I.
"İblis dedi: Baksana şu üzerime mükerrem kıldığın kimseye. Eğer beni kıyamet gününe kadar geciktirirsen, yemin ederim ki onun (dem'in) zürriyetini--azı müstesna olmak üzere--kandırıp kendime bağlarım." (İsra sûresi, 17:62)
İnsanın şu dünyaya gözünü açmasıyla birlikte harcanmaya başlayan ve asla geri getirilmesi mümkün olmayan tek şeydir zaman. Bir nehir gibidir; akar ve gider. Siz ya o akan suyu verimli bir nitelik ve nicelikle kullanıp birikimlere dönüştürür ve o birikimleri yine zaman içerisinde daha verimli, nitelikli alanlara akıtırsınız. Ya da, sizi o terkeder ve gider--siz daha ne olduğunu dahi anlayamadan. İşte bu nedenle ellerinizin arasından akıp giden ve hayatın belki de en temel gerçeği olan zamanı en verimli bir şekilde kullanmak, insanın en büyük ideali olmak durumundadır.
Şu içerisinde yaşadığımız çağdaki insanlara ve hayata baktığımızda gördüğümüz, genellikle, çelişik yaşamlardı.Mutluluğu yaşamak isteyen insanlık çoğunlukla mutsuzluğun göbeğine saplanmış durumdaydı.Hiç olmazsa bu dünyanın geçici olduğunu ve bir baki hayata hazırlık konumunda bulunduğunu bilerek yaşayan insanların bu mutsuzluk sendromundan kurtulmuş olduğunu görebileceğini sanıyordu insan.Oysa gerek dünyayı kalıcı imiş gibi yaşamayı hedeflemiş olanların, gerekse bu dünyayı geçici olarak yaşaması inancının gereği olan insanların yıpratıcı ikilemler içerisinde yuvarlanıp gittiğini görmek şaşırtıcı bir durum arzediyordu.



Son yorumlar
1 gün 49 dakika önce
1 gün 52 dakika önce
1 gün 7 saat önce
1 gün 20 saat önce
2 gün 19 saat önce
2 gün 19 saat önce
2 gün 23 saat önce
3 gün 1 dakika önce
3 gün 2 saat önce
3 gün 3 saat önce