Hikayeler

ÖHÖ DEDİRTMEDEN VERMİYOR

Vaktiyle saf bir derviş, "Madem Cenab-ı Rabbül Alemin cümle canlının rızkına kefildir, öyle ise ben, şu caminin bir köşeciğinde tüm vaktimi ibadetle geçireceğim. Hiçbir iş yapmayacağım, nasıl olsa rızkım ayağıma gelir" demiş ve kendisine münasip bir köşe bulup, postu sermiş.

Bir gün, iki gün, üç gün... derken, şadırvandaki sudan başka boğazından lokma geçmemiş. Biçarenin midesi sırtına yapışmş, artık ne elinde, ne dizinde ne de dilinde, mecal kalmamış. Bir gün cemaatten hayırsever bir adam, koca bir tepsiyi silme börek doldurup camiye gelmiş.

Fırtına çıktığında uyuyabilir misiniz?

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı.

Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp ´çiftlik işlerinden anlar mısın?´ diye sormadan edemedi çiflik sahibi. ´Sayılır´ dedi adam, ´fırtına çıktığında uyuyabilirim´. Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı. Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar:

Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu:

´Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.´

Karar Vermenin Bilgeliği

“Köyün birinde yaşlı, çok fakir bir adam varmış.. Ama kral bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..

"Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı?" dermiş hep..

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok..

Köylü ihtiyarın başına toplanmış..

"Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler..

Paraya güvenmek

Gelen kişi, şehrin en zenginlerinden biri değilse bile, hatırı sayılır tüccarları arasındaydı. Adam, âlime:

“Size bir maruzatım var” dedi. “Ben hacca gitmek istiyorum. Bunun için, sene boyu kenarda üçyüz altın biriktirdim. Acaba bu para rahatlıkla gidip gelmem için yeterli olur mu?”

Âlimin cevabı şuydu:

“Bu para rahatlıkla gidip gelmen için yeterli olmayabilir.”

Bunun üzerine, adam:

“Peki öyleyse,” dedi. “Biraz daha biriktirir, seneye giderim.”

Özenti

Fakir bir adam, her gün televizyonlarda boy gösteren ve "ülkenin sayılı zenginlerinden biri" şeklinde tanıtılan sanayiciye özenip, onun gibi olmaya karar vermiş. Sık sık Allah'a yalvarıp:

— Ver Yarabbi!. diyormuş. Fakirlikten bezdim usandım artık!.

Elhamdülillah

İmam-ı Azam Hazretleri zengin bir alimdi. Ticaretle de meşgul olurdu. Birgün öğrencilerine ders verdiği sırada bir haber aldı:

”Size ait kumaşları getiren gemi batmıştır.”

Büyük alimin cevabı tek cümle oldu:

”Elhamdülillah!”

Ve dersine devam etti. Bir müddet sonra aynı haberci gelip dedi ki:

”Efendim.,özür dilerim, biraz önce verdiğim haber doğru değilmiş. Malınızı taşıyan gemi sapsağlam geldi, şu anda yükünü boşaltıyor.”

Halil İbrahim Bereketi

Büyük din ve bilim adamlarından Ulu Arif Çelebi anlatıyor :

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış…. Büyüğü Halil, küçüğü ise İbrahim… Halil, evli çocuklu, İbrahim ise bekarmış… Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin. Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.. Bununla geçinip giderlermiş. Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar. İş kalmış taşımaya. Halil, bir teklif yapmış :

Kayayi Itmek

Fakir bir genç adam geceleyin kulübesinde uyurken, uyku ile uyaniklik arasinda odasinin isikla doldugunu gördü. Gaipten gelen bir ses ona söyle dedi:

“Bundan böyle Allah için çalisacak ve kulübenin önündeki büyük kayayi bütün gücünle iteceksin!”

TIKANDI BABA

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
Tıkandı Baba, çay getir!..
Tıkandı Baba, kahve getir!..
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;

KIRMIZI İBİKLİ KÜÇÜK TAVUK

Zamanın birinde bir çiftlikte kırmızı ibikli küçük bir tavuk yaşarmış. Tavuk kendi yiyeceğini kendi bulur ve bu güzel çiftlikte çok mutlu bir hayat yaşarmış . Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini bilmediği için arkadaşlarından yardım istemiş:

- Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek ?

Ördek cevaplamış:

30 bin altın

Gencin birisi Kâbe'de hep, "Ey doğrularin yardimcisi olan Allahim, ey haramdan sakinanlarin yardimcisi olan Allahim, sana hamdü sena ederim" diye dua eder.
Bu durum herkesin dikkatini çeker. Birisi, (Neden hep ayni duayi yapiyorsun, baska bir sey bilmiyormusun?) der. O da anlatir: -7-8 sene önce yine Kâbe'de iken içi altin dolu bir torba buldum. Tam1000 altin vardi. Içimden bir ses Bu altinlarla, şunlari şunlari yaparsin diyordu. Hayir dedim kendi kendime, bu benim degil, baskasinin mali, kullanmam haram olur dedim. Bu sirada birisi, "söyle bir torba bulan var mi?" diye bagiriyordu. Çağirdim onu, nasil bir torbaydi, içinde ne vardi diye sordum. Torbayi tarif etti ve içinde 1000 altin vardi dedi. Al öyleyse torbani diyerek verdim. Adam torbayi açip içinden bana 30 altin verdi. Pazara gittim. Temiz yüzlü genç bir esiri överek satiyorlardi.Gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarina gittim, bu köle için ne istiyorsunuz dedim. 30 altin dediler. Adamdan aldiğim 30 altini verip genci satin aldim.Bir iki yil geçti.

Rızk Endişesi

Büyük velilerden Şakik Belhi (VIII. yyıl) bir kıtlık senesinde,
herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın
kölesinin şakır şakır oynadığına şahit oldu. Yanına yaklaştı ve
sordu:
 
- Herkes kıtlıkla, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen
neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun?
 
Köle cevap verdi:
 
- Herkesten bana ne? Benim için bir tehlike söz konusu değil. Benim
efendimin 7-8 tane köyü var, her ihtiyacımız o köylerden sağlanıyor.
 
Bu açıklama Şakik'i adeta bir şamar gibi sarstı. Çünkü kendisi de


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar


Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).