Eğitim

YÖK Yeni Katsayı Formülünü Açıkladı!

Danıştay'ın iptal kararından sonra katsayı sorunun çözüme kavuşturmak amacıyla yeni formülü açıklamak üzere toplanan YÖK'ün Genel kurulu sona erdi. YÖK Başkanı Özcan gelinen durumla ilgili açıklama yaptı.

YÖK Genel Kurulu, üniversiteye giriş sınavında adaylara ''farklı katsayı'' uygulanmasını kararlaştırdı. Bu çerçevede adayların, puanları hesaplanırken kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları (AOBP) 0.15, alan dışı tercihte 0.13 ile çarpılacak.

Üniversiteye giriş için yapılacak birinci ve ikinci aşama sınavlarında Türkiye genelinde ilk bine giren adaylara lise türü gözetilmeksizin yüksek olan katsayı (0.15) uygulanacak.

YÖK Genel Kurulu'nun bugünkü toplantısının ardından alınan kararları, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan açıkladı. Özcan, açıklamasında şunları kaydetti:

''YÖK Genel Kurulu'nun 21 Temmuz 2009 tarihinde aldığı karardaki 3,4 ve 5. maddeleri hakkında Danıştay 8. Dairesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi üzerine ortaya çıkan hukuki boşluğun doldurulması zorunluluğu karşısında herhangi bir karışıklık olmaması için 3,4 ve 5. maddeler kaldırılmıştır. Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanlarıyla yerleştirme yapılan programlar ile Lisans Yerleştirme Programı (LYS) puanları esas alınarak, yerleştirme yapılan programlarda ilgili AOBP adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0.15, alanı dışında tercih yapması halinde 0.13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puan belirlenir.

YÖK, 'katsayı' için toplanıyor

YÖK, Danıştay kararının ardından katsayı için toplanıyor. Alternatif sistemler masaya yatırılacak. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan kritik toplantı öncesi Milli Eğitim Bakanı Çubukçu ile görüştü.

Genel liseler ve meslek liseleri arasındaki katsayı eşitliğine 'hayır' diyen Danıştay'a itiraz eden YÖK, bugün katsayı için toplanıyor. Toplantıda, alternatif sistemlerin görüşüleceği ancak bir karar alınmayacağı ifade edildi. Geçen hafta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret eden YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan dün de Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ile görüştü.

Yaklaşık 1 buçuk saat süren görüşmede, Danıştay'ın 'katsayı' ile ilgili yürütmeyi durdurma kararına ilişkin gelişmeler değerlendirildi. Ayrıca 'Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencilerine pedagojik formasyon verilmesi' konusunun da ele alındığı öğrenildi.

DANIŞTAY BEKLENECEK
Bugünkü kritik toplantıda ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan ile üst düzey bir MEB bürokratının da bilgilendirme yapması bekleniyor. Toplantıda alternatifler görüşülecek. Uygun olan sistem belirlenecek ancak bir karar alınmayacak. Danıştay son kararını 17 Aralık'a kadar verirse, YÖK de 17 Aralık'ta yapılacak toplantıda yeni sistemi belirleyecek. Danıştay kararı gecikirse YÖK, ocak ayına kadar Danıştay'a yapılan itirazın sonuçlanmasını bekleyecek. Eğer Danıştay yeni yıla kadar bir karar vermezse ocağın ilk haftasında yapılacak toplantıda yeni sınav sistemi açıklanacak.

YÖK katsayı kavgasında çözümü buldu

Danıştay’ın katsayı eşitliğini durduran kararına YÖK dün itirazını yaptı. B planı olduğunu söyleyen YÖK, 0.01 puanlık sembolik bir katsayı uygulaması getirmeyi planlıyor.

GENEL vemeslek liseleri arasındaki katsayı eşitliğine “dur” diyen Danıştay’a YÖK dün itiraz etti ve “Üniversite sınavına ilişkin B planımız hazır” dedi. Katsayı sorununun merkezindeki liseler olarak gösterilen imam hatiplerin adı ise dilekçede yer almadı. YÖK, itiraz dilekçesinde “katsayı kararına dava açan İstanbul Barosu’nun itirazı yasal değildir” dedi. “Mesleki teknik eğitimin önündeki sorun iddia edildiği gibi ideolojik değil, ekonomik ve sosyaldir” vurgusu yaptı.

YETKİ YÖK’TE
“Yüksek öğretim kurumlarına kimin gireceğine karar yetkisi yasayla YÖK’e verilmiştir” denilen itiraz dilekçesinde şu görüşlere yer verildi:

Katsayı farkına yargıdan fren

Danıştay, YÖK'ün kararının yürütmesini durdurdu.

Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oy birliği ile durdurdu.

İstanbul Barosu Başkanlığı, Yükseköğretim Genel Kurulunun (YÖK) yükseköğretime girişte katsayı puanı uygulamasının kaldırılmasına ilişkin 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açmıştı.

Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.

Dairenin kararında, milli eğitim sisteminin yönlendirmeye ilişkin kuralları ile 2547 sayılı Yasanın 45. maddesinde yer alan kurallar yürürlükte ve uygulanıyor iken, bu kuralların uygulanmasını bertaraf edecek şekilde alınan dava konusu kararın, eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacak nitelik taşıdığı ve uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amacının dışına çıkıldığının görüldüğü vurgulandı.

Bir Öğrencinin İntihar Mektubu

Daha hayatının başında bir insan, nasıl ve neden intiharı düşünür? Yaşadığı hangi olaylar, hangi duygular, hangi düşünceler onu hayattan bezdirir? Gelin geçenlerde elime ulaşan şu intihar mektubuna birlikte göz atalım:

SEVGİLİ ANNECİĞİM VE BABACIĞIM;

Daha doğrusu anneciğim, hayatta seni hep incittim. Hiçbir zaman seni mutlu edemedim. Yine edemeyeceğim. Türkçeden düşük not aldım. Ben sana söylemedim üzülürsün diye.

Ben seni hiç üzmek istemedim. Ben dünyanın en kötü çocuğuyum. Çünkü sen hiçbir zaman hiçbir şekilde mutlu olmadın. Bunun için çok üzgünüm. Anneciğim sen benim gibi bir çocuğu hak etmiyorsun. Hem ben artık hayatta kalmak da istemiyorum. Ben dünyanın en aptal çocuğuyum. Babamın paraları da boşa gidiyor. Çünkü ben hiçbir şey yapamıyorum.

Ayrıca benden hiçbir şey olmaz. Ne tiyatrocu ne de İngilizce öğretmeni. Okuldaki öğretmenlerim bile beni sevmiyor. Dershane öğretmenlerimin de benden şikâyetçi olduklarını biliyorum. Beni zaten bu hayat istemiyor, ben de istemiyorum.

Yani, anlayacağın, "Beni her iki taraf da istemiyor." Ben de o abi gibi yapacağım. Günah olduğunu bile bile yapıcam. Ölüp bu hayattan ayrılmak istiyorum. Keşke doğmasaydım, size hiçbir faydam yok."

Eminim siz de fark etmişsinizdir, mektupta bahsedilen "ders başarısızlığı" normal şartlarda hiç de intiharı düşündürtecek önemde ve değerde bir konu değil esasında. Türkçeden veya herhangi bir dersten zayıf not almak ile intihar fikri arasında o kadar uzun bir yol var ki. Ama yine mektupta görüleceği üzere, bu yol öğrencinin gönlünde döşenmiş ve seçenekler arasına intihar da alınıvermiş.

Dikkat, Ders Çalışacağım!

Etkili bir biçimde ders çalışmak, size başarıyı çok daha kısa zamanda tattıracaktır. Öğrenmeye istekli olma ve öğrenme için gerekli yeteneklere sahip olma, öğrenmede başarıyı etkileyen en önemli etmendir. Kimi öğrenciler yeterince çaba göstermelerine karşın başarılı olamadıklarını düşünmektedirler. Verimli ders çalışma ve etkin öğrenmenin en temel koşulu bu konuda istekli ve kararlı olmaktır. İsteklilik ve kararlılık, çalışma ve davranışlarınızı olumlu olarak etkileyerek verimli ders çalışmanızı ve etkin öğrenmenizi sağlayacak. İkinci olarak yapmanız gereken, kendi koşullarınıza göre bir çalışma sistematiği geliştirmek ve sistematik içerisinde olumlu ders çalışma alışkanlıkları kazanmaktır. Her bireyin kişilik yapısı, algılama özellikleri farklı olduğundan, geliştireceğiniz bu sistematiğin kendinize uygun olmasına özen göstermelisiniz.

Başarıya giden yolda atacağınız adımlar:

1 – Kendinize açık – seçik bir hedef belirleyin (Hedefleriniz sizin motive olmanızı sağlar.)

2 – Kazanmanız için nedenlerinizi yazın (Ne kadar çok neden olursa o kadar çok azmedersiniz.)

Gençlerin ders çalışma süresi ne kadar olmalıdır?

