Ekonomi

warning: Creating default object from empty value in /home/kariyer/domains/islamikariyer.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.module on line 1364.

Müslümanın Dünya ile Alışverişi

Dünyada halen geçerli olan ekonomik sistemin içine düştüğü krizin bir “ahlâk krizi” olduğunu artık batılılar da söylüyor.

Geçerli ekonomik sistem;

• Koca dünyayı bitiren bu tüketim oburluğuna dayalı oldukça
• Devasa kaynakları küçük bir azınlığın tekelinde tuttukça
• İsraf ve kanaat kavramlarına uzak kaldıkça..

Yani temel anlayışı değişmedikçe bu krizler hep olacak.
Oysa insanlığın muhtaç olduğu ekonomi anlayışı hiç uzakta değil.
Gelin onu bir de bizim kavramlarımızla yeniden hatırlayalım.

Ülkemizde ekonomik anlamda işler epeydir kesat gidiyor. Talep azaldığı için üretimin kısıldığını, işten çıkarmaların sıklaştığını biliyoruz. Kapanan işyerleri, ödenemeyen borçlar yüzünden yaşanan trajedilere dair haberleri daha sık duyar olduk. Toplumun çok önemli bir kısmı geçimini sağlamakta zorlanıyor.

Ekonomik kriz ruh sağlığını tehdit ediyor

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, dünya genelinde yaşanan ekonomik krizin, ruh sağlığını tehdit ettiğini belirterek, “İşini kaybedenlerde, çalışan bireylere göre 2 kat daha fazla depresyon gözlenmektedir” dedi.

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Uzman Dr. Halis Ulaş, ekonomik krizin, hem işverenlerde hem çalışanlarda hem de işsizlerde ruhsal problemlere yol açabileceğini söyledi.

1980 sonrasında dünya genelinde birçok ülkede ekonomik krizler yaşandığını anımsatan Ulaş, 1992-1993’de Avrupa Para krizi, 1994-1995’te Latin Amerika krizi, 1997-1998’de Güney Doğu Asya krizi, 1998’de Rusya krizi, 1999’da Brezilya ve 2002’de Arjantin krizleri olduğunu, Türkiye’de de özellikle 1980, 1994, 2001 ve 2004 ekonomik krizlerinin ülke ekonomisini ve özellikle sosyo-ekonomik düzeyi düşük kesimleri olumsuz etkilediğini bildirdi.

Ulaş, Güney Doğu Asya krizinin ardından Kore, Tayvan ve Endonezya’da, Türkiye’de de 2001 krizi sonrasında işsizlik ve yoksulluk oranlarında artış saptandığını dile getirerek, şunları kaydetti:

Kriz, 260 bin kişiyi işsiz bıraktı

Küresel ekonomik kriz nedeniyle, Eylül başından bu yana dünya genelinde finans dışı sektörlerde işten çıkarılanların sayısı yaklaşık 260 bini geçti.

Dünyanın üçüncü büyük madencilik şirketi İngiliz-Avustralyalı Rio Tinto bugün 14 bin kişiyi ve dünyanın en büyük rulman üreticisi İsveçli SKF 2,500 kişiyi işten çıkaracağını bildirdi.

Kriz, dünya genelinde otomobil endüstrisinden telekoma ilaç üreticilerinden çelik şirketlerine pekçok sektörde işten çıkarmalara yol açtı.

Eylül başından bu yana en fazla işten çıkarma, 24 bin 600 kişiyle Kuzey Amerika'da faaliyette bulunan bilişim şirketi Hewlett-Packard'da oldu.

Hewlett-Packard'ı, 16 bin kişiyle Japon elektronik devi Sony, 14 bin kişiyle Rio Tinto ve 12 bin kişiyle ABD'nin en büyük telekom ve internet firması AT&T izliyor.

Eylül başından bu yana şirketler tarafından duyurulan belli başlı işten çıkarmalar şöyle:

Küresel Ekonomik Krizin Derin Sebepleri

Dünyanın bugünkü haliyle, Batı hızla bir enkaza dönüyor, tarihe mal ettikleri, Nobel ödülleriyle onore ettikleri iktisatçıların marifetiyle kurdukları ekonomik sistem tel tel dökülüyor.

