´İş hayatı´ dersi olsaydı toptan sınıfta kaldık bu rakamlarla. Tabii ki tüm kararlarımız da yanlış değil; ama kabul etmeliyiz ki ´çoğu kararımız´ yanlış. İşte bu noktada, iyi bir yönetici olmak, hatta daha da ötesi iyi bir lider olmak, önem kazanıyor.
"Bunları biliyor muydunuz?" köşemizle başlayalım: Firmalarda, alınan kararların ortalama yüzde 50´si başarısızlıkla noktalanıyor. Yeni ürünlerin yaklaşık yüzde 95´i başarısız oluyor. Stratejik satın alma ve birleşmelerin yüzde 65´i negatif sonuçlanıyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin yüzde 60´ı ilk 6 yıl içinde kapanıyor. Tüm dünyada, 10. yılını doldurmadan kapanan firmaların oranı ise yüzde 82.
Evet, karnemiz kötü. ´İş hayatı´ dersi olsaydı toptan sınıfta kaldık bu rakamlarla. Tabii ki tüm kararlarımız da yanlış değil; ama kabul etmeliyiz ki ´çoğu kararımız´ yanlış. İşte bu noktada, iyi bir yönetici olmak, hatta daha da ötesi iyi bir lider olmak, önem kazanıyor. ´Yönetici olmak´ ile ´Lider olmak´ aynı şeyler değil. ´Yöneticilik´ öğrenilebilir; okulda, kurslarda anlaşılabilir ve benimsenebilir. ´Liderlik´ ise kazanılmalıdır, hak edilmelidir. Tutkulu olmak ve sürekli iletişim içinde olmak gibi anahtar bazı kişilik özelliklerine sahip olmak sizi bir adım öne geçirebilir.
Adından da anlaşılacağı gibi "Kısa Özgeçmiş" belli kurallar çerçevesinde kısa, öz ve anahtar kelimelerden ibaret yazılmalıdır. Kısa özgeçmişte (CV), uzun ve işveren için pek de gerekli olmayan bilgilerin bulundurulması işvereni sizi tanıyabilme yolunda yoracağı gibi açılacak birçok kapının kapanmasına da neden olabilir.
İhtida öyküleri arasında dolaşırken, San Fransisco’da yayınlanan The Islamic Bulletin adlı dergide neşredilmiş bir söyleşiyle de karşılaştım. Söyleşi, California’da oturan ve 1991 yılında İslâm’ı seçip İsmail ismini alan bir Amerikalı ile idi. Çok manidar notlar içeren bu söyleşinin tamamını aktaracak değilim. İsmail Goodwin isimli, şu an aşağı-yukarı elli yaşında olan bu mü’min kardeşimizin Körfez Savaşı hengâmında ABD’nin niye Orta Doğuda böyle bir işe giriştiğini anlama saiki ile Orta Doğuya dair on kitabı, ardından bu kitaplarda kendilerine atıfta bulunulan doğrudan İslâm’la ilgili birçok kitabı okumasından, sonra da direkt Müslümanlarca yazılmış İslâmî eserleri okuyup San Fransisco’daki bir İslâm merkezine gidip bazı Müslümanlarla tanışıp görüşmesinden sonra gerçekleştiğini belirtmekle yetinelim.
Günümüzde iş hayatında başarılı ve aile hayatında mutlu olmanın anahtarı Duygusal Zekada saklı. Kişi, yaşamı boyunca yaşadığı ortamı ve çevresini güzelleştirmekten sorumlu. Kısacası, yaşamın ve ilişkilerimizin mimarı olmaktan sorumluyuz. İnsanın hayatta en büyük yaşam amacı olmalı bu.
Toplantı, belirli bir yer ve zamanda insanların bir araya gelerek fikir alışverişinde bulundukları, kararlar aldıkları bir faaliyettir. Bilgileri paylaşmak, belirli meseleleri konuşmak, belirli iş ve aksiyon plânları hazırlamak, değerlendirmek ve yorumlamak gibi maksatlarla toplantılar gerçekleştirilir. Farkında olunsun veya olunmasın her toplantı, belli bir zaman dilimine, kaynakların bir araya getirilmesine ve belirli bir sermayeye (maddî, sosyal ve bilgi sermayeleri) ihtiyaç duyar.
