Eğitim

warning: Creating default object from empty value in /home/ikariyer/domains/islamikariyer.com/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.module on line 1364.

Neden Yurtdışı Eğitim?

Günümüz dünyasında, yabancı dil hatta birden fazla dil bilmenin önemi ne kadar tartışılmazsa; yeterli seviyede ve en kısa sürede dil becerilerinin geliştirilmesinin en doğru ve kalıcı yolunun da, yabancı dilin konuşulduğu topraklarda yaşayarak ve çalışarak öğrenileceği de bir o kadar tartışılmazdır.

Konuyu ana hatlarıyla ele almak gerekirse;

Herkesin tatilini geçirmek istediği ülkelerde eğitim alacaksınız...

Yurtiçinde yapacağınız masrafla aynı oranda masraf yaparak yabancı dili merkezinde öğreneceksiniz...

Eğitim alacağınız yabancı dili, ana dili bu dil olan tecrübeli öğretmenlerden, kaliteli okullarda, anavatanında öğreneceksiniz...

Yurtdışı eğitim hayallerinizi gerçekleştirmenizin yolları

Yurtdışında eğitim alabilmek bir çok öğrencinin hayali....Bu hayali gerçekleştirmek de öğrencilerin kariyerleri açısından çok önemli. Eğitimin önemi globalleşen dünyada daha da belirgin hale geldi.

Bu sebeple Türkiye'den her yıl bir çok üniversite ögrencisi, master ve dil eğitimi almak üzere yurtdışına çıkıyor.Üniversite eğitimini (Lisans ve yüksek lisans) yurtdışında almak isteyen öğrencilerin dikkat etmesi gereken bazı önemli hususlar var. Bu hususlar hakkında öğrencileri bilinçlendirmek ve eğitimleri süresince yapmaları gerekenler konusunda onları uyarmak isteriz.

YÖK DENKLİĞİ

Yurtdışında okumaya karar verdiyseniz YÖK denkliği mutlaka dikkat edilmesi gereken bir konu. Denklik yurtdışında eğitim alacağınız okulun YÖK tarafından onaylanması anlamına geliyor. Bu konuyu YÖK'e yazılı bir dilekçe ile danışıp cevap almak

Yabancı dil öğrenmek için 16 temel ilke!

Yabancı Dil Öğrenmek İçin Şüphesiz dil öğrenimi zor ve bitmeyen bir yoldur. Ve kendi kendinizi geliştirmeniz ancak azimle olur. Gitmenin mümkün olduğu bir ülkenin dilini öğrenmenin en iyi yolunun orada yaşamak olduğunu unutmayın. Böyle bir imkanınız bulunmasa bile, aşağıdaki kuralları uygulayarak bir dile vasat da olsa vakıf olabilirsiniz.

Öğrendiğiniz dilin konuşulduğu bir ülkeye gitmek istiyorsunuz ve bunun da o dili öğrenmenin en kolay ve hızlı yolu olduğunu biliyorsunuz. Fakat yeni bir ülkeye adım atmak ilk etapta garip gelebilir. Şöyle ki, yeni bir çevre, kültür ve dile alışmak zaman alacaktır. Ayrıca farklı bir zaman diliminde olmaktan da etkilenebilirsiniz. Ancak rahat olun ve yeni ortamınızı algılamaya çalışın.

Yurtdışında eğitime ne kadar hazırsınız?

Yurt dışında eğitim görmek ve bir süre yaşamak herkes için ulaşılması kolay olmayan rüyalardan biridir. Sizin de üniversiteyi bitirmenize aylar kaldı. Bazıları öğrenim hayatını bitirir bitirmez iş hayatına atılırken, siz kariyerinize akademik bir yol çizerek öğrenmeye devam etmek istiyorsunuz. Hatta uzun metrajlı iş deneyimlerinden önce bir süre yurt dışına çıkıp kendinizi ve ülkenizi daha yakından tanıyacağınız, dünyayı keşfedebileceğiniz bir yurt dışı deneyimi yaşamayı planlıyorsunuz.

Acaba bu yurt dışı deneyimini yüksek lisans yaparak mı kazanmalı? Bir dil okuluna mı gitmeli? Yoksa kısa süreli sertifika programları ya da au pairlik size daha uygun olmasın? Mezun olacağınız gün yaklaştıkça ne yapacağınız konusunda kafanız daha mı çok karışıyor?

