Son günlerde, bütün dünyayı bekleyen felâket senaryoları sıkça gündeme gelmeye başladı. Bütün insanlığı ilgilendiren acı sona dair yorumlar, son günlerde çok sık dile getirilir oldu.
Ancak, hemen her ağızdan dile getirilen bu tehlikenin ve felâketler zincirinin ilk halkasını, başta petrol olmak üzere yer altı ve yer üstü zenginliklerin büyük güçler arasında paylaşımı oluşturmuyor. Gelir dağılımının dengesizliği; silahlanma ve bu silahları kullanma da değil.
Bütün bu ve benzeri tehlikelerin ilk halkayı oluşturmaları, belki 19. ve 20. yüzyıllar boyunca söz konusuydu. Ama artık bu tehlikeler, ilk değil son halkayı oluşturuyor. Bir zamanların son halkası veya neticesi olan ‘çevre felâketi,’ artık ilk halkayı oluşturmakta. Geleceğe yönelik yazılıp çizilen kıyamet senaryolarının baş aktörü artık ‘çevre kirliliği.’
BİZ dünyayı çok sevdik. Bir zamanlar bizim için uçsuz bucaksızdı dünya, keşfedilmeyi bekliyordu. Yirminci yüzyılda ise, iletişim ve ulaşım araçlarının geliştirilmesiyle dünya bir köy mesabesine geliverdi. Dünya bütün güzellikleriyle, bütün imkânlarıyla ellerimizdeydi artık. Ve bizler bütün çılgınlığımızla saldırdık ona.
MODERN düşünceyle birlikte “Benim aklım bana yeter” diyen insanoğlu, semavi rehberliği devre dışı bıraktı ve hayatı kendince okuma teşebbüsünde bulundu. Aklına güvenerek yola çıkan insan için var olduğu günden beri hep arayış halinde olduğu mutluluğa erişme yolunda iki anahtar kelime ön plana çıktı: Gelişme ve ilerleme. Hayatın rakamlar üzerinden okunması sonucunda ekonomik faaliyetlerin artırılması ile elde edilecek refah sayesinde dünyadaki problemlerin halledileceği ve insanlığın aradığı mutluluğu böylece yakalayacağı düşünüldü. Daha da önemlisi bu düşünce, temelinde maddi ve teknolojik imkanlarla oluşturulmuş bir Dünya Cenneti var etme iddiası barındırmaktaydı.



Son yorumlar
1 hafta 1 gün önce
1 hafta 6 gün önce
4 hafta 4 gün önce
5 hafta 2 gün önce
5 hafta 4 gün önce
6 hafta 6 gün önce
8 hafta 12 saat önce
10 hafta 6 gün önce
12 hafta 4 gün önce
15 hafta 3 gün önce