Çok güvenilen, yıkılmaz kale sanılan uluslar ötesi bankaların her gün biri devlet kontrolüne geçiyor.

ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi Batı dünyasını temsil eden ülkeler, krizle baş etme konusunda acz içinde kıvranıp duruyor. Eskiden neredeyse dünyalı bile saymadıkları Çin ise Batı'yla kıyaslanamayacak ölçüde rahat durumda. Hindistan'ın yıldızı yükseliyor.

Batı'da merkez bankaları hazine yetkilileri ve hükümetlerin krizi dindirmeye yönelik her hamlesi boşa çıktı. Herkes panik içinde. Süslü bir deyimle likidite krizi diye adlandırdıkları parasızlık, bankaların, sigorta şirketlerinin belini büktü. Parasız kuruluşları fonlayan devletin kendisi likidite sıkıntısı çekmeye başladı. Peki, bu malî felâket niçin oldu?

ESAS SEBEB: FAİZ

Tarih boyunca en çok lanetlenen bir kavram iken her devirde insan ve toplum hayatını en çok etkileyen bir unsur olmuştur, faiz. Ama faize ilişkin en önemli gerçek, kapitalist liberal ekonominin temel taşı olduğu veya yapıldığıdır.

Ekonomi Değil, Ahlak Krizi!

SON GÜNLERİN en çok konuşulan konusu, hiç kuşkusuz, küresel ekonomik kriz. Televizyon ve gazetelerde yapılan enine boyuna tahlilleri, toplumun her kesiminden insan dikkatle takip ediyor.

Fakat ekonomi uzmanları ne kadar basitleştirmeye çalışırsa çalışsın, iktisat terimlerinin karmaşıklığı, pekçok şeyin hâlâ anlaşılmasına mani. Mortgage, endeks, parite, Keynesçi ekonomi ve daha binlerce iktisat teriminin, çoğu insanın kafasında bir karşılığı yok.

Yine de biraz bahsetmemiz gerekirse, kriz için konuşulan sebepler, muhtelif. Amerika’da ödeme gücü olmayan en fakir insanlara bile ev alma kredisi verilmesinden bahsediliyor. Bu çarkın durmaya başladığı ve zincirleme olarak diğer bütün iktisadî unsurları etkilemeye başladığı nokta.

Ardından, daha kapsamlı yapılan yorumlarda, finans sektörünün faiz yoluyla paradan para kazanmanın (rant ekonomisi) envai çeşit yolunu üretmelerine işaret ediliyor. Bankalar ve özel finans kuruluşları, kârlarını devasa boyutlarda katlamak için sürekli olarak paraya tahvil edilebilir değerli evraklar üzerinde alım-satım gerçekleştirmişler. Ve üst bir denetim mekanizması bulunmadığı için, bir noktadan sonra, evet, kârlar katlanmış ama ortada ne o miktarda borcu ödeyecek insan varmış, ne de para.

Ekonomizm Devam Ediyor

Cevabını çoktandır beklediğim bir soruydu. Bu gidişin sonu nereye varacaktı? Rızk vardı, şükür yoktu. İsraf çok, kanaat yoktu. Âhir zaman içinde mızrak çuval içindeydi. Dünya ile âhiret, yalan ile doğru bir çarşıda beraber satılıyordu. Çokları âhirete ve doğruya beş para bile vermiyordu. Milyonlara para, nimetlere elhamdülillah denmiyordu. “Bir genç dinsiz olmuş” haberini kulaklar duymuyordu. Zira, televizyon “Dolar 42.000 lira olmuş” haberini veriyordu. Döviz büfelerine koşuyordu insanlar; vitrinlere, bankalara, radyolara, TV’lere koşuyordu.

Kimse kimseyi görmüyordu. Herkes kendini kurtarmaya çalışıyor, herkes kendini kurtarmaya çalıştığı için, herkes herkesi ateşe atıyordu. “Kendini kurtarma”nın âhirete bakan bir boyutu zaten epeydir yoktu. Binler, onbinler iman–küfür denkleminde sık sık yanlış şıkkı işaretliyor; körpecik tenler ve dimağlar ebedî bir yangına namzet hale geliyordu. Hiçbirimizin bâki dünyalar heder olup giderken fani cihanı neyleyim dediği yoktu. Alt kattaki teyzenin kardeşi ölüyor; “âhiret”i unutan teyze, isyanları oynuyordu. Hatırlatan yoktu. Yol arkadaşım olan orta yaşlı amca, “Mark şu kadar olmuş” diye hatırlatıyordu.

