRMEK

Aranızda başarmak istemeyen var mı? Bu soruya “evet var” şeklinde yanıt verecek birilerinin çıkmasına ihtimal vermiyorum. Zira her birimizin başarmak istediği en azından bir şey mutlaka var… Fakat her nasılsa çaba sarfetmeye başladığımızda bizleri engelleyen duygusal durumlarla karşılaşırız. Peki bizleri engelleyen duygusal durumumuzla nasıl baş edebiliriz? Zihnimizden gelen negatif sinyalleri nasıl pozitif enerjiye çeviririz?

Bir işin delisi olmadıkça

Bir şeye gönül veren, onu kendine dert edinenler hep başarılı olmuşlardır. “Maksat sahibi olan, deli gibidir” sözü meşhurdur. Bunun için; “Bir işin delisi olmadıkça, o işin velisi olunmaz” denmiştir.

Başarmak, başarılı olmak güzeldir. Gül de güzeldir ama dikenleri var. Dikenine katlanmayan güle kavuşamaz. Çalışmak, çile çekmek, sıkıntılara, eziyetlere katlanmak da, başarı yolunun dikenleridir. Başarmak, muvaffak olmak isteyen, bu dikenlere katlanmak mecburiyetindedir.

Kariyer planlarken para tek kriter mi?

Rahat ve mutlu yaşamanın yolu, iyi bir gelirden geçiyor. Ancak bu gelire ulaşmak, dikkatli bir kariyer planlaması ve biraz da sabır gerektiriyor. Özellikle iş yaşamına yeni adım atanların kendi özelliklerini, yetkinliklerini ve bu özelliklerin iş yaşamındaki değerini iyice anlaması gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde ulusal bir gazetede yayınlanan, üniversite öğrencileri arasında yapılmış bir araştırmaya göre gençlerin önem verdiği konular arasında ilk iki sırayı para ve iyi bir kariyere sahip olma isteği alıyor.

HAYALLERDEN HEDEFLERE, HEDEFLERDEN GERÇEĞE...

Küçük yaşlardan beri hepimizin duyduğu bir söz vardır: Başarmanın yarısı istemekten geçer. Bu cümlenin altında yatan sır, ne istediğinize tam olarak karar vermek ve kendinize inanmaktır.

Kendinizi kefeye koydunuz mu?

İstediğimiz bir şey için herekete geçtiğimizde kaçımız devam edebiliyor ve hedefimize ulaşabiliyoruz? Başarısızlığa uğradığımızda bunun nedenlerini kendimizde de arıyor muyuz? Gelin kendimizi KEFE’ye koyalım. Yani Kuvvetli ve Eksik yanlarımızı tekrar gözden geçirelim, Fırsat’ları ve Engel’leri dikkate alalım.

New York’tan İstanbul’a bir sanat yolculuğu

Danilo Giannoni, iki yıl önce New York’ta tasarımcı olarak başarılı kariyerini bırakarak İstanbul’a yerleşmiş bir İtalyan sanatçı. Ebruya gönül veren Gionnoni kazandığı tüm parayı kimsesiz çocuklara bağışlıyor.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

- Arabesk Sevenler
- Arabesk Sevenler
- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- Moncler Vest Men Cap Purple - $169.00 : Cheap Moncler Outlet Online Store, cheapmonclerco.com
- VASIFSIZ PERSONELLER
- harita ve kadastro is imkani maas matematik
- Bizimle çalışmak için buraya tıklayınız
- Google'da İşe Girmenin Yolları
- 0 530 112 06 06 - Ankara Oto Kurtarma Nak.San.Tic.Ltd.Şti
- BP (British Petrolium) ve ateşe tapanlar arasındaki bağ ne?
- Pirelli - DURSUNLAR OTOMOTİV
- VARTA Start-Stop Plus
- PIRELLI Cinturato P1 VERDE
- İşkur iş arama iş sorgulama - işkur iş ilanları
- İşkur
- MEB'in yeni TEOG sınavı skandalla başlıyor! 27 Kas 2013 22:19 Samanyolu Haber
- ..
- RAVZANA GİDENLERİN
- ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA-
- İNTERNETTEN NASIL PARA KAZANABİLİRSİNİZ?
- MERSİN TEMİZLİK ŞİRKETLERİ COŞARLAR TEMİZLİK,05377972341
- Mersin Temizlik Şirketleri Tuğbam Temizlik
- meslek seçim alanları
- Hızlı Geçiş Sistemi Hakkında Herşey
- NE ZAMAN SENİ GÖRSEM KABE'DEYİM-ORHAN AFACANB
- KARI-KOCA HAKLARI
- öylesine
- Çalışan Kişiler İçin Ek İş İmkanı
- SELAM OLSUN
- Parasız hizmet, silahsız savaşa çıkmaktır
- Diplomatalık için yardım lütfen.
- BEŞYÜZ DERDEDEVA
- ÇİNCE EĞİTİMİ - ÇİNCE KONUŞARAK ÖĞREN - TİCARET ÇİNCE'Sİ
- Namaz kılarak insanlar işlerini yapamazlar mı?
- ??
- Vakıa suresi (mucize)
- Internet tabanlı Serbest çalışma İmkanı
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- DURSUNLAR OTOMOTİV Pirelli Yetkili Satıcı-Servis
- sondaj

islamikariyer.com (2006-2008).