Devlerin korkulu rüyası olabilmek!

Alpet'in yeni reklâm filmi, yerli sermayeyi uyandırıyor. Reklâmın sloganları, yabancı ortak ya da yönetici transferine ağırlık verenlere ince mesajlar veriyor.
 
Son günlerde televizyonlarda sık sık dönen bir reklâm filmi var. Bir futbol takımının maça çıkmadan önce soyunma odasındaki son saniyeleri ile başlayan bir reklâm. Görüntülere takımın hocasının heyecanlı taktik dersleri yansırken seslendirmede şu cümleler izleyiciyi heyecanlandırıyor: "Takımınızda yabancı yıldızlar olmayabilir. Gazete ve televizyon sizden sıklıkla söz etmeyebilir. Çok fazla taraftarınız da olmayabilir. Ama çalışırsanız, çok çalışırsanız, altyapınız güçlü olursa, kendinize güvenirseniz ve takım oyununa inanırsanız, devlerin yani dört büyüklerin korkulu rüyası olursunuz. Çünkü siz, adı konulmamış olsa da beşinci büyüksünüzdür. Türkiye akaryakıt liginde şimdi böyle bir takım var ve Türkiye'nin beşinci büyüğü olmak üzere sahaya çıkıyor…"
 
Akaryakıt şirketlerine kesilen cezaların tartışıldığı bir dönemde başlayan reklâm kampanyası, yerli bir marka olan Alpet'in de artık sektöre ciddiyetle eğileceğini haber veriyor. Marka bilinirliği en yüksek seviyedeki Petrol Ofisi, BP, Shell ve Opet'ten oluşan dört büyüklerin sermaye yapısına ve 'profesyonel yönetici' transferlerine gönderme yapan reklâm filmi, bir yandan da Anadolu sermayesi ile marka olmayı başarıp yabancı sermaye gruplarıyla evlilik yapma derdine düşen firmalara ince mesajlar veriyor. Alpet'in yeni reklâm kampanyası sonrasında ne kadar başarı yakalayabileceğini ya da sermayesindeki 'yerli' oranını ne zamana kadar muhafaza edebileceğini kestirmek güç. Fakat, ayakları yere basan şekilde büyümeyi hedefleyen KOBİ'lerin, son 10 yılda iyice palazlanan bazı yerli grupların stratejik kararlarını iyi analiz etmesinde fayda var.
 
Örneğin, Avrupalı gıda devlerinin korkulu rüyası haline gelen Ülker'de yaşanan gelişmeler… Özellikle 2006 yılı başından beri iç dinamiklerini görmezden gelerek Koç Grubu'ndan, Oyak'tan, Turkcell'den ya da yabancı sermaye ağırlığı olan şirketlerden profesyonel üst yöneticiler transfer eden Ülker'in küresel sermaye ya da 'Beyaz Türkler'e hoş görünme çabaları grup bünyesinde çalışanlar kadar tüketiciyi de rahatsız eden unsurlar. Yabancı marka olduğu için Nestle yerine Ülker'i tercih eden tüketici, artık market raflarında gezerken tercihini tereddüt ederek yapıyor. Özverili çalışmasıyla Ülker'i bugünlere taşıyan binlerce personelin ya da şimdiye kadar Türk stili yöneticilik yapanların önünü kesen yeni transferlerin getireceği doku değişikliğinin grubun gidişatında nasıl bir rol oynayacağını tüketicilerden çok iş ortakları dikkatle izleyecek. Bilhassa profesyonel yöneticilerin saf dışı bırakacağı iş ortakları…
 
‘İnek’ konseptini reklamlarının vazgeçilmez unsuru haline getiren Sütaş da doku değişikliği kervanına katılan bir diğer Anadolu sermayesi. Geçen yıl vefat eden Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Yılmaz’ın yerine geçen Muharrem Yılmaz, genel müdürlük görevini yıllardır yardımcılığını yapan İlyas Keskin’e bıraktı. Böylece ilk kez aile dışından bir isim tepe yönetimde söz hakkı sahibi oldu. Bu değişiklikle eş zamanlı olarak üç transfer daha yapıldı. Tansaş, Fritolay ve Gıdasa’dan transfer edilen genel müdür yardımcıları da Sütaş’ın üst yönetiminde doku değişikliğini hissettirdi.
 
Diğer yandan hemşehrilik duygularında tutucu davranan Kayseri'den bir başka grubun izlediği strateji, Alpet reklamında yankılanan sözlere paralel bir tutum sergiliyor. "Çalışarak, çok çalışarak, altyapıyı güçlü tutarak, kendine güvenip takım oyununa inanarak" devlerin yani iki büyük holdingin korkulu rüyası haline gelen Boydak grubu, bünyeye genetik müdahale yapmadan, iç dinamiklerini öne çıkararak büyümeye devam ediyor. Dışarıdan yönetici transferi yapmadan kendini kabul ettirmenin mümkün olduğunu ispatlayan, 'aile kanunları'nı küresel piyasa kanunlarına uyum sağlamak adına çiğnemeyen bir Anadolu şirketinin gelecek yıllarda nerelere tırmanabileceğini kestirmek zor değil…
 
Yerli sermayenin değerlendirmeye alması gereken bir başka örnek de son yıllarda yoğun biçimde tartışılan tarım sektöründen. Gelişim sürecinde belirli mesafe aldıktan sonra dışarıdan profesyonel yöneticiler transfer etmeye başlayan şirketlerin durumu, genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin (GDO) durumu ile paralel. Dış müdahaleye izin verilmeyen organik tarım yönteminin yükselen bir değer olduğu ise hem sağlık hem de getiri yönünden tartışmasız bir gerçek. Her ne kadar GDO'lu üretim yöntemleriyle ürün yani hasılat miktarı artıyor ve sürümden kazandırıyorsa da doğal lezzetten o ölçüde uzaklaşılıyor. Hangi yöntemle üretim yapacağına karar verecek olan çiftçi gibi ne şekilde bir kadrolaşma taktiği izleyeceğini belirlemek de şirketinin geleceğini düşünen patronların işi…

Aksiyon


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).