Aileler, çocuklarının hiç kalkmadan ders çalışmasını ister. Onların en ufak bir şeyle oyalandıklarını gördüklerinde, uyarırlar. En iyi çalışma; gencin dikkati dağılmadan yaptığı çalışmadır. Dikkat dağıldıktan sonra çalışmaya çalışmak anlamsızdır. Bu nedenle gün içinde 20'şer dakikalık sürelerle çalışmak ve çalışamadığınızı anladığınız zaman, 15 dakika ara vermek gerekir. Ara verdikten sonra tekrar çalışmaya dönülmelidir. Ailelerin gençleri sürekli ders çalışmaya zorlamaması gerekir.

Zamanı İyi Kullanın!

* Sınav dönemlerinde zaman nasıl değerlendirilmelidir? Ergen sürekli çalışmalı mı, yoksa eğlenmeye de zaman ayırmalı mı?
Yapılması gereken şey; iyi bir program hazırlayıp, bu programa uymaya çalışmaktır. Bu programda aksamalar olduğu zaman, telaşa kapılmadan yeni bir program yapılabilir. Program sadece hedefleri belirleme yönünden önemlidir. Programa yetişebilmek için, anlamadan çalışmayın. Zamanı iyi kullanabilmenin ikinci şartı; anlayarak çalışmaktır.

Çok çalışmak sınav başarısı getirmez!

Gençler; ergenlik dönemine girerken OKS, ergenliğin ortalarında ise ÖSS ile karşılaşıyor. Bu sınavların yarattığı stres, gençleri derinden etkiliyor. Pskiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, ergenlik dönemindeki gençlerin sınav stresini yenmek ve başarılarını artırmak için yapmaları gerekenleri anlattı.

* Başarılı olmak için nasıl çalışmak gerekir?

Başarılı olmak için en iyi çalışma yöntemi; sık sık ama kısa kısa çalışmaktır. Sıkıldığınız zaman ara vermek ve kafanızı dinleyince derse geri dönmek en iyi ders çalışma yöntemidir. Çalışırken kısa notlar alın. Zaman zaman bu notları gözden geçirin. Dikkatiniz dağıldığı an, masa başından hemen kalkın.

Beyninizi Dinlendirin

* Çok çalışmak, başarılı olmak için yeterli midir?

ÖSS adaylarına müjde!

Üniversite adayalarına müjde. YÖK, üniversite kontenjanlarını artırma kararı aldı. Buna göre, kontenjanlar belli bir standartta otomatik olarak artacak.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), gelecek akademik yıl için üniversitelerin kontenjanlarını artırmak üzere yeni bir düzenlemeye gitmeye hazırlanıyor. Bu düzenlemeyle, üniversitelerin kontenjanlarında yüzde 25'in üzerinde artış olması planlanıyor.

YÖK, üniversitelerin kontenjanlarını arttırmak için bir formül geliştirdi. Buna göre, kontenjanlar belli bir standartta, bu formüle göre otomatik olarak artacak. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversitelerin kontenjan sayıları ile ilgili olarak AA muhabirlerine açıklamalarda bulundu.

Son OKS'de neler değişecek?

Bu yıl son kez düzenlenen OKS sınavında sorular eskiye göre daha sınırlı konulardan seçilecek. Sorular çoktan hazırlandı. 20 değişik üniversiteden 80 öğretim üyesi bu soruları son kez gözden geçiriyor.

Yıllardır büyük eleştirilere neden olan Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) bu yıl 8 Haziran Pazar günü son kez yapılacak. Anadolu, Anadolu Meslek ve Fen Liseleri ile merkezi sınavla öğrenci alan ancak yerleştirmelerini sonuçlara göre kendileri yapan özel okullar da son kez öğrencilerini OKS ile belirleyecek. 915 bini aşkın öğrencinin başvurduğu OKS'nin ardından önümüzdeki yıldan itibaren bu okullara öğrenciler Seviye Belirleme Sınavı (SBS), Yıl Sonu Başarı Puanı (YBP) ve Davranış Puanı (DP) olmak üzere üç ana unsura dayanan Ortaöğretim Geçiş Sistemi'ne göre yerleşmeye başlayacak. OKS'nin bu yıl son olmasının yanı sıra bir başka özelliği de sınavın kapsamının daraltılması ve soruların niteliğinin değişmesi oldu. Bu dosyada OKS'de "değişen" ve "değişmeyenleri" bulacaksınız.

Konsantrasyon ve Dikkat Eksikliği Nasıl Giderilir?

ÖSS, OKS, SBS ’ye sayılı günler kala heyecan artıyor. Bilgi eksikliğinin dışında sizi başarısızlığa götürecek en büyük problem olarak görülen dikkatsizlik ve konsantrasyon eksikliği nasıl aşılır?

