Osmanlı

warning: Creating default object from empty value in /var/www/vhosts/islamikariyer.com/httpdocs/modules/taxonomy/taxonomy.module on line 1364.

OSMANLI'NIN TICARET AHLAKI VE HOLLANDA

Osmanlı Kerim Devleti'nin, kurmuş olduğu medeniyetini, tekke-medrese-kışla sacayağı üzerine sağlam bir şekilde oturtup, doğruluk ve adalet üzerine cihana ışık saçtığı günlerde, Hollanda Ticaret Odası'nda bir karar alınırken oyların eşit çıkması halinde, oda reisinin :

"Içinizde Türklerle alış veriş eden var mı?" diye sorduğunu ve birinden "evet" cevabını alınca da onun oyunu, imtiyazlı olarak iki oy olarak kabul edip karara varır.(40)

Bir Vakıf Medeniyeti Olarak Osmanlı

İSLAM VE VAKIF

Vakıf kurumlaşmış bir yardım anlayışını ifade eder. İslâm’a göre herşey fani yalnız Allah bakidir. Mutlak hakim O’dur. Mülk O’nundur. Bu sebeble Allah’ı seven başta insan olmak üzere bütün yaratıkları sever. Bu anlayışla hareket eden kişi “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olan, malın en hayırlısı Allah yolunda harcanan, Allah yolunda harcananın da en hayırlısı halkın en çok ihtiyaç duyduğu şeyi karşılayandır.” düsturunu kendisine rehber edinir.
.
“İnsan ölünce üç şey dışında ameli kesilir. Sadaka-i cariye (sevabı devam eden sadaka) faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat.” hadisi ve “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe eremezsiniz” ayeti gereğince Osmanlı, Vakıf işlerini ön plana çıkarmış hem dünya hem de ahirete bir hizmet vasıtası görmüştür. Vakıf müesseseleri ile diğergamlılığın zirvesini yakalayan Osmanlı 26 binden fazla vakıf kurarak insanlarla birlikte hayvanlara da hizmet etmiştir. Osmanlı, Kur'an ve Sünnet çerçevesinde Asr-ı Saadette başlayan ilk vakıf faaliyetini büyük hizmetlere vesile kılmışlardır.

Ticaret

II. Abdülhamid Han, devletin kalkınması ve gelişmesinin ancak milli sanayi ve ticari kalkınmayla olacağına inanırdı. Adeta günümüz globalleşmesini daha o günlerden görüyordu. Sermayeyi elinde bulunduran güçlerin dünyaya hakim olacağım bunun da ancak ticaretle olacağına inanıyordu. Sanayi ve ticaret alanında kalkınmayı "devletin beka şartı" olarak görürdü. Zenginleri, mülk sahipleri, sanat sahipleri yabancı olan bir ülkenin kalkınamayacağını belirterek Müslümanların ticaretle uğraşmalarını isterdi.

"Patişah olmasaydım tüccar olurdum."

Deprem

Çok cesur ve tevekkül sahibi idi. 1898 depreminde nice ev, han,cami ve medreseyle beraber Kapalıcarşmın yıkılmasına kadar giden ve Büyük Zelzele diye anılan bu deprem esnasında Dolmabahçe Sarayı'nın büyük muayede salonunda Sultan, devlet erkanı, subaylar, paşalar, yüzlerce yerli ve yabancı temsilcilerle toplantı halinde bulunduğuyordu. Sultan, birkaç tonluk avizenin tam altında bulunuyordu ki, avize sağa , sola saat rakkası gibi sallanmaya başladı.

Tiyatro

Abdülhamid Han, kamuoyunun nasıl yönlendirildiğini çok iyi bildiği için basın ve tiyatro'ya büyük ehemmiyet veriyordu. Basın ve tiyatronun ne müthiş güç olduğunu biliyordu. Adeta iki tarafı keskin kılıç misali. Zalimlerin elinde zulüm aracı, adil yöneticilerin elinde adalet aracı olarak kullanılabiliyordu. Bu nedenle tiyatro ve 42 sinemaya da ehemmiyet vererek memleketin selameti için kullanmaya gayret etti.

Ampulün Kaşifine teklif var

Bugün İstanbul'un her semtinde Abdülhamid Han'ın bir eserine rastlamak mümkün. O'nun halkına verdiği kalıcı hizmetlerden halen istifade edilmekte, kurduğu hastahanelerde çocuklarımız tedavi olunmakta ve yine O'nun kurduğu mekanlarda ihtiyarlarımız barınmakta, yollarından tren ve arabalarımız geçmektedir. Ve İstanbul hala onun zamanında getirilen lezzetli Hamideye suyunu içiyor.