Bir Dil Okulunu Nasıl Seçebilirim?

1- Öncelikle ne çeşit bir program almak istediğinizi düşünün. Ciddi bir akademik program mı yoksa sıradan tatil amaçlı bir program mı ? Gerçekten İngilizce mi öğrenmek istiyorsunuz yoksa gideceğiniz ülkenin kültürünü tanımak ve hoş vakit geçirmek mi ?

2- Ne kadar para harcayabileceğinizi planlayın. Kurs, konaklama, yemek, aktiviteler, kitap, vb.

3- Nerede okula gitmek istiyorsunuz ? Büyük şehirde, küçük kasabada, banliyöde, akrabalara yakın bir yerde ya da ülkenin belirgin bir bölgesinde mi ?

4- Haftada kaç ders almak istediğinizden emin olun.

Zorunlu bir “alternatif” olarak yurt dışında eğitim

Yurtdışında üniversite okumayı düşünüyorsunuz. İşte bilmeniz gereken herşey. Okul ve ülke seçimi neye göre yapılmalı? Nelere dikkat edilmeli?

Zorunlu bir “alternatif” olarak yurt dışında eğitim

Ağustos itibarıyla 1.6 milyon öğrenciden ön lisans için ÖSS’de 160 ve lisans için 185 puanı aşmış 1 milyona yakın öğrenci, puanının yettiği okullar ve bölümler için hayalindeki yeri tercih etmiş bulunuyor.

ÖSS’de alınması gereken minimum puanları alamama, istediği bölüme yerleşememe veya yerleştirildiği okul/bölümden memnun olmama konuları en az 1.3 milyon öğrencinin karşısına sistemin azizliği olarak çıkacak. Veliler ve öğrenciler şu alternatiflerde karar vermek zorunda kalacak:

1. Tekrar ÖSS’ye hazırlanmak için dershanelere kayıt olmak ve daha iyi bir sonuç alabilirim hayalini 1 yıl daha taşımak.

Okuma Hızını Artırmak İçin Yapılması Gerekenler

OKUMA HIZINI ENGELLEYEN, ANLAMAYI AZALTAN NEDENLERİ (YANLIŞ OKUMA ALAŞIKANLIKLARI) ORTADAN KALDIRIN

Sesli Okuma: İlkokul çağlarında daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını zannederek geliştirdiğimiz ve okuma hızını önemli derecede yavaşlatan bir unsurdur. Ortalama konuşma hızı 200 kelime kadardır. Sesli okuduğumuz zaman kendimizi bu limite sınırlandırmış olur ve bu hızın üstüne çıkamayız. Oysa okuduğumuzu anlamak için kelimeleri dil ve kulak yollarından geçirerek beyine göndermemize gerek yoktur. Göz çektiği fotoğrafları dilimizden yüzlerce defa süratli olarak beyine göndermekte ve beyin almaktadır. Sesli okuduğumuz zaman 200 kelime 1 dakikayla sınırlandığı için okuma hızımız çok daha hızlı olan beyin kapasitemize yetişememekte, arta kalan beyin kapasetimiz, boşluğu başka düşüncelerle doldurmaya çalıştığından konsantrasyonumuz ve okuma etkinliğimiz azalmaktadır.

İçinden sesli okumakda bir okuma türüdür. Her ne kadar bunda dudaklarımız kelimeleri tek tek telaffuz etmiyor ise de , ses tellerimiz kımıldıyor ve okuma hızımız 500 kelime 1 dakikayla sınırlıyoruz. Bunu önlemek için uzmanlar okurken çiklet çiğnemeyi öneriyorlar.(Gözle görme alışkanlığı edinene kadar) Okurken çiklet çiğneme temponuz hiç değişmezse bu yanlış alışkanlığı yenebilir ve gözle okumaya başlayabilirsiniz.

İstek ve Gayret Çerçevesindeki HAYAT MANZARALARI

İstemek, neyi isteyeceğini bilmeyenlerin elinde şaşkın. Gayret, mevcuda razı olanların elinde çaresiz. Amaçlar ve araçlar tahteravallide, araçlar yukarıda, amaçlar aşağıda kalmış.