“Sınavda uzun süre kalmak bana zor geliyor”
“ O soru da yanlış yapılır mıydı? ”
“ Çok fazla işlem hatası yapıyorum.”
“ Yanımda oturanın kitapçıkta benden ilerdeki sayfada olması, sınav gözetmeninin davranışları v.s dikkatimi dağıtıyor.”
“ Sınav sırasında bir soruya takıldığımda, başka soruya geçsem de dikkatimi toplayamıyorum”
“ Sınav sırasında iki üç soru yapamadığımda moralim bozuluyor.”

‘Sınavı kazanamayacağım’ mı diyorsunuz?

Kaygı, sınava hazırlanan her öğrencide bulunan ruhsal gerginlik halidir. ÖSS ve OKS, öğrencilerin literatürüne girdiği andan itibaren sınav stresi gözlenir. Kaygıyı azaltma yollarını öğrenmeye ne dersiniz?

1- Güven eksikliği; kaygının en önemli sebebidir. Başaracağınıza olan inancınız, motivasyonunuzu arttırır. Öncelikle liseye bitirecek düzeyde olan her öğrencinin sınavı kazanabileceğini bilmelisiniz. Bunun sonrasında ise yapmanız gereken şey; düzenli ders çalışmak, dolayısıyla konulara hakim olmaktır. Çözebildiğiniz her soru sizi hedefinize yaklaştıracaktır.

2- En önemli unsur ÖSS değil, sizsiniz. Sınav çoğu zaman hayatı değiştirecek sihirli bir değnek olarak görülür. Ancak etrafımıza baktığımızda çok iyi üniversitelerde okuyup işsiz kalan gençleri, buna karşılık daha düşük puanla girilen üniversitelerde okuyup, istediği kariyere ulaşan gençleri görebiliriz.

ÖSS' de Nasıl Heyecanlanılmaz!

Milyonlarca gencin üç saat içinde hayatının gidişatının belirleneceği sınava birkaç haftanın kaldığı bu evrede endişelerinizi yok etmek için uygulanabilecek çok kolay bir yol var. Dış gözlem konumunda olmak yani duyguları dışarıdan seyredip, kaygı ve endişe gibi hislerle bağlantıyı kesmek.

Daha hayatının baharında olan milyonlarca gencin önünde, hayatının bundan sonraki bölümünü nerede, nasıl, kimlerle ve hangi işi yaparak geçireceğini belirleyen bir sınav var. Üç saatlik bir sınavın bir insan yaşamını belirlemede bu kadar pay sahibi olması biraz garip görünse de mevcut şartlar içinde daha adil bir seçenek oluşturmak maalesef pek mümkün değil.

Sınavın gençlerin hayatında bu kadar önemli hale gelmesi çoğunlukla beraberinde endişe ve kaygı gibi duyguları getiriyor.

Sınav zamanı geldi çattı! Hazır mısınız?

Sınav mevsimi geldi çattı. Milyonlarca öğrencimiz Haziran ayında farklı sınavlara girecek. Öğrencileri, aileleri ve öğretmenleri yakından ilgilendiren bu sınavlar aynı zamanda büyük fırsatları da beraberinde getiriyor.

Sınava kadar neler yapılmalı?

* Uzun zamandır sınavlara hazırlanıyorsunuz. Bu süreçte değişik çalışmalar yaptınız. Ancak bu çalışmalar sonrasında öğrendiğiniz bazı bilgileri unutma ihtimaliniz her zaman söz konusudur. Çünkü kişi, öğrendiklerinin % 70’ini 1 saat içinde, % 80’ini de bir gün içinde unutabilir. Bu nedenle sınavların çok yaklaştığı bu zaman diliminde tekrar çalışmalarına önem vermelisiniz. Bu çalışmaları yaparken deneme sınavlarından elde ettiğiniz sonuçları göz önünde bulundurmalı, bu sınavlarda yapamadığınız soruların geldiği konuları gözden geçirmelisiniz.

Osmanlı’da Eğitim

Osmanlı İmparatorluğunun klasik döneminde bilim ve eğitimin başlıca kaynağı ve en önemli müessesesi medreselerdi. Osmanlı medreseleri devletin kuruluşundan yirminci yüzyılın başlarına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Medreseler, İslam geleneği çerçevesinde aynı esaslara bağlı kalmakla beraber, özellikle teşkilat bakımından Osmanlılarda birçok değişikliklere uğramıştır.

Orhan Bey’in (1326-1362) (ikinci Osmanlı sultanı) 1331’de İznik’te kurduğu ilk medreseden başlayarak bütün medreselerin, çalışmalarını destekleyen vakıfları vardı. Fatih ile Kanuni’nin kurdukları medreselerin vakfiyelerinde daha öncekilerden farklı olarak dinî (naklî) ilimlerin yanında aklî ilimlerin okutulması şart koşulmuştur.