Abdest ve İmza

II. Abdülhamid han, İslamiyet'in emirlerini yapmakta ve yasaklarından kaçınmakta son derece hassasiyet gösterirdi. Abdestsiz yere basmazdı. İslam'a aykırı yurt içinde ve dışında zararlı yayınların yapılmaması Müslüman evladlarımn dinlerini ziyana uğratmamaları için mümkün olan her hizmet ve faaliyeti yürütmüştür.

Kazı Şadiye Sultan Anlatıyor;

Muhasebe

Kararlar, gönül terazisinden tartıldıktan sonra verilmelidir.

Vatan Millet Sevgisi

Emriniz altındakileri sevmedikçe onlara hizmet edemezsiniz.

II. Abdülhamid Han milletini çok severdi. Hele ne sebepten olursa olsun herhangi birine zarar gelmesine asla gönlü razı olmazdı. Vatan ve milletin selameti için gece gündüz çalışır, uykusuz kalır gerektiğinde hayatını feda ederdi. Bu hususta kıza Şadiye Sultan şunları anlatır;

Sabir

İstenmeyen olaylar karşısında sabırlı olmak, tahammül etmek ve soğukkanlılığı muhafaza ederek problemleri çözmek Sultan Abdulhamid Han'ın başka bir liderlik sırrıydı.

Meşrutiyet'in ilk Cuma selamlığı sonrasında (31 Temmuz 1908) Ayşe Sultan hatıratında babası ile konuşmasını şöyle nakleder

Meslegin Olsun, Istersen Padisah Ol

II. Abdülhamid Han, aynı zamanda çok iyi bir tüccardı. Babası Maslak köşkünü kendisine verince orayı çiftlik haline getirdi. Aynı yerdeki bir üstübeç ocağını işletti, koyun ve inek yetiştirdi ve aynı zamanda Avrupa'dan muhtelif çiçekler ve gül fidanları getirterek bahçenin bir kısmını çiçek bahçesi haline çevirdi. Para kazanarak zengin olan Abdülhamid han, servetini, saltanatı sırasında din ve devlet hizmetlerinde kullandı.

Tevazu Sahibi Olmak

II. Abdülhamid Han, mütevazi idi. Kendisini başkalarından üstün görmez, kibirlileri de sevmezdi. Zamanın Haremağalarından biri anlatır:

Terbiye

II. Abdülhamid Han, çocukların terbiye ve eğitimi hususunda çok gayret sarfederdi. Çocuklarını okutmak için özel hocalar tutar ve onların eğitiminde titiz davranırdı. Vakit bulduğu zamanlarda haremlerinden ve kızlarından kimi isterse haber gönderip çağırır, onlarla görüşürdü. Gerek hanımlarının, gerekse kızlarının resmi işlere karışmasını asla istemezdi. Sultan Abdulaziz ile Sultan Muradın annelerinin devlet işlerine karışmalarının devlet gibi hanedan için de asla hayırlı neticeler vermediğine inanırdı.

Uyku Öncesi Kitap Okutma Adeti

II.Abdülhamid Han, iyi bir okuyucu idi. İlme aşıktı. Şezadelik yıllarında başlayan kitap okuma sevgisi ömrü boyunca hep devam etti. Çok zengin bir kütüphane yaptırdı. Dünyanın her tarafından getirilen eserlerle donatıldı.

Başarının Temel Sırrı: Cehaletten kurtulup alim olmaktır.

Hassasiyet

II. Abdülhamid Han, memleket meseleleri hakkında çok hassas davranır, önemli bir olay karşısında hangi vakit olursa olsun uyandırılmasını isterdi.

Disiplin

Abdülhamid Han, disiplinli bir sultandı. İşleri zamanında takip etmek en büyük özelliklerinden biriydi. Yapılan müracaatlar intizam içerisinde tetkik edilir ve hiçbir kağıt parçasının kaybolmasına, hiçbir muamelenin kontrolden kaçmasına ve hele işlerin sürüncemede kalmasına müsaade edilmezdi. Başkatibet dairesine girip çıkan işleri bizzat kendisi kontrol ederdi. (21)

Planli, Programli Bir Hayat

Zaman, en büyük sermaye...

II. Abdülhamid Han, mal israfında olduğu gibi zaman israfından da kaçınıyordu. Zamanını çok iyi kullanıyor, her şeyi bir plan ve program dahilinde yapıyordu. Yaptığı ve yapacağı şeyleri bizzatihi not ediyor, yaptıracaklarını da not ettiriyor ve herşeyi bir saate bağlıyordu.

İnsanı rahatsız eden ses gürültüsünden hoşlanmıyordu. İstirahate geçince sarayda bir sükunet başlıyordu.