İsraf, Açlık ve Ölüm

İnsanoğlunun 21. asra süratle yaklaştığı şu günlerde, açlık bütün insanlığın endişesi olarak kendisini göstermektedir. İleriye ait bütün düşünceler bu mevzu üzerinde odaklaşmakta ve insanlık aç kalmamak için tabiatla savaş anlayışına hazırlanmaktadır. 20. asırda ekmek ve su kadar zaruri bir unsur olarak karşımıza çıkan petrolün tükenme endişesi, petrol rezervlerinin istikbal için garanti vermemesi, ilim adamlarını atom enerjisinden ve daha sonra da güneş enerjisinden istifade çarelerini araştırmaya sevketti. Süratle gelişen devletler bir taraftan artan nüfus karşısında uzayda iskan yerleri ararken, diğer yandan doğum kontrolüyle nüfus artışına mani olmaya çalışmaktadırlar. Halihazırda gelişmiş devletlerin mühim bir açlık problemi yoktur. Onlar daha lüks ve daha rahat bir hayat zemini hazırlama arzusundadırlar.

İktisadi bünyenin kanseri

Türkçe'de kullanılan 'faiz' kelimesi Arapça menşe'li olup, 'kazanan' demektir. Teknik mânâda 'faiz'in Arapça karşılığı 'riba'dır. Riba, "gelişip artmak, yükselmek, şişmek" demektir. Türkçe'deki kullanılan şekliyle 'faiz' veya Arapça aslıyla 'riba', doğrudan veya dolaylı olarak, emeğe dayanmaksızın, sadece zamana, rizikoya ve belirsizlik faktörüne dayalı, meşru olmayan bir kazançtır. Yani, paranın belli sürede, doğurduğu paradır.

Kapitalist ekonominin vazgeçilmez unsurlarından olan faiz konusunda ekonomistler arasında çok farklı görüşler vardır. Adam Smith ve Ricardo gibi klasik ekonomistlere göre faiz, parayı ödünç alanın, paradan sağladığı kâr karşılığında ödünç verene ödediği fazla paradır.

Ekonomide Hz.Muhammed (s.a.v.) mucizesi!

Günümüzde dünya ekonomisi yüzlerce sorunla başetmeye çalışırken, yüzyıllar önce HZ Muhammed'in oluşturduğu ekonomik düzenin istikrarı nasıl sağladığını biliyor musunuz? İşte Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ekonomide istikrar getiren anlayışı;

Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) sosyal adaletin sadece prensiplerini koymadı, aynı zamanda gerçekleştirdi de. Getirilen ekonomik tedbirlerle zengin-fakir arasındaki uçurum mümkün olduğu ölçüde kapandı. Fakirler zenginlerin iyiliğini ister,zenginler de fakirleri koruyup gözetir duruma geldiler.

Gelişme Mi? Geleceği Tüketmek Mi?

MODERN düşünceyle birlikte “Benim aklım bana yeter” diyen insanoğlu, semavi rehberliği devre dışı bıraktı ve hayatı kendince okuma teşebbüsünde bulundu. Aklına güvenerek yola çıkan insan için var olduğu günden beri hep arayış halinde olduğu mutluluğa erişme yolunda iki anahtar kelime ön plana çıktı: Gelişme ve ilerleme. Hayatın rakamlar üzerinden okunması sonucunda ekonomik faaliyetlerin artırılması ile elde edilecek refah sayesinde dünyadaki problemlerin halledileceği ve insanlığın aradığı mutluluğu böylece yakalayacağı düşünüldü. Daha da önemlisi bu düşünce, temelinde maddi ve teknolojik imkanlarla oluşturulmuş bir Dünya Cenneti var etme iddiası barındırmaktaydı.

İşin Altında Ezilmek

Rekabetçi iş ortamının ağırlığını iyice hissettirmeye başladığı bugünlerde, işyerleri gün geçtikçe daha şiddetli çatışmaların ve bireysel çekişmelerin sahnesi haline gelebiliyor.