Neden Yurtdışı Eğitim?

Günümüz dünyasında, yabancı dil hatta birden fazla dil bilmenin önemi ne kadar tartışılmazsa; yeterli seviyede ve en kısa sürede dil becerilerinin geliştirilmesinin en doğru ve kalıcı yolunun da, yabancı dilin konuşulduğu topraklarda yaşayarak ve çalışarak öğrenileceği de bir o kadar tartışılmazdır.

Konuyu ana hatlarıyla ele almak gerekirse;

Herkesin tatilini geçirmek istediği ülkelerde eğitim alacaksınız...

Yurtiçinde yapacağınız masrafla aynı oranda masraf yaparak yabancı dili merkezinde öğreneceksiniz...

Eğitim alacağınız yabancı dili, ana dili bu dil olan tecrübeli öğretmenlerden, kaliteli okullarda, anavatanında öğreneceksiniz...

Yurtdışı eğitim hayallerinizi gerçekleştirmenizin yolları

Yurtdışında eğitim alabilmek bir çok öğrencinin hayali....Bu hayali gerçekleştirmek de öğrencilerin kariyerleri açısından çok önemli. Eğitimin önemi globalleşen dünyada daha da belirgin hale geldi.

Bu sebeple Türkiye'den her yıl bir çok üniversite ögrencisi, master ve dil eğitimi almak üzere yurtdışına çıkıyor.Üniversite eğitimini (Lisans ve yüksek lisans) yurtdışında almak isteyen öğrencilerin dikkat etmesi gereken bazı önemli hususlar var. Bu hususlar hakkında öğrencileri bilinçlendirmek ve eğitimleri süresince yapmaları gerekenler konusunda onları uyarmak isteriz.

YÖK DENKLİĞİ

Yurtdışında okumaya karar verdiyseniz YÖK denkliği mutlaka dikkat edilmesi gereken bir konu. Denklik yurtdışında eğitim alacağınız okulun YÖK tarafından onaylanması anlamına geliyor. Bu konuyu YÖK'e yazılı bir dilekçe ile danışıp cevap almak

Yabancı dil öğrenmek için 16 temel ilke!

Yabancı Dil Öğrenmek İçin Şüphesiz dil öğrenimi zor ve bitmeyen bir yoldur. Ve kendi kendinizi geliştirmeniz ancak azimle olur. Gitmenin mümkün olduğu bir ülkenin dilini öğrenmenin en iyi yolunun orada yaşamak olduğunu unutmayın. Böyle bir imkanınız bulunmasa bile, aşağıdaki kuralları uygulayarak bir dile vasat da olsa vakıf olabilirsiniz.

Öğrendiğiniz dilin konuşulduğu bir ülkeye gitmek istiyorsunuz ve bunun da o dili öğrenmenin en kolay ve hızlı yolu olduğunu biliyorsunuz. Fakat yeni bir ülkeye adım atmak ilk etapta garip gelebilir. Şöyle ki, yeni bir çevre, kültür ve dile alışmak zaman alacaktır. Ayrıca farklı bir zaman diliminde olmaktan da etkilenebilirsiniz. Ancak rahat olun ve yeni ortamınızı algılamaya çalışın.

Yurtdışında eğitime ne kadar hazırsınız?

Yurt dışında eğitim görmek ve bir süre yaşamak herkes için ulaşılması kolay olmayan rüyalardan biridir. Sizin de üniversiteyi bitirmenize aylar kaldı. Bazıları öğrenim hayatını bitirir bitirmez iş hayatına atılırken, siz kariyerinize akademik bir yol çizerek öğrenmeye devam etmek istiyorsunuz. Hatta uzun metrajlı iş deneyimlerinden önce bir süre yurt dışına çıkıp kendinizi ve ülkenizi daha yakından tanıyacağınız, dünyayı keşfedebileceğiniz bir yurt dışı deneyimi yaşamayı planlıyorsunuz.

Acaba bu yurt dışı deneyimini yüksek lisans yaparak mı kazanmalı? Bir dil okuluna mı gitmeli? Yoksa kısa süreli sertifika programları ya da au pairlik size daha uygun olmasın? Mezun olacağınız gün yaklaştıkça ne yapacağınız konusunda kafanız daha mı çok karışıyor?

Bir Dil Okulunu Nasıl Seçebilirim?

1- Öncelikle ne çeşit bir program almak istediğinizi düşünün. Ciddi bir akademik program mı yoksa sıradan tatil amaçlı bir program mı ? Gerçekten İngilizce mi öğrenmek istiyorsunuz yoksa gideceğiniz ülkenin kültürünü tanımak ve hoş vakit geçirmek mi ?

