İsraf, Açlık ve Ölüm

İnsanoğlunun 21. asra süratle yaklaştığı şu günlerde, açlık bütün insanlığın endişesi olarak kendisini göstermektedir. İleriye ait bütün düşünceler bu mevzu üzerinde odaklaşmakta ve insanlık aç kalmamak için tabiatla savaş anlayışına hazırlanmaktadır. 20. asırda ekmek ve su kadar zaruri bir unsur olarak karşımıza çıkan petrolün tükenme endişesi, petrol rezervlerinin istikbal için garanti vermemesi, ilim adamlarını atom enerjisinden ve daha sonra da güneş enerjisinden istifade çarelerini araştırmaya sevketti. Süratle gelişen devletler bir taraftan artan nüfus karşısında uzayda iskan yerleri ararken, diğer yandan doğum kontrolüyle nüfus artışına mani olmaya çalışmaktadırlar. Halihazırda gelişmiş devletlerin mühim bir açlık problemi yoktur. Onlar daha lüks ve daha rahat bir hayat zemini hazırlama arzusundadırlar. Bir kısım insanlar bu duygu ve düşünce içerisinde, fazla yemek yemekten hastahane köşelerinde şifa ararken; milyonlarca insan da, dünyanın geleceğini açlık felaketiyle açıklayan Malthus ve Ricardo’nun yıllar önce çizdiği senaryoyu hazırlama durumuna gelmiştir.

Gerçi dünyanın nüfusu, Maithus ve Francis Place’nin ifade ettikleri gibi geometrik bir dizi şeklinde artmamıştır, ama nüfus artışının meydana getirdiği korkunç tablo, ilim adamlarını gıda ve mesken, temini hususunda çalışmalara zorlamıştır. Bunun için denizin diplerinden fezanın boşluklarına kadar yeni kaynaklar araştırılmaktadır.

Bütün bunların yanında, dünyanın bir yanı açlıkla karşı karşıya iken, diğer yanda, lüks ve israf milletlerin ekonomisini yiyip bitirmektedir. İsrafın miktarı ne olursa olsun milli ekonomiye zarar verir. Küçük zannedilen şeyler yanyana geldiğinde büyük rakamlar ortaya çıkar. Dakikada 10 damla su kaçıran musluğun ayda 170 litre suyu akıtmış olması bunu göstermektedir.

1983 senesinde yalnız İstanbul’da, bir günde musluklardan damlayan su miktarı 5500 metre küp olup, bunun senelik maliyeti 250 milyar liranın üzerinde tutmaktadır.

Dünyada her gün yeteri kadar su alamamaktan dolayı doğan hastalıklardan tahminen 25 bin insan ölmektedir. Senelik olarak bu miktar 5 milyona yükselmektedir. Bu miktarlar suyun kıymetini ve israf edilmemesi gerektiğini açıkça göstermektedir. Bu durum karşısında bugünleri 1400 sene öncesinden görür gibi, deniz kıyısında dahi olsak suyu israf etmememizi emreden Yüce Rehber’ in getirdiği ölçünün doğruluğunu tasdik etmemek mümkün mü?

1983 yılında yapılan hesaplara göre Türkiye’de 30 milyar liralık ekmek israf edilmiştir. Bu miktar ile “ 30” büyük fabrika, 8 adet Suat Uğurlu Barajı gibi baraj yapılabilmekte veya üç bin adet belediye otobüsü alınabilmektedir. Yine aynı yılda İstanbul’da israf edilip çöplüğe atılan bir haftalık ekmek Norveç halkının bir günlük ekmek ihtiyacını karşılayacak miktardadır. İstanbul’da yıllık israf edilen 28.362.960 adet ekmeğin tutarı 1.701.777.600 liraya varmaktadır.

Ankara’da ise bu miktar günde 15 bin ekmektir. Diğer vilayetlerimizde de ekmek israfı oldukça fazladır. Ekmeğin yanında buğday ve diğer hububatın hasadı sırasında ikibuçuk milyarı aşan senelik israf vardır. Birleşmiş milletlerin çeşitli kuruluşlarının raporlarına göre, her gün dünyada 40 bin çocuk israftan gelen açlık ve gıdaların zengin devletlerce fakirlere yollanmamasından ve senede 19 milyon çocuk yeterli beslenemediği için ölmektedir. Halen 450 milyon insan açlıkla karşı karşıyadır. Bunlardan 50 milyonu yeterli gıda alamadığı için ölmektedir. Açlık tehlikesine maruz kalan insanların sayısı 1 milyara yakındır. Bilhassa otuz bir fakir ülke açlık tehlikesine en çok maruzdur.

Dünyanın bir bölümü sefahat ve israf içerisinde yüzerken, diğer bölümünde açlığın hüküm sürmesi çocuk ve insanların kitleler halinde telef olması doğrusu insanlık adına, medeni olduğunu iddia eden milletler adına utanılacak bir durumdur. Şunun için: Dünya bankasından alınan raporlardan öğrendiğimize göre, gelişmiş ülkelerin çöplükleri ne atılan yiyecek maddeleri, dünyada açlıktan ölen insanların 15 katını besleyecek miktardadır.

Açlıktan insanların en çok telef oldukları 1973—74 yıllarında dünyada istihsal edilen 1200 milyon ton tahılın 400 milyon tonunu zengin ülkeler hayvanlarına yem olarak yedirmişlerdir. Bir yanda milyonlarca insan açlıktan ölürken, diğer yandan dünya tahıl istihsalinin üçte birisi kitle ölümlerini haklı çıkarmayacak yerlere harcanmıştır.

Bu miktara boşa harcanan proteinli besinler dahil değildir. Soya fasulyesi, yer fıstığı, kolza, keten, kopra, palmiye meyvesi gibi proteinli bitkilerden elde edilen yaklaşık 60 milyonluk karışımda (60 milyon ton), aynı yollardan harcanmıştır. Buna yüz milyon ton pamuk çiğitini de eklerseniz, dünyanın bazı bölgelerinde açlıktan edilen şikayetin sebebinin Yüce Yaratıcı’nın verdiği nimetleri yerli yerinde değil, mesuliyetsizce ve insafsızca kullanmak olduğu anlaşılır.

Dünya tahıl istihsalinde, sayılı ülkelerden olmamıza rağmen, bazan dışarıdan tahıl ithal etmemiz, millet olarak ne kadar müsrif olduğumuzu göstermektedir. Şu anda dünyada istihsal edilen gıda maddeleri dünya nüfusunun 10 katını besleyecek miktardadır. Bu bize Yüce Beyan’da “Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz” diye belirtilen umumi düsturun ne kadar haklı Olduğunu göstermekte, israf yapılmadığında bize bahşettiği nimetlerin ihtiyacımızı çok rahat bir şekilde karşılayacağını ve rızıksızlıktan kimsenin ölmeyeceğini dünya istatistikleri açıkça göstermektedir.

O. ÖZSOY

yazı hakkında

çok bğendim bu bnim pefonmans ödevimdi çok teşekkkrler


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

islamikariyer.com (2006-2008).