Maddî Sebeplerden İsteyenler

İsteklerimizin yaratıcısı maddî sebepler değil, sebepleri de yaratan Evrenin Sahibidir. Sebeplere başvurmak zorundayız; ancak sonucu Yaratıcıdan istemeyenler, çoğu zaman reddedilirler.

Dünyadaki iyi ve kötü her şey maddî sebeplerle perdelenmiştir. Bir hedefe ulaşmak istediğimizde ona bizi ulaştıracak yollara, tekniklere ve çabalara başvurmak zorunda kalırız. Ancak o yolları ve teknikleri hakikî güç sahibi sandığımızda, çoğunlukla amacımızdan mahrum bırakılırız.

Kaderin Sahibinin haksızlığa uğramasına izin verdiği Yusuf Peygamber (as) zindana atılmıştı. Zindandaki pek çok insanın kalbine ışık saçan Peygamber beş yıl boyunca zindanın zorluklarını sabırla göğüslemişti.

Yusuf Peygamber, bir gün Mısır sultanının sarayından zindana düşen genç bir mahkûmun rüyasını yorumlar. Gencin zindandan tahliye olacağını ve yine sultanın sarayında çalışmaya döneceğini anlar. Kendisine şöyle der: "Beni hükümdarın yanında zikret. Masum olduğum hâlde hapsimin uzadığını anlat." Genç, zindandan çıktığı gün sözünü unutmuş ve Yusuf Peygamber (as) yedi yıl daha zindanda kalmıştır.

Bir genç, kendisi için önemli bir sınavı kazanmıştı. Sıra mülakata gelince, günleri milletvekilleriyle ve kendisine yardımcı olabilecek bürokratlarla geçiyordu. Çok çabaladı; ama, yine de mülakatı kazanması mümkün olmadı. İslâm Peygamberi (asm) şöyle der: "İhtiyaçlarınızı onurunuzu koruyarak isteyin. Çünkü işler takdir edildiği şekilde meydana gelir."70

Maddî sebepler sonuçları yaratamaz; sebepler, insanların çalışıp çırpınarak, Yaratıcımızın kudretini hissetmesi için yaratıldı. Eğer hayatımızda bir olayın yaşanmasını hak edecek dualar yapmış ve gayretler göstermişsek, o olay bizim hakkımızda takdir edilir. Başvurduğumuz sebeplerden sonuç alırız. Değilse, sebeplerden elimiz boş dönecektir.

"Yüce Allah Davut Peygambere (as) şunu vahyetti: | Kulum yarattığım varlıklara değil de Bana dayanırsa ki I Ben bunu o kulun niyetinden bilirim, gökler içindekilerle beraber ona tuzak kursalar, Ben bu tuzaklardan kurtulması için ona bir çıkış kapısı açarım. Bir kulum da Beni bırakıp bir yaratığa dayanırsa -ki bunu da onun niyetinden bilirim-, önünden bütün yükseliş sebeplerini keser ve çöküş yollarını kolaylaştırırım." 71

En imkânsız gibi görünen anlarda bile bir mucizenin bizi bir çıkış kapısına taşımasını mı istiyoruz? O zaman sadece Yaratıcıya güveneceğiz ve Ona dayanacağız. Sonra da şu sözden ders alacağız: "Eğer Allah'a hakkıyla güvenseydiniz, sabahleyin yuvasından aç çıkıp akşamleyin tok dönen kuşların beslendiği gibi Allah rızkınızı verirdi." 71

Şu ibretli olaya bakalım: Köprü inşaatından kopan büyük bir beton kütlesi tren yoluna çökmüştü. Gürültüyü duyan 13 yaşındaki Orhan, birazdan trenin gelmek üzere olduğunu düşündü. Herkes merakla yıkılan kütleye bakarken, oyunu bırakan Orhan, trenin geliş yönünde koştu. Treni görür görmez, elleriyle makiniste "dur" işareti yaptı. Makinist frene asıldı. Tren durduğunda beton kütlesine 20 metre kalmıştı. Görünüşe göre, bir çocuğun seri hareketi, 250 kişinin hayatını kurtarmıştı.73 Trendeki 250 kişinin hayatını kim kurtardı dersiniz?

Maddî sebepler "eylem dualarına" imkân sağlamak ve hayata hareket katmak içindir. İnsana alınterinin, çabanın anlamını hissettirmek ve şükrettirmek amacıyla yaratılmışlardır. Çalışıp çabalayarak yorulan insan, maddî sebepleri izlemek yoluyla, Yaratıcının sınırsız kudretini hissedebilir.

Hayvanların dolaşıp yiyecek arama gibi sebeplere başvurmaları gerekmeyebilirdi. Nasıl ki yavrular yattıkları yerde besleniyor. Ağaçlar toprağa çakılmış çaresiz beklerken, gıdaları tonlarca besleyici maddeyi omuzlayan yağmurların eliyle taşınıyor.