2- Ne kadar para harcayabileceğinizi planlayın. Kurs, konaklama, yemek, aktiviteler, kitap, vb.

3- Nerede okula gitmek istiyorsunuz ? Büyük şehirde, küçük kasabada, banliyöde, akrabalara yakın bir yerde ya da ülkenin belirgin bir bölgesinde mi ?

4- Haftada kaç ders almak istediğinizden emin olun.

Zorunlu bir “alternatif” olarak yurt dışında eğitim

Yurtdışında üniversite okumayı düşünüyorsunuz. İşte bilmeniz gereken herşey. Okul ve ülke seçimi neye göre yapılmalı? Nelere dikkat edilmeli?

Zorunlu bir “alternatif” olarak yurt dışında eğitim

Ağustos itibarıyla 1.6 milyon öğrenciden ön lisans için ÖSS’de 160 ve lisans için 185 puanı aşmış 1 milyona yakın öğrenci, puanının yettiği okullar ve bölümler için hayalindeki yeri tercih etmiş bulunuyor.

ÖSS’de alınması gereken minimum puanları alamama, istediği bölüme yerleşememe veya yerleştirildiği okul/bölümden memnun olmama konuları en az 1.3 milyon öğrencinin karşısına sistemin azizliği olarak çıkacak. Veliler ve öğrenciler şu alternatiflerde karar vermek zorunda kalacak:

1. Tekrar ÖSS’ye hazırlanmak için dershanelere kayıt olmak ve daha iyi bir sonuç alabilirim hayalini 1 yıl daha taşımak.

Okuma Hızını Artırmak İçin Yapılması Gerekenler

OKUMA HIZINI ENGELLEYEN, ANLAMAYI AZALTAN NEDENLERİ (YANLIŞ OKUMA ALAŞIKANLIKLARI) ORTADAN KALDIRIN

Sesli Okuma: İlkokul çağlarında daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını zannederek geliştirdiğimiz ve okuma hızını önemli derecede yavaşlatan bir unsurdur. Ortalama konuşma hızı 200 kelime kadardır. Sesli okuduğumuz zaman kendimizi bu limite sınırlandırmış olur ve bu hızın üstüne çıkamayız. Oysa okuduğumuzu anlamak için kelimeleri dil ve kulak yollarından geçirerek beyine göndermemize gerek yoktur. Göz çektiği fotoğrafları dilimizden yüzlerce defa süratli olarak beyine göndermekte ve beyin almaktadır. Sesli okuduğumuz zaman 200 kelime 1 dakikayla sınırlandığı için okuma hızımız çok daha hızlı olan beyin kapasitemize yetişememekte, arta kalan beyin kapasetimiz, boşluğu başka düşüncelerle doldurmaya çalıştığından konsantrasyonumuz ve okuma etkinliğimiz azalmaktadır.

İçinden sesli okumakda bir okuma türüdür. Her ne kadar bunda dudaklarımız kelimeleri tek tek telaffuz etmiyor ise de , ses tellerimiz kımıldıyor ve okuma hızımız 500 kelime 1 dakikayla sınırlıyoruz. Bunu önlemek için uzmanlar okurken çiklet çiğnemeyi öneriyorlar.(Gözle görme alışkanlığı edinene kadar) Okurken çiklet çiğneme temponuz hiç değişmezse bu yanlış alışkanlığı yenebilir ve gözle okumaya başlayabilirsiniz.

İstek ve Gayret Çerçevesindeki HAYAT MANZARALARI

İstemek, neyi isteyeceğini bilmeyenlerin elinde şaşkın. Gayret, mevcuda razı olanların elinde çaresiz. Amaçlar ve araçlar tahteravallide, araçlar yukarıda, amaçlar aşağıda kalmış.

Kulağa ve gönle yanlış şeyler fısıldayan müzik, dizi ve sıradanlık rüzgârları, hedefi olmayan ve günü birlik yaşayan kitleleri savurmaya devam ediyor.
İdealler, oltaya takılmış balık gibi sancıda.
“Ben” lerin ön safta yer almasından dolayı, “Biz” ler geride kalmış.
İnsanlar, istemesi telkin edilen şeyleri ister olmuş.
İnsanın kumandası televizyonun elinde.
Ana okulu çağındaki çocuk psikolojisi hakim sahneye, “Hazza koş, elemden kaç” .

Sevgi Merkezli Eğitime Hazır mısınız?