Bir çok araştırma sonucunda da karşımıza çıkan sonuç, son zamanlarda çoğu çalışanın, olması gerektiğinden çok fazla ve zor şartlar altında çalıştığını düşündüğü.

Özellikle birden fazla işte çalışanların en önemli sorunu, zamanlarının kendilerine hiçbir şekilde kalmaması. Yine araştırmalar gösteriyor ki tüm bu yoğun çalışma süreci sonucunda bireyde; aşırı yorgunluk, bitkinlik, kaygı, depresif davranışlar, mutsuzluk ve sinir hali gözlenmekte.

Bir de çalışanın özel yaşamında sorun varsa, iş arkadaşlarıyla ilişkisinin olumsuz yönde gittiğini ve genelde ilişkilerin gergin bir şekilde yaşandığını görebilirsiniz. Bu da çalışan ne kadar seçkin özelliklere sahip olsa da veriminin düşmesine neden olur. İşveren, işlerinin yoğunluğunu kontrol edemediği sürece bu durum içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

Dünya Ekonomik Özgürlük Endeksi

Ülkelerin 1’den 100’e kadar değişen özgürlük puanları var... 80 puan ve üzerindekiler ‘özgür’... 70-80 puan arasındakiler ‘büyük ölçüde özgür’... 60-70 puan arası ‘orta seviyede özgür’... 50-60 puan arası ise ‘çok az özgür’... Ve 50 puan altındakiler de ‘baskı altında’ ülkeler kabul edilmekte... Bu ne? ‘Dünya Ekonomik Özgürlük Endeksi’... Kim düzenliyor? Wall Street Journal ve The Heritage Foundation... İlk sırada kim var? Hong Kong...
Son sırada?
Üç puanla Kuzey Kore..

Ya peki Türkiye?

"Ekonomik Kriz" ya da Yasak Meyveyi Yemek

Biliriz ki, bazen hastalık zannedilen bir rahatsızlık başka bir hastalığın belirtisi olabiliyor; karın ağrısı, mide bulantısı ve yüksek ateşin bir besin zehirlenmesinin işaretleri olması gibi. Bu belirtilerin görüldüğü bir kimseye "Rahatsızlığı, yüksek ateş" veya "Mide bulantısı hastalığı var" denilmesi, bir düzen ve ahenk içinde yaşatılan bedenin bir bütün olarak gözönüne alınmadığını gösterir. Dahası, asıl hastalığı gözden kaçırır ve tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Ticaret Ahlakımız

Her şeyin maddî güce göre değerlendirildiği ve her yere maddenin hakim kılınmaya çalışıldığı, haramların cazipleştirilip, helali elde etmenin zorlaştınldığı bir çağda yaşıyoruz.

Türkiye’de Banka Alan Yabancılar Nereye Koşuyor?

Türk finans sektöründe iki yıldır esen “yabancı rüzgârı” ile, yüzde 3 olan yabancı banka payı bugün yüzde 40'lara ulaştı. Bu yeni sürecin millî bankalar açısından tehdit mi yoksa fırsat mı olduğu tartışmaları da beraberinde geldi.
 

İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü (yapısı)

İslam toplumunun iktisadi yapısı hakkında yazılan klasik eserler günümüzde bilinmediğinden iktisadi yapı Batıya endekslenmiştir. Bundan dolayı yazar, Medine devletindeki iktisadi yapı ile başlayarak liberalizm ve komünizm ile kıyaslayarak İslam toplumunun nasıl olması gerektiğini anlatıyor.

Baba öğüdünü tuttu yağ kralı oldu

Orkide Yağları’nın hikâyesi, Kırkağaç’ta küçük bir esnaf dükkânıyla başlıyor. Ahmet Küçükbay, “Alan ve satanın rızasını almadan ticaret yapmadık” diyor.

Başarılı Yabancı Bilişimcilerin Kısa Öyküsü

Teknolojik gelişme özel bazı teknomerkezler ya da teknoparklar yapılarak sağlanamaz. Bu iş için tüm ülkenin büyük bir teknopark haline getirilmesi gerekir. Bu da ancak teknolojik gelişmenin önündeki yasal-bürokratik engelleri ortadan kaldırmak, devletin ekonomideki payını azaltmak, yetenekli insanların yetenekleri sayesinde çok para kazanacakları ortamlar yaratmak yoluyla mümkün olur.