Kulağa ve gönle yanlış şeyler fısıldayan müzik, dizi ve sıradanlık rüzgârları, hedefi olmayan ve günü birlik yaşayan kitleleri savurmaya devam ediyor.
İdealler, oltaya takılmış balık gibi sancıda.
“Ben” lerin ön safta yer almasından dolayı, “Biz” ler geride kalmış.
İnsanlar, istemesi telkin edilen şeyleri ister olmuş.
İnsanın kumandası televizyonun elinde.
Ana okulu çağındaki çocuk psikolojisi hakim sahneye, “Hazza koş, elemden kaç” .

Sevgi Merkezli Eğitime Hazır mısınız?

Gönülleri sevgi merkezli eğitime hazırlamanın vaktidir. Anneler, babalar öğretmenler, kafalarından önce kalplerini açmaya hazır olmalılar. Çünkü yeni nesilleri daha çok insan yapmanın başka yolu ve imkânı kalmamıştır. Sevgi merkezli eğitimin ilkokulu, evdir. Evde başöğretmen, şefkat kahramanı anne, öğretmen de babadır. Ne var ki, babaların annelere gerektiği kadar destek vermediğini çoğu şikâyetlerden anlamaktayız.

Birçok baba, hala işin vahametini tam olarak anlamış görünmüyor.

İşte o babalardan biri.

“Keşke Ben de Köpek Olsaydım”

Huzur Nasıl Yaşanır?

Şu içerisinde yaşadığımız çağdaki insanlara ve hayata baktığımızda gördüğümüz, genellikle, çelişik yaşamlardı.Mutluluğu yaşamak isteyen insanlık çoğunlukla mutsuzluğun göbeğine saplanmış durumdaydı.Hiç olmazsa bu dünyanın geçici olduğunu ve bir baki hayata hazırlık konumunda bulunduğunu bilerek yaşayan insanların bu mutsuzluk sendromundan kurtulmuş olduğunu görebileceğini sanıyordu insan.Oysa gerek dünyayı kalıcı imiş gibi yaşamayı hedeflemiş olanların, gerekse bu dünyayı geçici olarak yaşaması inancının gereği olan insanların yıpratıcı ikilemler içerisinde yuvarlanıp gittiğini görmek şaşırtıcı bir durum arzediyordu.

Baki bir hayatta ebedî bir saadet için yaratılan insanın fani bir diyarda sınırlı lezzetlerle tatmin olamadığı için huzursuzluğa düşmesini rahatlıkla anlayabiliyordunuz. Gerçek ehl-i dünya tam da bu yüzden huzursuz durumdaydı. Yani, anlaşılır bir durumdu onların huzursuzluğu.

Kalabalık ve Cemaat “Haydi Müslümanlar Camiye”

Sokaklarımız çok değişti. Eskiden kapı önleri ev sahibine aitti. Şimdi ise devlete ait. O yüzden, eskisi gibi evinizin önünü süpürgeyle temizlemenize gerek yok. Çöpçü gelir temizler nasıl olsa. Ama evimin önü diyerek arabanızı pencerenizin önüne park etmeyi de artık unutun. Belediyenin otopark görevlisine vereceğiniz ücreti cebinizde hazır bulundurun.

Alışveriş mekânları da değişti. Kahraman bakkallar savaşı kaybetti. Onların yerini, büyük alışveriş merkezleri ve hipermarket zincirleri aldı. Yapılan istatistiklere göre, insanlar en çok alışveriş merkezlerine girip çıkıyor. Bu da gösteriyor ki, toplumsal yaşamın merkezinde artık ‘merkez camileri’ değil, alışveriş merkezleri var.

İlke Merkezli Yaşamak

İnsanın ihtiyaçları ve istekleri sonsuz olup ihtiyaç dairesi, gözün gördüğü kadar büyük ve geniştir. Hattâ, hayal nereye uzansa ihtiyaç dairesi de o kadar genişler. İnsanlar bu istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için çabalayıp dururlar ve bunları elde ettiklerinde mutlu olacaklarını düşünürler.

