BİZ dünyayı çok sevdik. Bir zamanlar bizim için uçsuz bucaksızdı dünya, keşfedilmeyi bekliyordu. Yirminci yüzyılda ise, iletişim ve ulaşım araçlarının geliştirilmesiyle dünya bir köy mesabesine geliverdi. Dünya bütün güzellikleriyle, bütün imkânlarıyla ellerimizdeydi artık. Ve bizler bütün çılgınlığımızla saldırdık ona.
Ancak, doymak bilmeyen kazanma hırsımız, ebedî dünyada yaşayacakmış gibi biriktirme hevesimiz, dünyadaki sınırlı kaynakları çarçabuk yitip tükenme noktasına getirdi.
Dünyanın dengesi, insanların, insanca yaşamasına endeksli iken, insanların ahlâk dengesi bozulunca dünyada da dengesizlikler zuhur etti.
Şu an, tabiatta 1000 yılda yaratılmış petrolü 1 günde tüketiyoruz. Daha geçen yüzyılın başlarında dünyanın yakıt rezervleri full iken, şimdi göstergelerde kırmızı ışık yanıyor. Dünya tükeniyor ve biz, bu çağın bize verdiği tüketici rolüyle hızla ve çaresizce tüketiyoruz.
…

Dev şirketler kuran ve artık iş filozofu olarak kabul edilen birinci kuşak büyük işadamları ve yöneticilere göre iş yaşamında paranın değil başarının peşinde koşanlar, ‘en iyiler’ ile çalışanlar kazanıyor.
Her canlının rızkını Allahü teâlâ verir. Çocuk, ana karnında çalışmaktan âciz olduğu için, göbeğinden ona rızık gönderir. Çocuk dünyaya gelince, rızık olarak, anasının göğsünden süt gönderir. Bir şey yiyebileceği yaşa gelince de, dişlerini yaratır.



Son yorumlar
1 hafta 1 gün önce
1 hafta 6 gün önce
4 hafta 4 gün önce
5 hafta 2 gün önce
5 hafta 4 gün önce
6 hafta 6 gün önce
8 hafta 10 saat önce
10 hafta 6 gün önce
12 hafta 4 gün önce
15 hafta 3 gün önce