Hayatta tüm canlılar sebeplere başvurmaya ve çalışmaya sürükleniyor. Kuşların yiyecekleri ağaçların dallarında veya toprağın yüzeyinde bekletiliyor. Eğer sınırsız ikramlar, sebepler perdesiyle sunulmasaydı, dallarda cıvıldaşan, vadilerde yayılan kuşlar görmeyecektik. Dallar ve bahçeler rengârenk hareketlerle süslenmeyecekti.

Aynı kural insan için de geçerlidir. Derslerde başarı, çalışmaya bağlanmıştır. İnsan çalışmakla sorumludur; ama, başarıyı Allah yaratır. İyi bir evlilik, bu konuda hazırlıklı olmaya, ilişkilere, girişimci görüşmelere bağlanmıştır; ama, mutlu bir evlilik Yaratıcının takdiridir.

Evreni Yaratan Sınırsız Kudret, kendisini tanıma onuruna lâyık olmayanlardan kendisini gizler. Kudretini ve icraatlarını sebeplerle örter. Ta ki ruhları yükselmiş gerçek büyük insanlar, bu kamuflajdan zihinlerini kurtarsınlar ve Evrenin Sahibini tanımaya lâyık olduklarını ispatlasınlar.

Açık kalplere kendini göstermek için mucizeler yaratır. Milyarlarca yumurtanın içerisine hapsettiği yapışkan sıvıları civcivlere, balıklara ve daha başka milyarlarca canlılara dönüştürür. Sert ve acı ağacın ince ucundan tatlı üzümü, ekşi limonu, kırmızı vişneyi uzatır.

Kullandığı paketleme sistemi inanılmazdır. Hiç kimse eserlerini Onun kadar güzel ambalajlayamayacaktır. Elmanın kabuğu başka, karpuzun kutusu değişik, patlıcanın çantası farklıdır. İnanılmaz paketleme, insana sunulan besleyici sanat eserlerinin erimesini, çürümesini, ekşimesini, buharlaşıp uçmasını veya kokuşmasını önler. Ta ki insanlar dikkatli bakınca hakikî yaratıcıyı anlayabilsinler.

Kolay zamanda bizi kurtaran her kimse, zor zamanımızda kurtarabilecek olan da odur. Kendimizi güçlü ve sağlıklı hissettiğimiz zamanlarda acı bir bilinç sapması yaşarız: Önemli bir göreve gelecekse, takdiri bakanın iki dudağı arasında sanırız. Nezleden ve gripten kurtulacaksa, doktorun vereceği bir kutu hapın, sorunu çözeceğini düşünürüz.

Ancak bazen de işler zorlaşır: Doktor kapılarında iğneler, haplar ağrılarımızı dindiremez. Sıradan virüsler Yaratıcıyı hatırlatmaz da, tedavisi bilinmeyen bir hastalığa yakalanınca Yaratıcıya sığınırız.

Kazandığımız milyarları harcayıp tüketirken güçlüyüzdür; gücümüz ve zekâmız sayesinde kazamyoruzdur. Ama sonra bir deprem evlerimizi yıkar ve iş yerlerimizi yok eder. O zaman birden Yaratıcı aklımıza geliverir.

İnsan için "zor veya kolay" yoktur. Sadece Evrenin Sahibinin zorlaştırdığı veya kolaylaştırdığı vardır. O kolaylaştırmazsa, parmağımızı hareket ettiremeyiz, bakamayız, koklayamayız, yürüyemeyiz. Oysa, Evrenin Sahibi kolaylaştırıra, dualarla, Ay ortadan ikiye bölünür. "Allah'ın bilgisi ve izni olmaksızın ne bir meyve tomurcuğundan çıkabilir; ne bir dişi hamile kalabilir; ne de hamile olan, yavrusunu dünyaya getirebilir." 74

Maddî sebeplere elimizden geldiğince ve izzetimizi zedelemeden başvuracağız. Sebep olanlara teşekkür edeceğiz. Ancak, asla isteklerimizin sebepler tarafından yaratılabileceği zannına kapılmayacağız. Tarih böylesi yanılgıların ağır bedelleriyle doludur. Gerçek, şu öğütte gizlidir: "Ayakkabılarınızın bağına vanncaya kadar, her şeyi Allah'tan isteyin. Çünkü Allah bir şeyi nasip etmeyince o şey elde edilemez." 75

70 Câmiü's-Sağîr, Hadis no: 1113
71 A.g.e., Hadis no: 2783
72 A.g.e., Hadis no: 7420
73 Sabah Gazetesi, 10 Haziran 2003
74 Kur'an; 41: 47
75 Câmiü's-Sağîr, Hadis no: 4708

Dr.Muhammed Bozdağ


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).