Gönülleri sevgi merkezli eğitime hazırlamanın vaktidir. Anneler, babalar öğretmenler, kafalarından önce kalplerini açmaya hazır olmalılar. Çünkü yeni nesilleri daha çok insan yapmanın başka yolu ve imkânı kalmamıştır. Sevgi merkezli eğitimin ilkokulu, evdir. Evde başöğretmen, şefkat kahramanı anne, öğretmen de babadır. Ne var ki, babaların annelere gerektiği kadar destek vermediğini çoğu şikâyetlerden anlamaktayız.

Birçok baba, hala işin vahametini tam olarak anlamış görünmüyor.

İşte o babalardan biri.

“Keşke Ben de Köpek Olsaydım”

Huzur Nasıl Yaşanır?

Şu içerisinde yaşadığımız çağdaki insanlara ve hayata baktığımızda gördüğümüz, genellikle, çelişik yaşamlardı.Mutluluğu yaşamak isteyen insanlık çoğunlukla mutsuzluğun göbeğine saplanmış durumdaydı.Hiç olmazsa bu dünyanın geçici olduğunu ve bir baki hayata hazırlık konumunda bulunduğunu bilerek yaşayan insanların bu mutsuzluk sendromundan kurtulmuş olduğunu görebileceğini sanıyordu insan.Oysa gerek dünyayı kalıcı imiş gibi yaşamayı hedeflemiş olanların, gerekse bu dünyayı geçici olarak yaşaması inancının gereği olan insanların yıpratıcı ikilemler içerisinde yuvarlanıp gittiğini görmek şaşırtıcı bir durum arzediyordu.

Baki bir hayatta ebedî bir saadet için yaratılan insanın fani bir diyarda sınırlı lezzetlerle tatmin olamadığı için huzursuzluğa düşmesini rahatlıkla anlayabiliyordunuz. Gerçek ehl-i dünya tam da bu yüzden huzursuz durumdaydı. Yani, anlaşılır bir durumdu onların huzursuzluğu.

Kalabalık ve Cemaat “Haydi Müslümanlar Camiye”

Sokaklarımız çok değişti. Eskiden kapı önleri ev sahibine aitti. Şimdi ise devlete ait. O yüzden, eskisi gibi evinizin önünü süpürgeyle temizlemenize gerek yok. Çöpçü gelir temizler nasıl olsa. Ama evimin önü diyerek arabanızı pencerenizin önüne park etmeyi de artık unutun. Belediyenin otopark görevlisine vereceğiniz ücreti cebinizde hazır bulundurun.

Alışveriş mekânları da değişti. Kahraman bakkallar savaşı kaybetti. Onların yerini, büyük alışveriş merkezleri ve hipermarket zincirleri aldı. Yapılan istatistiklere göre, insanlar en çok alışveriş merkezlerine girip çıkıyor. Bu da gösteriyor ki, toplumsal yaşamın merkezinde artık ‘merkez camileri’ değil, alışveriş merkezleri var.

İlke Merkezli Yaşamak

İnsanın ihtiyaçları ve istekleri sonsuz olup ihtiyaç dairesi, gözün gördüğü kadar büyük ve geniştir. Hattâ, hayal nereye uzansa ihtiyaç dairesi de o kadar genişler. İnsanlar bu istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için çabalayıp dururlar ve bunları elde ettiklerinde mutlu olacaklarını düşünürler.

Acaba insanın yegane mutluluk kaynağı, bu ihtiyaçların hangi şekilde olursa olsun karşılanması mıdır? İnsanın öncelikleri; daha çok kazanmak, itibar, şöhret sahibi olmak, yeni bir ev, güzel bir araba gibi maddî varlıklar edinmek ve nihayet başarılı olmak mıdır? İnsan verdiği sözü tutmadan, kaynaklan paylaşmadan, anlayışlı ve alçak gönüllü olmadan, sorumluluğunu yerine getirmeden sevilen ve güven duyulan birisi olabilir mi?Sevilmeyen ve güven duyulmayan insan gerçekten mutlu olabilir mi? "Benim istediğim", "benim tarzım", "benim görüşüm" deyip ben merkezli yaşamak mı, yoksa kendi dışına uzanarak başkalarına yardım etmek ve katkıda bulunmak gibi hizmet merkezli yaşamak mı insana doyum verir? Kısacası, hayatımızın yönünü, davranışlarımızı, kararlarımızı belirlerken, "pratik çözümler ve "kestirme yollar mı esas alınmalı, yoksa gerçek ilkelere mi bağlı kalınmalı?

Tehlikeli Sınırlar

Bulutlarda renk cümbüşünü hayranlıkla seyrettiğimiz gurub vakitlerinde, Güneş dağlara bitişik görünür.Fakat ilim dürbünü ve akıl gözüyle bakan herkes bilir ki; Güneş ile dağlar arasında binlerce dünyanın girebileceği büyük bir mesafe vardır.Üzerinde fazlaca kafa yormadığımız, sathî bir nazarla baktığımızda, birbirine bitişik veya eşdeğer görünen pek çok kavram ve kelimede olduğu gibi (gayret-hırs, iktisat-cimrilik, cömertlik-israf, gıpta-haset vb) arasındaki mesafeyi anlayamayabiliriz.

