İçtenlik, Kabulün İlk İşaretidir

Duanın kabul edilme biçimlerinden birisi, duanın içten yapılabilmesidir. Eğer bir şeyi içtenlikle isteyebilmişseniz, duanızın kabul edileceğine inanabilirsiniz.

Eylemlerimizi yaratma kudreti bize ait değildir. Evrenin Sahibi istemedikçe, insanın istemeyi başarması imkânsızdır. İyiliği istemeye lâyık bir geçmiş yaşamışsak, Sahibimiz yeni iyilikleri isteme imkânını önümüze açar. Bize "istemeyi isteme" gücü vermiştir; ama, bu güç hayalîdir. Oysa isteme eylemi gerçek bir eylemdir. Kalbimizin Sahibi, isteğin kalbimizden geçmesini yaratmadıkça biz isteyemeyiz.

Geçmiş yıllarında ısrarla yıkıcı tercihlerin peşinden koşmuş insanların akıllan ve kalpleri kilitlenir. İyilikleri isteyemez hâle getirilirler. Kimileri de, buldukları maden damarından kazıyarak ilerledikçe, önlerine yeni maden damarları çıkarılır. İnsanlar iyilik istedikçe, daha çok iyilik isteyebilir hâle getirilirler.

Şu hâlde, dualarınızın kabul edilip edilmediğini anlamak istiyorsanız, içten dua edip edemediğinize bakmalısınız. İçtenlik hâlinde iken Yaratıcıya güvenirsiniz; isteklerinizi sizin için en faydalı biçime dönüştürerek yaratacağını bilirsiniz. Hangi zaman aralığında yaratacağına karışmaksızın, temiz ve duygulu bir atmosfere girersiniz. Coşku ve hüzünle iç içe geçen, güven ve bağlılık telkin eden bir duygu ortamına savrulursunuz. Yaratıcının i Sınırsız Güçlü ve Sınırsız Cömert olduğunu; sizinse, sınırsız çaresiz ve muhtaç olduğunuzu hissedersiniz.

Sınırsız Merhametin huzurunda iki büklüm ezilmiş; içtenlikle yardım dileyen bir insan ruhunun, karşılıksız geri çevrilebileceğini düşünebilir misiniz? Merhametsiz insan bile, muhtaç birisine ! yardım etmese, vicdan azabı çeker. Evrenin Sahibi, kırık bir gönülle yalvaran sevgili kulunun dileklerini görmezlikten mi gelecek? İnsanlar, Evrenin Sahibini merhametsiz mi sanıyorlar?

Eğer istediğiniz verilecekse, o aklınıza getirilecektir. O kalbinize ilham edilecektir. Onu söylediğiniz anda gönderen meleklerin enerjisiyle, hücreleriniz titreyecektir.

Genç bir baba gireceği sınav için dört yıl çalışmış ve sonunda sınav kurulunun huzuruna çıkmıştı. Kurul toplandığında, bir yandan açıklanacak kararı beklerken, diğer yandan dört yıllık çabasının meyvesiz kalmasından endişeleniyordu. Yaşadığı derin gerginlik içerisinde birden har yatının sınavı ruhunda canlandı. Acaba dünyada yaptıklarıyla ! sonsuz hayatını kazanabilecek miydi? En Büyük Huzura çıktığında alnı ak bulunabilecek miydi? Derin bir duygu patlaması içerisinde titrediğinde, o andaki sınavın değeri zihninde birden küçülüverdi. Yaratıcısına yöneldi gözlerini kapatarak "Bana asıl büyük sınavımda başarı ver. Beni huzuruna kararmış bir alınla ve ! utançla çıkarma!" dedi.

Bu duadan sonra müthiş bir huzura kavuşmuştu. Birazdan, sınava yeniden girmesi gerektiğini kendisine söylediklerinde, kararı sakin karşılamıştı. Çünkü o, bu sınav sayesinde, müthiş bir duayı derin bir içtenlikle yapmayı başarmıştı. İçten bir duayı yapabilmek, tüm hayatın sınavlarla geçmesine değerdi.

Örnekteki kişinin sınavı başarma isteği reddedilmiş midir; hayır... Yolundan sapmazsa, belki birkaç ay sonra umduğu hedefe ulaşacaktır. Ama asıl önemlisi, dört yıllık çabasının, sonsuz hayatını etkileyecek değerler kazanmasına vesile olmasıdır.

Ne kadar istek ve dua biriktirdik? Geleceğimiz, dileyişlerimizin büyüklüğü kadar yükselecektir. Geçmişimizi dualarımız kadar temizleyeceğiz. Son Peygamberin (asm) dediği gibi, "Dua, başa gelmiş ve gelecek her şeye faydalıdır." 5

İlâhî sevgiye kavuşanlar duayı terk ettiklerinde, mahrum bırakılıyorlar, başlarına musibetler gönderiliyor. Ta ki duaya, istemeye ve böylece yükselmeye devam edebilsinler.6 İnsanın bir şeyleri elde edememesi veya kaybetmesi, ihtiyaç hâlinde olmasını sağlar. İhtiyaç hâli, insanın hayatını ihtiyaçlardan / doğan tükenmeyen dualarla dolduracaktır.