Acaba insanın yegane mutluluk kaynağı, bu ihtiyaçların hangi şekilde olursa olsun karşılanması mıdır? İnsanın öncelikleri; daha çok kazanmak, itibar, şöhret sahibi olmak, yeni bir ev, güzel bir araba gibi maddî varlıklar edinmek ve nihayet başarılı olmak mıdır? İnsan verdiği sözü tutmadan, kaynaklan paylaşmadan, anlayışlı ve alçak gönüllü olmadan, sorumluluğunu yerine getirmeden sevilen ve güven duyulan birisi olabilir mi?Sevilmeyen ve güven duyulmayan insan gerçekten mutlu olabilir mi? "Benim istediğim", "benim tarzım", "benim görüşüm" deyip ben merkezli yaşamak mı, yoksa kendi dışına uzanarak başkalarına yardım etmek ve katkıda bulunmak gibi hizmet merkezli yaşamak mı insana doyum verir? Kısacası, hayatımızın yönünü, davranışlarımızı, kararlarımızı belirlerken, "pratik çözümler ve "kestirme yollar mı esas alınmalı, yoksa gerçek ilkelere mi bağlı kalınmalı?

Tehlikeli Sınırlar

Bulutlarda renk cümbüşünü hayranlıkla seyrettiğimiz gurub vakitlerinde, Güneş dağlara bitişik görünür.Fakat ilim dürbünü ve akıl gözüyle bakan herkes bilir ki; Güneş ile dağlar arasında binlerce dünyanın girebileceği büyük bir mesafe vardır.Üzerinde fazlaca kafa yormadığımız, sathî bir nazarla baktığımızda, birbirine bitişik veya eşdeğer görünen pek çok kavram ve kelimede olduğu gibi (gayret-hırs, iktisat-cimrilik, cömertlik-israf, gıpta-haset vb) arasındaki mesafeyi anlayamayabiliriz.

Gayret, nerede hırsa dönüşür? Tasarruf ve iktisat, hangi safhadan sonra cimriliktir? Cömertlik, hangi sınırdan sonra israftır? Gıpta, gelişme dinamiklerinden biri olurken; haset, neden yakar ve yandırır? Birbirine bitişik gibi görünen bu kavramlar arasında niçin dünyalar kadar mesafeler vardır?

Düşmeden Yürümek

Darılma yok; dayanma var. Yıllar önce zihin defterime yazdığım müthiş bir söz. Hayatın zorlukları ve güçlükleri karşısında başarılı olmanın kaynağı, dost da olsa düşman da olsa, darılma yok, dayanma var. Düşmanlık yok, dostluk var. Kin ve nefret yok, sevgi ve hoşgörü var.

Yolları çok kaygan ve tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu sebeple her türlü kazaya, sıkıntıya maruz kalma ihtimalimiz büyük. Hâdiseleri ne kadar kendi doğrularımız açısından görmeye ve organize etmeye çalışırsak, yanılma ve sıkıntılarımız o ölçüde artacaktır. Halbuki hayatımızı temel gerçekler çizgisinde düzenlememiz, bize dünya ve ahiret mutluluğunun (saadet-i dareyn) kapısını açma fırsat ve imkânını hazırlayacaktır.

İnsan Kaynakları

Dünya, yeni teknolojilerle gittikçe küçülüyor, iş alanları sürekli değişiyor, bugün popüler ve cazip olan bir iş yarın önemini kaybediyor, hattâ silinip yok oluyor; onun yerine yepyeni iş alanları açılıyor. Kurumlarını bu değişimin gerisinde bırakmayan, hattâ değişimin öncülüğünü yapan insanlar, sermaye ve fizikî kaynaklardan daha çok önem kazanıyor.

Dahi Nasıl Yetişir?

Deha ya da bu yeteneğe sahip olma anlamına gelen dahilik, her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Son yıllarda kişisel gelişim düşünce ve pratiklerinin artışıyla söz konusu ilgi, çok daha yüksek boyutlara ulaştı. Kişisel gelişim ve özelde NLP’nin başarılı insanların hayatlarını model alma veya modelleme teorisini benimsemesi, ister istemez, dahilerin de modellenmesini gündeme getirdi. Buna göre, eğer dahilerin davranış ve düşünce kalıplarını deşifre edilebilir ve bunları taklit edilebilirseniz, siz de bir dahi olabilirsiniz.

TÜRKLERİN BAŞARISI

ANKARA, 21/06(BYE)--- İngiltere'de yayımlanan The Independent gazetesinin

21 Haziran 2007 tarihli sayısında James Morrison imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan makalenin özet çevirisi şöyledir:

Yusuf Dost, geçen yıl yaramaz bir çocuktu. Dersleri aksatıp öğretmenlerine kötü davrandığı için okuldan uzaklaştırılmış ve haylaz olarak nam salmıştı. Babası 2002'de İngiltere'ye gelmelerinden kısa bir süre sonra Yusuf'u terk etmiş, Yusuf da aile himayesinden yoksun kalmıştı. En önemlisi de çoğu ilk nesil göçmen gibi Yusuf'un çok az İngilizce biliyor olmasıydı.

