Değişim Zamanlarında İsteyenler

Ruhanî ortamın hareket hâlinde olduğu değişim zamanlarda, özellikle gecenin ikinci yarısında istekler çok daha parlak şekilde kabul edilir.

Güneş Dünya ufkundan nasıl geçerse, ruhanî iklim de Dünya etrafında öyle dolaşır. Gece isteklerin kabul edildiği en parlak dakikaları sunar insana. Âdeta gecenin ruhsal güneşi, gündüzün maddî Güneşini takip eder. Dünyada yaşanan her ortam ve iklim değişimi, bir anlamda ruhsal orduların nöbet değişimidir.

Gecenin esrarını şu sözlerden öğreniyoruz: "Gece gök kapıları açılır ve bir nida edici şöyle seslenir: 'Dua eden, isteyen yok mu; duasına cevap verilsin. Bir şey dileyen yok mu; dileği verilsin. Sıkıntıda olan yok mu; sıkıntısı giderilsin?" 105

Özel zamanlar ufkumuzu kuşatır. Gündüzün güneşi ufku terk ettiğinde, gecenin yıldızları tebessüme başlar. Gece bütün gücüyle bastırdığında, ıssız doğa sessizliğini kuşanır ve dağlara, vadilere yerleşen ruhanî iklim gönüllerden kopacak fısıltıları duymaya hazırlanır.

Gecenin sabaha yaklaşan dakikalarında kimi insanlar uyumakta, kimileri de derin arayışların iniltileriyle sabahlamaktadır. Birden, gök kapıları açılır ve bir ses kalpleri kuşatır: "İsteyen yok mu; isteğine cevap verilsin!"

Gözlerine uyku giremeyen bir çocuk, araladığı perdesinden bakarak sessizce dolunayı izlemektedir. Ağır bir hastalığa yakalanan babasını, onun acısıyla gülmeyi günlerdir unutan annesini düşünmektedir. Gözünden bir damla yaş, babası için sağlık ve ailesi için huzur dileyen kalbiyle buluşur.

Bir anne uyanıveriyor gecenin bir yarısında, üzerlerini açan çocuklarının alınlarından öpüp yorganlarını üzerlerine yeniden örtüyor. Sessizlik dikkatini çekiyor; pencereye ve dolunaya yöneliyor. En değerli isteklerini Göklerin Sahibine arz ediyor.

Hayatımız bizi alıp götürür; işlerimiz zihinlerimizi ve kalplerimizi doldurur. Sessiz geceden gürültülü bir sabaha taşınırız. İşimize veya okulumuza koşarız. Sanki gizli bir yö netim bize "Buyurun, dünyanıza açılın, koşun güneşin peşinde!" diyor; ama, gece olduğunda bizi kendimizle baş başa bırakıyor. Gündüzleri nispeten duygusuz ve bulanık olan kalplerimiz, geceleri şiddetli bir içtenlikle kuşatılıyor.

Geceler isteklerin kabul edildiği, gündüzlerse icra edildiği zamanlar gibi işler. Gündüzler bedensel eylemlerimizin hâkimiyetinde geçiyor. Gecelerimiz daha çok isteme, gündüzlerimiz ise daha çok yapmaya çalışma vakitlerimiz oluyor.

Ayrıca geceleri kendimizi daha iyi dinleyebiliriz. Daha içten olabiliriz. Dilek ve dualarımız, gece vakitlerinde aklımızda ve kalbimizde çok derin izler bırakır.

Öyle geceler ki, kalpler çoğunlukla o dakikalarda açılıyor. İnsanlara en değerli ilhamlar gecenin sessizliğinde sunuluyor. Pek çok kâşif buluşuna, geceleri yaşadığı tefekkürler esnasında kavuşmuştur. Pek çok buluş da yine geceleri görülen rüyalarda öğretilmiştir bilim adamlarına.

Çıplak bir vadide, Güneşin ezip çatlattığı toprağın üzerinde ilerleyen bir kalabalık vardı. Peygamberlerden biri, halkıyla beraber yağmur duasına çıkmıştı. Yolun bir yerinde "Peygamber, bir karıncanın dua eder tarzda ön ayaklarını göğe doğru kaldırdığını gördü. Bunun üzerine halkına yönelerek 'Geri dönünüz; çünkü, bu karınca sebebiyle sizin istediğiniz yağmur kabul edilmiştir' dedi. 106

Sonra meleklerden bazıları bunalan vadiyi serinletmek için rüzgâr oluverdi. Öncü ve haberci melekler damlalar hâlinde yere inerek, gönderilen yardımın yağmur olduğunu bitkilere bildirdi. Yağmur başladığında, zemindeki zerreler yerlerinden fırlıyor, yapraklar dallarla birlikte coşuyordu.

Elbette her zaman isteyebiliriz. Genel haberleşmelerin ve ruhsal olayların arasında, bizim özel durumumuzdan kaynaklanan özel haberleşmeler ve ruhanî yardımlar da söz konusu olabilir. Gündüz güneşinin altında, ağrılı bir hastanın inleyişini düşünebilirsiniz. Bizim için her zorluk veya değişim anı bir dua ve isteme fırsatıdır.

Güneş doğarken ve güneş batarken... Zaman gece yansının ötesine geçince... Yağmur veya kar yağarken; gök gürleyip şimşek çaktığında ve rüzgâr eserken... Ruhanî iklim şiddetli hareket ve değişim halindedir. Bu tür ortamların ruhsal boyutlarını gö-rebilseydik, sayısız meleklerden oluşan askerlerin nöbet değiştirdiklerini algılayacaktık. Bir ruhanî topluluğun teçhizatını kusanmış hâlde geldiğini, nöbetlerini tamamlayanlardan görevi devraldıklarını izleyecektik.

Dünyayı saran her resmî tören ve ruhsal bayram, bizim de katılmamızı ve alkışlamamızı bekleyen güzelliklerle temsil ediliyor. Gece isteyemeyen, o ruhanî geçit törenine, o ruhsal bayrama katılamamış oluyor. Yağmurda balkonuna koşmak yerine televizyonuna kaçan, o müthiş coşkuyu paylaşma ayrıcalığını yitiriyor.

105 Câmiü's-Sağir, Hadis No. 3339 Ayrıca Peygamber (asm), "Kur'an okunurken... yağmur yağdığında, zulme uğrayan dua ettiğinde ve ezan okunduğunda" da gök kapılarının açıldığını söylüyor. Bkz. A.g.e., Hadis No: 3338
106 A.g.e., Hadis no: 3906

Dr.Muhammed Bozdağ


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).