Fakirlikten kurtuluş, bir sınavı kazanma, bir işe girme, / bir evliliği gerçekleştirebilme isteği dünyaya ait gibidir. Oysa bilincinin bir yarısını sonsuz hayata yönlendiren insan için istekler, aynı zamanda sonsuz hayata uzanan \ faydalar içerir. Böyle bir insan için bir fidan dikmek nasıl ^ bir ibadetse, hayırlı bir evlilik kurmak da, bakmakla sorumlu olduklarının geçimlerini meşru yollarla sağlamayı başarmak da öylesi bir kulluktur.

Dahası, ardından koştuğumuz çoğu dünyevî değerler, sonsuz hayatımızı da aydınlatabilir: Örneğin, yüksek zekâ, güçlü algılama becerisi, sağlam bir ilim, yüksek ahlâk, temiz dostluklar ve insan ilişkileri, insanlığa faydalı eserler; dünyadan çok, sonsuz hayata bakar. Bu tür kazanımlanmızın yüzde 1'i dünya içinse, yüzde 99'u sonsuz hayatımız içindir.

Evrenin Hâkimi bir güzel isteği kalbimize koymuşsa, onu veya onu değilse de, onun henüz bilmediğimiz bir benzerini dünyada veya sonsuz hayatta bize vermek istiyordur.7 O zaman onu veya benzerini elde etmek için Yaratıcının yasalarına uygun şekilde, ölümüne de olsa çırpınmak, bizim en büyük görevimizdir. Uyan şu sözdedir: "İnsanın kalbine dua etme arzusu geldiğinde, Rabbine dua etsin. Çünkü Allah onu kabul edecektir." 8

Şu hâlde, Sınırsız Sultanın bizi ne zaman ve nerede hedefe ulaştıracağını düşünerek zaman kaybetmemeliyiz. Yaratacağı yer, dünya veya sonsuzluk olabilir; şimdi veya gelecekte olabilir. Önemli olan, geleceğimize yeni bir boyut ve anlam katabilmemizdir.

Bazen bir dağ istersiniz de, dünyadayken elinize ondan sadece birkaç çakıl taşı verilir. İstediğinizin ne kadarını alabileceğinizi, ona ne kadar derin bir içtenlik sunduğunuz belirleyecek. Zira ruhsuz bir eylem, yok hükmündedir. Bir olguya gerçek vücut kazandıran, o olgunun ardına gizlenen ruhtur.

isteklerimizin ruhumuzdan canlanarak doğabilmeleri, ruhumuzun içten olabilmesine bağlıdır. Eylemlerimizin canı niyetimiz, yani kastımız, yani isteğimizdir. İsteğimizin canı ise içtenliğimiz, yani duygusal derinliğimizdir.

Ağaçlar köklerini yerden sökerek yanına giderlerdi. Avucundaki taşların duaları duyulurdu. Bir yaratılmış olarak, Onun yükseldiği yerden daha öteye geçilemezdi. Böyleyken, o, ölünceye kadar istemeye devam etti. Geceleri ve özellikle seher vakitlerinde dua ederken gözyaşları âdeta sel olup akardı. İnsanlara da "Benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız"9 derdi.

O, insanlara duaların en güzellerini öğretti ve en büyük duasını da sonsuz hayata bıraktı. Cennetin tüm kapıları açılarak iştiyakla evrenin sevgilisiyle buluşmayı beklerken, o kapıda direnecekti çünkü. Direnecekti; secdeye kapanacaktı ve hep yalvardığı Şefkatli Sultan'a yönelip "Ümmetimsiz Cennetine giremem!" diyecekti...

Hayatınızdaki en büyük zaferleriniz, içtenliğinizle yoğurduğunuz dualarınız olacaktır. Neden başaranların çoğunluğunun, geçmişlerinde derin acılar çekenlerden seçildiğini şimdi daha iyi anlayabiliyor musunuz?

İslâm Peygamberi (asm), yaratılışın zirvesindeydi, Yaratıcının katına yükselmişti. Parmağının işaretiyle Ay ikiye bölünmüştü.

Kimi isteklerimiz, şeytanın veya nefsin vesveselerinden doğan, kötülük amaçlı isteklerdir. Evrenin Sahibi, bizim için uygun görmediği bu tür isteklerimize karşı vicdanımıza yardım eder. Çirkin istekler hakkında vicdanımıza rahatsızlık, gerginlik veya iğrenme hissini ilham eder.

A.g.e., Hadis No. 773
Dr.Muhammed Bozdağ


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).