Dünyada halen geçerli olan ekonomik sistemin içine düştüğü krizin bir “ahlâk krizi” olduğunu artık batılılar da söylüyor.
Geçerli ekonomik sistem;
• Koca dünyayı bitiren bu tüketim oburluğuna dayalı oldukça
• Devasa kaynakları küçük bir azınlığın tekelinde tuttukça
• İsraf ve kanaat kavramlarına uzak kaldıkça..
Yani temel anlayışı değişmedikçe bu krizler hep olacak.
Oysa insanlığın muhtaç olduğu ekonomi anlayışı hiç uzakta değil.
Gelin onu bir de bizim kavramlarımızla yeniden hatırlayalım.
Ülkemizde ekonomik anlamda işler epeydir kesat gidiyor. Talep azaldığı için üretimin kısıldığını, işten çıkarmaların sıklaştığını biliyoruz. Kapanan işyerleri, ödenemeyen borçlar yüzünden yaşanan trajedilere dair haberleri daha sık duyar olduk. Toplumun çok önemli bir kısmı geçimini sağlamakta zorlanıyor.
Bir şeye gönül veren, onu kendine dert edinenler hep başarılı olmuşlardır. “Maksat sahibi olan, deli gibidir” sözü meşhurdur. Bunun için; “Bir işin delisi olmadıkça, o işin velisi olunmaz” denmiştir.
“Onlar zekat için çalışırlar.” (Müminûn Suresi, 23:4)
Dünyayı çok sevmek dünyaperestliktir. Dünyada yaşadığımıza göre her insan az ya da çok dünyayı sever.
Vücudumuzda hücrelerimiz kadar tehlike var. Bu tehlikelerden bizi koruyan Allah'tır. Kâinat kitabını okuyoruz. Yağmurun yağmaması felaket. Yağan yağmurların durmaması felaket.
Kâinatta hareketsiz bir şey yoktur. Hayat harekettir. Hareket de hayattır. Canlıların en belirgin vasfı harekettir.



Son yorumlar
1 hafta 1 gün önce
1 hafta 6 gün önce
4 hafta 4 gün önce
5 hafta 2 gün önce
5 hafta 4 gün önce
6 hafta 6 gün önce
8 hafta 19 dakika önce
10 hafta 5 gün önce
12 hafta 4 gün önce
15 hafta 2 gün önce