İnsanlar, birbirinden farklı duygu ve yeteneklerde yaratılmış sosyal varlıklardır. Her fert, bir yandan faklılığını ortaya koymak için özgürlük isterken, diğer yandan da ihtiyaçlarını karşılamak ve hedeflerine ulaşmak için kendi dışındaki insanlarla yardımlaşmak zorundadır. O nedenle insan, diğerlerinden hem bağımsız hem de onlara bağımlı olma gibi birbirine zıt iki duyguyu bir arada taşır.
Rusya’daki 1917 ihtilali anlatılırken; öldürülme korkusuyla dağlara kaçan insanların, tanımadıkları birini gördüklerinde ölmemek için öldürdükleri söylenir. Bu durum kaç sene yaşanmıştır ve hakikat payı nedir? O kadar önemli değil. Mühim olan mevzu insanlar arasında ciddi bir ahenk unsuru sayılan karşılıklı itimad sarsıldığında veya yok olduğunda ne kadar büyük facialara sebep olabileceğidir.
İnce düşünme, hassasiyet ve nezaket... İnsanî münasebetlerin kaba ve keskin hatlarla şekillendiği, maddenin, kelime dağarcığımızdan davranış kalıplarımıza kadar herşeye hâkim olduğu ve hükümlerin siyah-beyaz mantığıyla verilip nüansların kaybolduğu günümüz dünyasında bu kelimeler pek bir mânâ ifade etmese de, bunlar sağlıklı bir toplum diyalogunun olmazsa olmazlarıdır.
Tabiatta bulunan bütün canlı yaratıklar, değişik şekil ve derecelerde, kendi türleri ve diğer türlerle yardımlaşma ve dayanışma açısından, bir münasebet içindedir; yani ekip çalışması yapar. Bu durum, hayvanlar âleminde kendi aralarında olduğu gibi; bitkiler âleminde hem kendi aralarında, hem de hayvanlar ve bitkiler arasında görülebilir.
Günümüzde hemen her insanın yakındığı benzer sıkıntı ve problemler vardır. İşlerin peşinde koşuşturup durmaktan, kendine, ailesine ve dostlarına zaman ayıramama, iş ve aile ortamında monotonluk veya geçimsizlik, yapmak istediklerinde başarısızlık ve verimsizlik insanların ortak problemlerinden bazılarıdır. Diğer yandan insanların çeşitli korkuları vardır. Bazı insanlar ölümden, bazıları patron veya amirinden, bazıları yüksekten, bazıları sudan, bazıları bir hayvandan, bazıları asansöre binmekten, bazıları toplum önünde konuşmaktan vs. pek çok şeyden korkar. Bazı insanlarda ise; bıkkınlık, ümitsizlik ve bitkinlik hakimdir. Gününü gün etmek isteyen insanlar dahi gönüllerinin derinliklerinde bir huzursuzluk ve tedirginlik hissetmektedir. Hayatı yaşanmaz bir yük gibi gören, geleceğe dair hiçbir güveni olmayan insan sayısı da ihmal edilemeyecek kadar çoktur. İnsanlar, böylesine problemli bir dünyada ister iş adamı, ister ev hanımı, ister öğrenci, ister öğretmen, ister doktor, ister işçi vb.
İDARECİLİK bir makamdır. Aile reisinden ülkenin en üst makamındaki zata kadar bu mevkilerde bulunanlar hep birer idareci konumundadırlar.



Son yorumlar
6 gün 19 saat önce
1 hafta 4 gün önce
4 hafta 2 gün önce
5 hafta 14 saat önce
5 hafta 2 gün önce
6 hafta 4 gün önce
7 hafta 5 gün önce
10 hafta 4 gün önce
12 hafta 2 gün önce
15 hafta 1 gün önce