Aileler, çocuklarının hiç kalkmadan ders çalışmasını ister. Onların en ufak bir şeyle oyalandıklarını gördüklerinde, uyarırlar. En iyi çalışma; gencin dikkati dağılmadan yaptığı çalışmadır. Dikkat dağıldıktan sonra çalışmaya çalışmak anlamsızdır. Bu nedenle gün içinde 20'şer dakikalık sürelerle çalışmak ve çalışamadığınızı anladığınız zaman, 15 dakika ara vermek gerekir. Ara verdikten sonra tekrar çalışmaya dönülmelidir. Ailelerin gençleri sürekli ders çalışmaya zorlamaması gerekir.
Zamanı İyi Kullanın!
* Sınav dönemlerinde zaman nasıl değerlendirilmelidir? Ergen sürekli çalışmalı mı, yoksa eğlenmeye de zaman ayırmalı mı?
Yapılması gereken şey; iyi bir program hazırlayıp, bu programa uymaya çalışmaktır. Bu programda aksamalar olduğu zaman, telaşa kapılmadan yeni bir program yapılabilir. Program sadece hedefleri belirleme yönünden önemlidir. Programa yetişebilmek için, anlamadan çalışmayın. Zamanı iyi kullanabilmenin ikinci şartı; anlayarak çalışmaktır.
Gençler; ergenlik dönemine girerken OKS, ergenliğin ortalarında ise ÖSS ile karşılaşıyor. Bu sınavların yarattığı stres, gençleri derinden etkiliyor. Pskiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, ergenlik dönemindeki gençlerin sınav stresini yenmek ve başarılarını artırmak için yapmaları gerekenleri anlattı.
Performans yönetimi sistemi uygulama sonuçlarının başarısını artırmaya yönelik pratik öneriler;
Bir yanda ideal hayaller, öbür yanda hayal idealler.. Bir yanda realiteye riayetkâr idealistler, diğer yanda idealsiz realistler.. Ve her ikisinin arasındaki kader-denk noktada insanoğlu...
ÖSS, OKS, SBS ’ye sayılı günler kala heyecan artıyor. Bilgi eksikliğinin dışında sizi başarısızlığa götürecek en büyük problem olarak görülen dikkatsizlik ve konsantrasyon eksikliği nasıl aşılır?
Kaygı, sınava hazırlanan her öğrencide bulunan ruhsal gerginlik halidir. ÖSS ve OKS, öğrencilerin literatürüne girdiği andan itibaren sınav stresi gözlenir. Kaygıyı azaltma yollarını öğrenmeye ne dersiniz?
Milyonlarca gencin üç saat içinde hayatının gidişatının belirleneceği sınava birkaç haftanın kaldığı bu evrede endişelerinizi yok etmek için uygulanabilecek çok kolay bir yol var. Dış gözlem konumunda olmak yani duyguları dışarıdan seyredip, kaygı ve endişe gibi hislerle bağlantıyı kesmek.
Sınav mevsimi geldi çattı. Milyonlarca öğrencimiz Haziran ayında farklı sınavlara girecek. Öğrencileri, aileleri ve öğretmenleri yakından ilgilendiren bu sınavlar aynı zamanda büyük fırsatları da beraberinde getiriyor.
İNSAN ARDINDA BİRŞEYLER BIRAKARAK gitmeye çalışıyor. Bir taraftan gidici olduğunu kabullenmek,bir taraftan kalıcı birşeyler bırakmak telaşı ve çelişkisi yiyip kavuruyor insanı. Elbette her insanın bu gökkubbe altında kendine mahsus bir izi olacaktır. Hiçbir insanoğluna silik, savruk biçimde geçmek yakışmıyor şu çöl misali dünyadan.
Başarıya götüren “hedef belirleme “ çalışmasının ilk aşamasını “hedefin tanımlanması” teşkil eder. Hemen herkes zihninde bir hedef ya da gönlünde bir aslan taşır. Ama neredeyse hemen hiç kimse gönlünde taşıdığının boşlukta sallanan bir hayal veya avuntu olduğunu bilmez. Aşağıda başlıklar altında işlediğimiz konuları inceleyelim. Bu özelliklere sahip olmayan istekler hedef olamaz. Gerçekleşemez:
Tembelliğin ne olduğunu ve insanların başına nasıl çoraplar ördüğünü düşündünüz mü? Bu soru çok mu çocukça?
Zirvedeki zenginlere sorduk:
Tamahkar insanlar kendilerinde olan nimetleri hırsla sahiplenir, şükretmeyi akıllarına getirmezler. Bu sebeple de bir türlü ellerindeki nimetlerden dolayı sevinç duyamazlar. Zihinlerinde hep daha da fazlasını elde etme arzusu vardır. Hatta ihtiyaçları olmasa bile yalnızca daha fazlasına sahip olma hırsı içinde yaşarlar ve çok küçük şeylere tamah edebilirler. Allah ayetlerde bu gerçeği haber verir ve bu insanların din ahlakını yaşamamakta ısrarlı olduklarına dikkat çeker:
Gelecek sınava çalışmaya başlamadan önce, hafızanızı doğru kullanarak sadece sizin için gerekli bilgilere yer verebilirsiniz. Hafızanızı geliştirmek için bir çok test ve teknik mevcuttur. Bunlar daha çok kavramsal psikolojiyle ilgilidir. Amaç hafızayı geliştirmek, geri çağrışım yapabilmek, akılda kalıcılığı arttırmaktır.
Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski universitelerindeki profesorlerini ziyaret icin biraraya gelirler.
SIRAT..
“Yeter” sözünün telâffuzunu güçleştiren asıl neden, bizim almaya programlanmış olmamızdır. Tüketim uygarlığı, insanı, sürekli olarak almaya, yutmaya, öğütmeye, tüketmeye teşvik eder ve bunları bir hayat amacı olarak önümüze koyar. Bu uygarlığın temelinde yatan felsefe, ne pahasına olursa olsun büyümektir. Büyüdükçe büyümeyi amaçlayan insanlar, kurumlar veya topluluklar ise, “Yeter” diyebilme şanslarını daha işin başında kaybetmişlerdir. Onların bir yeterlilik ve doyum hissini yakalayabilmek için tek bir çareleri vardır: hayatlarını bu çürük zeminden kurtarıp daha başka ve sağlam bir zemin üzerinde yeni baştan kurmak. Yoksa, “almaya” programlanmış bir hayat tarzının şurasını veya burasını yamayıp rötuşlayarak onu verimli ve tatmin edici bir hâle getirmek mümkün değildir.
Sokaklarımız çok değişti. Eskiden kapı önleri ev sahibine aitti. Şimdi ise devlete ait. O yüzden, eskisi gibi evinizin önünü süpürgeyle temizlemenize gerek yok. Çöpçü gelir temizler nasıl olsa. Ama evimin önü diyerek arabanızı pencerenizin önüne park etmeyi de artık unutun. Belediyenin otopark görevlisine vereceğiniz ücreti cebinizde hazır bulundurun.
Darılma yok; dayanma var. Yıllar önce zihin defterime yazdığım müthiş bir söz. Hayatın zorlukları ve güçlükleri karşısında başarılı olmanın kaynağı, dost da olsa düşman da olsa, darılma yok, dayanma var. Düşmanlık yok, dostluk var. Kin ve nefret yok, sevgi ve hoşgörü var.
'Zamana yemin olsun ki, insanların çoğu hüsrandadır. İman edenler, iyi şeyler yapanlar, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.' (Kur'ân-ı Kerim, Asr Suresi)
İnsanlar, birbirinden farklı duygu ve yeteneklerde yaratılmış sosyal varlıklardır. Her fert, bir yandan faklılığını ortaya koymak için özgürlük isterken, diğer yandan da ihtiyaçlarını karşılamak ve hedeflerine ulaşmak için kendi dışındaki insanlarla yardımlaşmak zorundadır. O nedenle insan, diğerlerinden hem bağımsız hem de onlara bağımlı olma gibi birbirine zıt iki duyguyu bir arada taşır.
Küreselleşme hâdisesinin yaşanmaya başladığı dünyamızda ve bundan derinden etkilenen hayatımızda, önümüzdeki yıllarda yaşayacağımız önemli bir problem, biyolojik boyutta (bedenî ve cismanî düzlemde süren hayat) yaşamakla, insanî boyutta (ahlâkî ve mânevî değerler düzlemindeki hayat) yaşamak arasındaki dengeyi nasıl kurabileceğimizdir. Çünkü, 'her şeyin pazarlanabilir ve satın alınabilir olduğu' prensibi, hayatımızı bir ağ gibi sarmaktadır.
Benlik ve enaniyetlerin dizginlenemez olduğu bir dönemde özgüven ve "ben yaptım" deme gibi değişik tabirlerin gölgesinde nefislerin ukalalaştığını ve küstahlaştığını düşünüyorum. İnsan karakteri, kabiliyet ve istidatları ortaya çıkarılmalı, onların gelişmesine tabiî ki gayret gösterilmelidir. Fakat, böyle bir neticeyi elde etmek için kullanılacak üslup ferdi şımartacak ve onu bencillik girdabına düşürecekse ondan uzak kalınmalıdır.
Rusya’daki 1917 ihtilali anlatılırken; öldürülme korkusuyla dağlara kaçan insanların, tanımadıkları birini gördüklerinde ölmemek için öldürdükleri söylenir. Bu durum kaç sene yaşanmıştır ve hakikat payı nedir? O kadar önemli değil. Mühim olan mevzu insanlar arasında ciddi bir ahenk unsuru sayılan karşılıklı itimad sarsıldığında veya yok olduğunda ne kadar büyük facialara sebep olabileceğidir.
"Girişimci olmaya niyetlenenler çok çalışmalısınız ve asla denemekten vazgeçmemelisiniz"
İDARECİLİK bir makamdır. Aile reisinden ülkenin en üst makamındaki zata kadar bu mevkilerde bulunanlar hep birer idareci konumundadırlar.
Şirketlerde farklı seviyelerde bulunan insanlarla çeşitli ortamlarda birlikte çalıştığım için, ister işyerinde, ister evde olsun, kişisel ilişkilerde başarısızlığın beş ortak nedenden kaynaklandığını gözlemledim. Bunlar şöyle:
Hepimizin "kaybetmek, yenilmek, hayatın pençesinde ezilmek" için nedenleri var.



Son yorumlar
22 saat 28 dakika önce
22 saat 39 dakika önce
1 gün 9 saat önce
1 gün 9 saat önce
1 gün 12 saat önce
1 gün 17 saat önce
1 gün 18 saat önce
2 gün 12 saat önce
2 gün 16 saat önce
3 gün 23 saat önce