Mutsuzum diyenlere rastladıkça, babası bisiklet almadığı için çok üzülen Murat’ı hatırlarım. Murat, ilkokulu bitirmişti ve en samimi arkadaşına alınan bisiklet ona alınamamıştı. Memur olan babası, “Bisiklet seneye” dediği andan itibaren, Murat kendisini dünyanın en mutsuz insanı gibi hissetmeye başlamıştı. Zira bisiklet, Murat’ın mutluluk için olmazsa olmaz bir şartı idi. Bu şartı kendisi koymuş ve vazgeçilmez kılmıştı. Yani bir bakıma, mutsuzluğunun sebebini kendisi icat etmişti.
Hepimizin, mutluluk için böyle olmazsa olmaz şartları yok mudur?
Mutluluk için şart koştuğumuz her şey, aslında onun bize ulaşmasını zorlaştıran bir engel değil midir?
Mutlu olmak için şartlarımızı ne kadar azaltırsak, hedefe o kadar kolay ve çabuk ulaşmış olmaz mıyız?
Pekiyi bizim mutlu olmak için şartımız nedir?
Mutlu olmak için eğer zihnimizde kocaman bir liste varsa, ilk işimiz, bu listede yazılı maddeleri hemen azaltmamız, azaltabildiğimiz kadar azaltmamızdır…
Almanca dil kursundayım. Hoca çok disiplinli biriydi. Bilhassa zaman açısından hiç müsamahası yoktu. Bir hafta boyunca, kimin ne kadar dakika geç geldiğini tesbit ediyor ve onları geç geldikleri toplam süre kadar sınıfta tutuyordu. Tabiî bu durum, zaten kursa zor zaman ayırmış iş sahiplerinin hiç de hoşuna gitmiyordu. Bir gün haftalık cezası 18 dakika tutan bir arkadaşımız kızarak şöyle dedi:
Gönülleri sevgi merkezli eğitime hazırlamanın vaktidir. Anneler, babalar öğretmenler, kafalarından önce kalplerini açmaya hazır olmalılar. Çünkü yeni nesilleri daha çok insan yapmanın başka yolu ve imkânı kalmamıştır. Sevgi merkezli eğitimin ilkokulu, evdir. Evde başöğretmen, şefkat kahramanı anne, öğretmen de babadır. Ne var ki, babaların annelere gerektiği kadar destek vermediğini çoğu şikâyetlerden anlamaktayız.



Son yorumlar
7 saat 43 dakika önce
1 gün 4 saat önce
1 gün 7 saat önce
3 gün 24 dakika önce
3 gün 4 saat önce
3 gün 9 saat önce
5 gün 5 saat önce
6 gün 20 saat önce
1 hafta 4 saat önce
1 hafta 19 saat önce