Zenginler ve Fakirler Arasındaki Fark

Zengin ve fakir ülkeler arasındaki fark ülkelerin yaşı değildir.

Mesela, Hindistan ve Mısır gibi ülkelerin 2000 yıldan fazla geçmişi vardır ve fakirdirler.

Öte yandan Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda gibi 150 sene önce isimleri bilinmeyen ülkeler kalkınmış ve zengin ülkelerdir.
.

TiCARET VE FAiZ

Burada Islâm tarafından faizin yasaklanmasının ve ticarete izin verilmesinin nedenlerini araştırmak gerekir. Kur'an'da şöyle -buyrulur: "Allah alış verişi helâl, faizi haram kılmıştır." (II: 275) Bu gün bile, İslam düşmanları, " Alım satım da ancak faiz gibidir." âyetini gösterirler. Alış veriş helalsa, faizin de helal

ULUSLARARASI TiCARET VE DAMPiNG

Şimdiye kadar yurtiçi ticaretten söz ettik. Bu bölümde de uluslararası ticaret konusunda İslâmî ilkeleri incelemeye çalışacağız.İslâm uluslararası ticareti teşvik etmiştir. Bu tarihi bir gerçektir.

TAKAS

Takas, bir zamanlar ticarette çok yaygındı. Paranın ekonomiye girişinden sonra, her ne kadar; takas alışverişteki yeri azalmış ise de, bugün bile takasın alışverişte ne denli önemli bir yer tuttuğu çok zor kestirilebilir. İslâm, Kur'an ve Sünnette belirtilen koşullar içerisinde yapılan takas işlemini uygun bulmaktadır.

Ülkeleri iflasa sürekleyen amillerin başında israf gelir

Borç batağına saplanan ülkeyi takip ettiği usta siyasetiyle kısa bir zamanda kurtararak dünyada eski güvenini kazanmasına sebep oldu. Ülkenin felakete sürüklenmesinin sebeplerinden birinin israf olduğunu belirterek; "müsrifliğin ne feci bir kusur olduğunu çok yakından gördüm. Maliyemizi mahveden ve İmparatorluğumuzu iflasın iki parmak ötesine kadar götüren bu israfil hayat değil midir?" diyordu. (96)

Petrolde para savaşı

Kasım 2000'de petrol ihracatını dolar yerine avro ile yapma kararı alan Saddam rejimi, Mart 2003'teki Amerikan-İngiliz işgaliyle tarihe karıştı. Petrolünü dünyaya avro’yla satma kararı alan bir diğer bölge ülkesi İran'ın da hedef tahtasında olması akıllara şu soruyu getiriyor:

“ABD petrolün avro’yla satılmasını mı engellemek istiyor?”

Paraya değil beyin desteğine ihtiyaç var

Türkiye’de 70 binin üzerinde aracın Kargaz, Oto Gaz Sistemleri adı altında LPG’ye dönüşümünü gerçekleştiren Baykan Grup, temellerini 18 yıl önce küçük bir proje firması olarak atar. Geçen sürede birçok büyük konut ve sanayi sektörünün ısıtma ve havalandırma projesini hayata geçirir. Avrupa’nın dev şirketlerinden ortaklık ve işbirliği teklifleri alır. İtalya’da Baykan markası adı altında ürettiği kombileri hem Türkiye’de hem de Avrupa’da satar.

Paranın efendileri

Euro ile dolar arasındaki bilek güreşinin sonucu, önemli ölçüde Irak Operasyonu’nun ne şekilde neticeleneceğine bağlı. Doları zayıf anında yakalayan euro’nun en büyük handikapı AB ekonomisindeki önlenemeyen kriz. 11 Eylül Saldırısı’nın ardından küstürülen Arap sermayesinin dolar’dan euro’ya geçme eğilimine girmesi ve bazı Arap ülkelerinin petrol satışını dolar değil de euro üzerinden yapacağı yönündeki belirtiler ABD’yi rahatsız ediyor.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).