Ancak bir yıl sonra Yusuf'un başarısı çok yükseldi. Okuduğu Woodside Lisesinde yılı en iyiler arasında bitirdi.

Yusuf şöyle anlatıyor; "Türkiye'de ailevi sorunlarımız vardı ve babamla buraya geldim. Buraya geldiğimde hiç İngilizce bilmiyordum, ama yaramaz bir çocuktum ve daha iyi İngilizce öğrenebilirdim.

BAŞARI İNANCI GELİŞTİRMEK

Aranızda başarmak istemeyen var mı? Bu soruya “evet var” şeklinde yanıt verecek birilerinin çıkmasına ihtimal vermiyorum. Zira her birimizin başarmak istediği en azından bir şey mutlaka var… Fakat her nasılsa çaba sarfetmeye başladığımızda bizleri engelleyen duygusal durumlarla karşılaşırız. Peki bizleri engelleyen duygusal durumumuzla nasıl baş edebiliriz? Zihnimizden gelen negatif sinyalleri nasıl pozitif enerjiye çeviririz?

Kariyer planlarken para tek kriter mi?

Rahat ve mutlu yaşamanın yolu, iyi bir gelirden geçiyor. Ancak bu gelire ulaşmak, dikkatli bir kariyer planlaması ve biraz da sabır gerektiriyor. Özellikle iş yaşamına yeni adım atanların kendi özelliklerini, yetkinliklerini ve bu özelliklerin iş yaşamındaki değerini iyice anlaması gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde ulusal bir gazetede yayınlanan, üniversite öğrencileri arasında yapılmış bir araştırmaya göre gençlerin önem verdiği konular arasında ilk iki sırayı para ve iyi bir kariyere sahip olma isteği alıyor.

Karar verme sürecindeki 8 adım

"Karar almakta iyi misiniz?" Değilseniz ya da öyle olmadığınızı düşünüyorsanız endişelenmeyin. Çünkü karar alma becerisi öğrenilebilen bir şey.

Temel olarak iki karar şekli vardır. Bunlardan bir tanesi anlık kararlar, diğeri bir süreç sonucunda ortaya çıkan kararlar. Her iki çeşit karar da, sonucunda çeşitli fırsatlar ve deneyimler getirse de, belli bir süreç sonucunda karar vermenin çok daha kesin avantajlar getireceği açıktır. En açık avantajı, karar verme aşamasındaki stresin daha düşük olduğudur.

İş Yaşamında I.Q. ve E.Q. kavramları

IQ sizi işe aldırır ancak sizi terfi ettiren EQ'dur.
Nancy Gibbs

Son birkaç yıldır aşina olduğumuz, Amerikalı psikolog Daniel Goleman tarafından ortaya atılan EQ; hayatımıza girişiyle I.Q. ve E.Q. nedir tartışmalarının yanında 'günlük yaşamda ve iş yaşamında başarının sırrı nedir?' tartışmalarını da beraberinde getirdi.

ETKİLİ ÖĞRETMENLİK EĞİTİMİ

Yazar : DR. Thomas GORDON
Yayınevi : Sistem Yayıncılık
Baskı : İstanbul / 1993 / 238 shf.
Bilim Grubu : Eğitim
Türü : Tercüme
Hitap Ettiği Okuyucu Kitlesi: Özel İlgi

Genel Değerlendirme: Öğretmen olabilmek için gerekli bilgiler anlatılıyor. Öğretmen-öğrenci ilişkileri, ortaya çıkabilecek sorunlar, çözüm yöntemleri, sorunları çıkmadan önlemek, etkin dinleme ve yararları, sınıfta tartışma, öğrenci-veli, veli-öğretmen ilişkileri kapsamlı olarak inceleniyor.

1- ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİSİ

OKUL BAŞARISI ’ndan HAYAT BAŞARISI’na

Yazar: Doç. Dr. İlhan KASATURA

Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi

1-Giriş
Yazar kitabına yapmış olduğu bir otobüs yolculuğunda yanındaki ve otobüsteki bazı ailelerle olan konuşmaları ile başlıyor. Bu konuşmalar okul ve hayat başarısı üzerine. Devamında yazar 1970 yılında yapmış olduğu bir anketi ve 20 yıl sonrasını anlatıyor.

