Param var ama tüketmeye hakkım yok.....
Kırmızı süveteri delik deşik olmasına rağmen hala üzerinde, ayakkabısı yamalı. Sökük paltosunu, pantolonunu, yakalarını ters yüz ettiği gömleklerini yıllardır kullanıyor. 10 yıldır hiçbir şey almamış üzerine. Karaca markasının ve TEMA Vakfı'nın kurucusu Hayrettin Karaca 'Param var ama tüketmeye hakkım yok' diyerek 'Al, tüket ve yok et' diyen tüketim toplumuna açtığı savaşla gurur duyuyor.
KOMŞUYA VER
İşte beklenen zam oranları
Gelen kişi, şehrin en zenginlerinden biri değilse bile, hatırı sayılır tüccarları arasındaydı. Adam, âlime:
Bir varmış, bir yokmuş; âhirzaman içinde, modern çağların birinde, para hırsı kalblere hükmediyormuş. "Bu zamanda parasız hiçbir şey olmaz" veya "Mutluluğun sırrı paradadır" gibi sözler herkesin dilindeymiş. Arkadaşlar biraraya geldiklerinde hep paradan konuşurlar ve şöyle derlermiş: "Şu gömleği şu kadar paraya aldım, nasıl güzel mi?" "Gözlüğün ne kadar güzel! Kaça aldın?" "Geçenlerde son model bir araba gördüm. Fiyatını duysan şaşar kalırsın!"
"PARA"nın: Tüm kötülüklerin temeli olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Modern çağın insan zihnine aşıladığı en büyük zehirlerden birisi, hiç kuşkusuz, evreni ve hayatı bölümlere ayırıp onu bütünden koparması. Fizik, kimya, biyoloji gibi bilim dallarının her biri, hakikatın bir ucunu belki barındırıyor. Ama, filin kulağını, kuyruğunu, bacağını vs. tutup da fili onlarla izaha kalkışan körlere benzemekten kurtulamıyorlar.
Türkçe'de kullanılan 'faiz' kelimesi Arapça menşe'li olup, 'kazanan' demektir. Teknik mânâda 'faiz'in Arapça karşılığı 'riba'dır. Riba, "gelişip artmak, yükselmek, şişmek" demektir. Türkçe'deki kullanılan şekliyle 'faiz' veya Arapça aslıyla 'riba', doğrudan veya dolaylı olarak, emeğe dayanmaksızın, sadece zamana, rizikoya ve belirsizlik faktörüne dayalı, meşru olmayan bir kazançtır. Yani, paranın belli sürede, doğurduğu paradır.
Ferdi ve sosyal yozlaşmanın toplum hayatının her köşesinde kendini hissettirdiği günümüzde insanlık, Kur’an ve Sünnet’in ekonomik ve sosyal hayata ilişkin prensiplerine ne kadar da muhtaç! Zira İslam, asırlar önce getirmiş olduğu prensiplerle beşere ışık tutmuş, bütün zaman ve mekana muallim "Asr-ı Saadet" toplumunu meydana getirmiştir. Bu uygulamalar, insanlığın yeniden kendisine döneceği günleri beklemektedir.
Günümüzde dünya ekonomisi yüzlerce sorunla başetmeye çalışırken, yüzyıllar önce HZ Muhammed'in oluşturduğu ekonomik düzenin istikrarı nasıl sağladığını biliyor musunuz? İşte Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ekonomide istikrar getiren anlayışı;
Dev şirketler kuran ve artık iş filozofu olarak kabul edilen birinci kuşak büyük işadamları ve yöneticilere göre iş yaşamında paranın değil başarının peşinde koşanlar, ‘en iyiler’ ile çalışanlar kazanıyor.
Televizyon karşısında saatlerimizi geçiririz de geçen vaktin kıymetini hiç hesap etmeyiz. Halbuki hayatımızdan giden saniyeleri geri getirmek mümkün müdür?
İNSANDA doğuştan mülkiyet duygusu yoktur. Çocuk hoşuna giden, ihtiyaç duyduğu şeyi kendine mâl etmek ister. Olgunlaşma süreci içerisinde kendisi ve diğer insanlar arasında sınır çizmeyi öğrenir.
“Onlar zekat için çalışırlar.” (Müminûn Suresi, 23:4)
İnsanın doğuştan getirdiği bir takım zaafları vardır. Kadına ve paraya/ mala aşırı düşkünlük bunların başında gelir.“İnsan zayıf yaratılmış-tır.”ayetinin tefsirinde İbn-i Kesir; “Erkeklerin zayıf olduğu konuların başında kadınların geldiğini ve Sahabeyi Kiram'ın bu ayetin tefsirinde buna ağırlık verdiklerini.” izah eder. “Gerçekten o (insan), mala karşı aşırı derecede düşkündür.” ayeti de insan-oğlunun mala karşı zaafını ortaya koymaktadır.



Son yorumlar
4 saat 12 dakika önce
7 saat 3 dakika önce
2 gün 2 dakika önce
2 gün 4 saat önce
2 gün 9 saat önce
4 gün 4 saat önce
5 gün 19 saat önce
6 gün 3 saat önce
6 gün 19 saat önce
1 hafta 59 dakika önce