Allah’tan tevfik dilemek, “kendimiz için uygun olan”ı istemektir. Uygun olanı biz bilemeyiz; Allah bilir. Çünkü bizim hayır bildiklerimizde şer, şer bildiklerimizde hayır olabilir.
Cezbedici bütün unsurlarına rağmen modernizm bir “gaflet hali”dir. Bu sebepledir ki modern hayatta beşerî arzu ve isteklerin en üst seviyede karşılanması hep bir “çılgınlık” nitelemesiyle ifade edilir. Üstelik bu niteleme bir sakındırmayı değil, bir yönlendirmeyi yansıtır çoğu zaman. Modern kitlelerin çılgınlık heves yahut tutkusuna İslâmî terminolojide “fahşâ” adı verilir. “Arzuların hiçbir ölçü tanımayan, gem vurulamaz bir iştiha ile Allah’ın koyduğu sınırları çiğneyerek tatmin edilmesi” demektir.
Fahşâya teşvik etmesi, çılgınlığa özendirmesi, bir gaflet hali olan modernizmin mademki temel karakteridir, bunu sadece tüketim veya eğlence anlayışında aramamak gerekir. İhtiyaç, hatta zaruret de olsa dünyalık taleplerin elde edilmesi yolunda bugün neredeyse meziyet sayılan aşırı düşkünlük, ısrar ve ihtiras yine aynı nisyanın eseridir.
Modernizmin bu tarzı, biraz nefsimize hoş gelmesi, ama daha çok da “geri kalmışlık” yaftasından kurtulma gayreti sebebiyle bilhassa mal mülk edinme, hayat standardını yükseltme, para kazanma, başarılı olma konularında biz müslümanları daha fazla etkilemiş görünüyor. Bir şekilde kendimizi kaptırdığımız bu gaflet hali içinde masum ve makul taleplerin “tutku”ya dönüşünce imanımızı zedelediğini fark edemiyoruz. Tıpkı “başarma tutkusu”nun kalplerimizi ne hale getirdiğini göremediğimiz gibi.
Her başarı yolculuğunun, aynı anda korunması gereken iki temel boyutu vardır: İstemek ve eylem. İstersiniz ve yaparsınız; arzularsınız ve yapmanıza izin verilir. Başarmak istiyorsanız, hem arzuda, hem de eylemde ısrar etmeyi alışkanlık haline getirebilmelisiniz.



Son yorumlar
4 hafta 2 gün önce
5 hafta 20 saat önce
5 hafta 1 gün önce
6 hafta 3 gün önce
7 hafta 3 gün önce
7 hafta 6 gün önce
11 hafta 1 gün önce
11 hafta 2 gün önce
11 hafta 2 gün önce
11 hafta 4 gün önce