İş ehline verilmeli.

Cömertlik

Abdülhamid Han, İsraftan hoşlanmazdı. Cömert bir insandı. Ama iktisatlıydı. Cesur, fakat ihtiyatlı idi. İktisatsız cömertliğin ve ihtiyatsız cesaretin seleflerine nelere mal olduğunu biliyordu. (13)

Fakirlere yardım eder, yöneticileri ise hizmet ve başarılarına göre ödüllendirirdi.

Elli Yil Önce

19. asrın son yıllarında huzuruna kabul ettiği bir sefire sorar:

-"Ekselans sizi gözüm ısırıyor! Acaba nereden görmüş olabilirim?.."

-Görmüş olabileceğinizi zannetmiyorum, haşmetmeab; belki yarım asırdan beri memleketinize ayak basmış değilim!..-Demek yarımasır kadar evvel buradaydınız!...-Evet, haşmetmeab; muhterem pederiniz Abdülmecid Han devrinde babam sefarethanenin birinci katibiydi. Bir gün elçilik heyetiyle beraber huzur-i şahaneye kabul edildiğimiz zaman ben de babamın yanındaydım ve 9 yaşlarında bir çocuktum.

Sadelik

Abdülhamid Han'ın göğüsleri geniş, omuzlan kalkık, vücudu ise zinde ve çevikti. Konuşması gayet sakin ve tane taneydi. Asık suratlı değildi. Güler yüzü ve tatlı dili ile insanların gönlünü rahatlıkla alırdı. Kahkaha ile gülmekten hoşlanmazdı. Ve hatta hiç kahkaha ile güldüğü görülmedi. Tabii ve pek vekarlı bir yürüyüşü vardı. Gayet nazik, her halinde bir farklılık vardı. Çok hassastı. Kalp kırmaktan azami derecede sakınırdı. Zekası ve gönül alıcı muamelesi, yabancıların da hürmetini kazanmıştı.

Örnek sahsiyetler

Abdülhamid Efendi, zamanını ibadet, din ve fen ilimlerini öğrenmek, ata binmek, silah kullanmak ve spor yapmakla değerlendiriyordu.

Aynı zamanda çok iyi bir gözlemciydi. Örnek alınacak insanların varlığının çok önemli olduğunu söylüyordu. Önemli şahsiyetlerin hayatlarını, yaşam tarzlarını merak ediyordu. Nerede hata yaptıklarını, nasıl başarılı olduklarını inceliyordu. Dedesini, Babasını, amcasını, ağabeyini de çok iyi takip etti. Bunlar arasında dedesi Sultan Mahmud'u kendine örnek aldı.

Büyük Hedefler Için Büyük Hayaller Gerekli

Abdülhamid Efendi büyük hedefleri için büyük hayaller kuruyordu. Gelecekte Osmanlı devletini tekrar eski ihtişamına kavuşturmayı düşünüyor ve bu alanda kendisini yetiştirmeye çalışıyordu. Zamanın süper güçlerini yakından izliyor, politikalarını, Osmanlı devleti üzerindeki sinsi emellerini ve ülke içindeki uzantıları hakkında bilgiler ediniyordu.

Çevresi hayallerini anlamaktan uzaktı. Küçük düşünenler büyük düşünenleri anlayamadığı gibi yaşça büyükleri ve hatta hocaları dahi kendisini anlamaktan acizlerdi.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

$res[title]
"; } } /* echo "

"; $gun = date('Y-m-d'); echo "

"; $rs = mysql_query("SELECT name,tid,sebil FROM kariyer_term_data WHERE gun='$gun' ORDER BY top DESC "); if(mysql_num_rows($rs)){ $i=1; while($res = mysql_fetch_array($rs)){ //$res[name] = eregi_replace('<','<',$res[name]); if ($res[sebil]=='') $res[sebil] = 'taxonomy/term/'.$res[tid]; echo " $res[name] . "; } }else{ $rs = mysql_query("SELECT tid FROM kariyer_term_data ORDER BY tid DESC"); if(mysql_num_rows($rs)){ $i=1; $gun = date('Y-m-d'); while($res = mysql_fetch_array($rs)){ mysql_query("UPDATE kariyer_term_data SET gun='$gun', tgun=tgun+1 WHERE tid='$res[tid]'"); $i++; if ($i%50==0 && $i>49){ $gun = strtotime($gun); $gun = date('Y-m-d',mktime(0,0,0,date('m',$gun),date('d',$gun)+1,date('Y',$gun))); } } } } echo "

"; mysql_free_result($rs); */ ?>

islamikariyer.com (2006-2008).