HIZLI DÜŞÜNME VE CEVAP VERME YÖNTEMLERİ

Yazar : Ken KOOPER
Yayınevi : Rota Yayınları
Baskı :
ISBN :
Bilim Grubu : Başarı
Türü : Tercüme
Hitap Ettiği Okuyucu Kitlesi: Özel İlgi

Genel Değerlendirme:
Hızlı düşünüp hazır cevap olabilmek için ve bunun için uyulması gereken bazı hususlar anlatılıyor. Atlatma, yanlış yöne sevketme, inandırıcı konuşma, sorular ve türleri, heyecanlandırıcı sözcükler kullanma, bedenin dilini iyi kullanma ve yöntemleri anlatılıyor.

ÖNSÖZ

KOLAY VE İYİ ÖĞRENME TEKNİKLERİ ÇOK HIZLI OKUMA, YABANCI DİL ÖĞRENMENİN, EN PRATİK VE HIZLI TEKNİKLERİ

Yazarı: Reha Oğuz TÜRKKAN

Yayınevi:

KOLAY ÖĞRENME TEKNİKLERİ
I. BÖLÜM

*Hem ‘kolay’ öğrenebilir, hem de ‘yine, yine, yine çalışırsanız’, muazzam başarılar elde edersiniz. Hatta geceleri ikiye, bire indirebilir arta kalan zamanlarda başka konuları ele alma fırsatı bulursunuz.

* “Alın teriyle kazanma” ilkesine önem verenler, ‘kolay’ denen her şeye şüpheyle bakarlar.

Webmaster'lara gün doğdu

Aradığımız her şey için ilk başvurduğumuz adres olan internetin gelişmesi yeni iş imkânlarını da beraberinde getirdi.

Şirketlere web sayfası zorunluluğu şartı, web tasarımcılığını gözde mesleklerden biri haline getirdi. “Kâr marjı yüksek, talep yoğun” diyen herkes artık bu işe giriyor. Özellikle de gençler...

İşsizliğe mezun oluyorlar

İşsizlik, ülkemizde hep sorun oldu. Ancak şimdi, üniversite mezunu da, diplomasını alır almaz işsizler ordusuna dahil oluyor. Psikiyatrların, ‘İşsizlik hasta eder’ teşhisini koydukları sorunun çözümü de maalesef yetişkinlerde.
 

Başarı yolunda ilk adım 'hedef belirleme'

Öğrenciler; gelecekte yaşamları sürdürmek istedikleri mesleği ne kadar erken seçerlerse, o kadar başarılı olurlar. Bunun için adaylar, beş yıl sonra ne yapmak istediklerini düşünmelidir. Bunu yaparken, yeteneklerini göz ardı etmemelidirler.

Gelecekte ne yapmak istediğini, hedeflerini belirleyen öğrenci, hangi derslere ne kadar önem vermesi gerektiğini bildiğinden, kararsızlığa düşmez, vakit kaybetmez.

Motivasyon nedir? Nasıl elde edilir?

Motivasyonunuz yok mu? O zaman “Çalışırsam ne olur, çalışmazsam ne olur?” diye yazın. Buna göre tercih sizin artık...
 
Motivasyon; öğrencinin ders çalışmaya istekli hale gelmesi ve ihtiyaç duymasıdır. ÖSS’ye hazırlanan öğrencilerin, mevcut müfredat çerçevesinde derslerde işlenen her konuya ihtiyacı vardır.
 
Öğrencilerin yaptıkları en önemli hatalardan biri, ders çalışmak için istekli olmayı beklemeleridir. ‘Motivasyonum yok. İçimden çalışmak gelmiyor.’ cümleleri adayların en sık kullandığı cümlelerdir.
 

Hedefi olmayan çocuk ders çalışmaktan sıkılır

Öğrencilerin en önemli sorunlarından biri olan 'dikkatsizlik' sınavlarda ve hayatta başarıyı engelliyor. Genellikle sınavlarda başarısız olan öğrencilerin dikkatsizlik sorunu yaşadığının anlaşıldığını belirten psikolojik danışman Erkan Kırbıyık, ailelerin bazı belirtilerle çocuklarındaki dikkatsizliği anlayabileceğini söylüyor.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).