Gayret, nerede hırsa dönüşür? Tasarruf ve iktisat, hangi safhadan sonra cimriliktir? Cömertlik, hangi sınırdan sonra israftır? Gıpta, gelişme dinamiklerinden biri olurken; haset, neden yakar ve yandırır? Birbirine bitişik gibi görünen bu kavramlar arasında niçin dünyalar kadar mesafeler vardır?

Düşmeden Yürümek

Darılma yok; dayanma var. Yıllar önce zihin defterime yazdığım müthiş bir söz. Hayatın zorlukları ve güçlükleri karşısında başarılı olmanın kaynağı, dost da olsa düşman da olsa, darılma yok, dayanma var. Düşmanlık yok, dostluk var. Kin ve nefret yok, sevgi ve hoşgörü var.

Yolları çok kaygan ve tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu sebeple her türlü kazaya, sıkıntıya maruz kalma ihtimalimiz büyük. Hâdiseleri ne kadar kendi doğrularımız açısından görmeye ve organize etmeye çalışırsak, yanılma ve sıkıntılarımız o ölçüde artacaktır. Halbuki hayatımızı temel gerçekler çizgisinde düzenlememiz, bize dünya ve ahiret mutluluğunun (saadet-i dareyn) kapısını açma fırsat ve imkânını hazırlayacaktır.

İnsan Kaynakları

Dünya, yeni teknolojilerle gittikçe küçülüyor, iş alanları sürekli değişiyor, bugün popüler ve cazip olan bir iş yarın önemini kaybediyor, hattâ silinip yok oluyor; onun yerine yepyeni iş alanları açılıyor. Kurumlarını bu değişimin gerisinde bırakmayan, hattâ değişimin öncülüğünü yapan insanlar, sermaye ve fizikî kaynaklardan daha çok önem kazanıyor.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar


Ilgili Konular

Ticaret . Muhammed Bozdağ . Eğitim . Nasihatler . Başarı . Kişisel Gelişim . Dua . Para . Hedef . Kariyer . İletişim . istemek . Abdülhamid Han . Osmanlı Sultanları . Rizik . Haber . Osmanlı . İslam . II. Abdülhamid Han . Meslek . Liderlik . Zaman Yönetimi . çalışmak . istek . Arastirma . Ekonomi . Karar . Osmanlı Devleti . İslam'da Ticaret . alışveriş . Hikayeler . Para Kazanmak . Kriz . şükür . Nimete şükretmek . Dünya Hayatı . Sorumluluk . İşsizlik . içtenlik . duanın kabulü . çalışmanın hedefi . Osmanlı Padişahları . iş hayatı . Motivasyon . Helal Yolda Harcamak . Hedef Belirlemek . samimi istek . Hafiza . Dünya . İslami ölçüler . Helal Kazanç . Yönetim . yaşam . samimiyet . İmaj . Modelleme . Rızık Için çalışmak . Nimetin Kıymetini Bilmek . Haramlar . zenginlik . Allah'a güvenmek . isteklerimiz . Müslüman . Haramlardan Kaçınmak . üretim . Yönetici . şirket . Zaman . iş dünyası . ticarette dürüstlük . gayret . ekip çalışması . ticaret ahlakı . ilahi yardım . Helal Yoldan Kazanmak . iman . faiz . etkili iletişim . Allah'a şükür . dua etmek . Söyleşi . Uyku . Giyim . Banka . Sabır . Dünya Malı . Meslek Seçimi . Abdülhamid Han'ın Saltanatı . İsraf . gelişim . çaba . Allah'ın takdiri . borç . Zekat . İbadet . Plan . Yardımseverlik . Tevekkül . İş Görüşmesi . İlim . Bilim ve teknoloji . israftan kaçınmak . rekabet . ders çalışmak . program yapmak . eleman seçimi . toplum . teslimiyet . duanın önemi . Metin Karabaşoğlu . üniversite . Dünya Sevgisi . Helal Rızık . Ahiret Hayatı . Haram Yoldan Kazanç . İktisat . hizmet . iyi niyet . fakirlik . marka . öğrenci . Stres . ekonomik kriz . zamanı iyi değerlendirmek . güvenilir olmak . yöneticilik . güven . ihlas . ruhsal enerji . ruhsal destek . Alışveriş Adabı . Beden Dili

Google
 

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).