Rizik

warning: Creating default object from empty value in /var/www/vhosts/islamikariyer.com/httpdocs/modules/taxonomy/taxonomy.module on line 1364.

ÖHÖ DEDİRTMEDEN VERMİYOR

Vaktiyle saf bir derviş, "Madem Cenab-ı Rabbül Alemin cümle canlının rızkına kefildir, öyle ise ben, şu caminin bir köşeciğinde tüm vaktimi ibadetle geçireceğim. Hiçbir iş yapmayacağım, nasıl olsa rızkım ayağıma gelir" demiş ve kendisine münasip bir köşe bulup, postu sermiş.

Bir gün, iki gün, üç gün... derken, şadırvandaki sudan başka boğazından lokma geçmemiş. Biçarenin midesi sırtına yapışmş, artık ne elinde, ne dizinde ne de dilinde, mecal kalmamış. Bir gün cemaatten hayırsever bir adam, koca bir tepsiyi silme börek doldurup camiye gelmiş.

Kanaat Hangi Tel Dolapta Saklı?

70 bin çeşit ürünle yüz yüze gelen insan, kanaat etmeyi unutuyor. Kredi kartından aldığı cesaretle alabildiklerini poşetlere atıyor, alamadıkları aklında kalıyor. Mutfak doluyor, buzdolabı taşıyor. Eve gelince poşetlerin hiçbirinin içinden “huzur” çıkmıyor.

“Ve bilmezdim annemin yaşantısındaki renkliliğin yalnızca raflarda dizili kavanozların içindeki reçeller olduğunu”

İki rafına reçel kavanozları dizilmiş, ovulmaktan iyice boyası dökülmüş ama eskiyememiş, zarif ve sadık bir “tel dolap” resmi çağıralım hafızamızdan. Üst raflarında kavanoz kavanoz çilek, vişne, portakal, gül, ahududu reçellerini saklayan, kapaklı alt dolabında ev yapımı makarna, çorba, kurutulmuş meyve ve baklagilleri barındıran, çokça boya yemiş, kayın, ceviz ya da krem renkte bir tel dolap…

Ben sonlarına yetiştim tel dolaplı mutfakların. Gerçi o yıllarda tel dolabı hâlâ buzdolabıyla birlikte kullanılıyordu. Belki vefa, belki alışkanlık, belki de reçel kavanozlarının hatırı sayesinde, evlere buzdolabı girdikten sonra bile çok uzun yıllar atılmadı tel dolabı mutfaklardan. Ama yine de seviniyorum, hayatımda olmasa bile hafızamda gerçek bir tel dolabı resmi var diye. Lâkin bizden sonraki neslin tel dolaplı anıları ve hikâyeleri olmayacak. Çok yazık.

Bir pirinc tanesi ve israf!

Ben beş yaşında idim. Babaannem rahmetli,pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi,aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk iste,

'aman babaanne' dedim. 'Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?' Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.

'Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi. 'Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?'

Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

Gökten Para Yağarsa

Bir varmış, bir yokmuş; âhirzaman içinde, modern çağların birinde, para hırsı kalblere hükmediyormuş. "Bu zamanda parasız hiçbir şey olmaz" veya "Mutluluğun sırrı paradadır" gibi sözler herkesin dilindeymiş. Arkadaşlar biraraya geldiklerinde hep paradan konuşurlar ve şöyle derlermiş: "Şu gömleği şu kadar paraya aldım, nasıl güzel mi?" "Gözlüğün ne kadar güzel! Kaça aldın?" "Geçenlerde son model bir araba gördüm. Fiyatını duysan şaşar kalırsın!"

Anne-babalar evde aynı şeyi yaparlar, yatana kadar hep paradan ve parayla alabilecekleri şeylerden konuşurlarmış: "Ah! Şu kadar param olsa o lüks arabayı alırdım; inan başka birşey istemem!" "Hayır, benim o kadar param olsa tek yapacağım şey dün mücevhercide gördüğüm o elmas gerdanlık takımı almak olurdu." Çocuklar bu para sohbetlerini duyar da başka türlü mü konuşurlar! Onlar da "Baba, bana şu kadar para versene. Arkadaşımda gördüğüm bir oyuncaktan almak istiyorum..." derlermiş.

Tüketen Tükenir!

Samed olmayana yakışan, Samed olmadığının bilinciyle davranmaktı. Meselâ, vermek için almaya muhtaç olduğuna, alış-veriş dengesini kurmak, giderini gelirine göre ayarlamaktı. Gider oluyor ama gelir sağlanmıyorsa, veyahut gider hep gelirden fazla oluyorsa, bu işin bir yerde tökezleyeceği muhakkaktı. Samed olan Rabbimizin, Samed olması imkânsız biz kulları için yazdığı bir ‘âdetullah’ vardı: Aldığından fazlasını veren her yapı, on, dokuz, sekiz, yedi.. derken, kendini yer bitirirdi. Tüketen, tükenirdi!

Boş sözlerin karın doyurmaz hale geldiği günlerdi. Boş sözler hiçbir zaman karın doyurmazdı zaten. Ama, peynir gemisini dahi yürütmeyen lâflarla devlet gemisini yürütmeye çalışanların varlığı aşikârdı, ve onlardan sâdır olan boş sözlerle bir dönem için sanal bir doygunluk hissine kapılanlar vardı. Ne ki, olan olmuş, yanlış hesapların muhakkak fıtrattan döndüğüne; zira, Fâtır-ı Hakîm’in koyduğu ‘kanun-u fıtrat’ın önüne geçip âdetullahın akışını değiştirmeye kulların gücünün yetmeyeceğine bir kez daha şahit olunmuştu.

BİR BAŞKA AÇIDAN EKONOMİ(MİZ)

Modern çağın insan zihnine aşıladığı en büyük zehirlerden birisi, hiç kuşkusuz, evreni ve hayatı bölümlere ayırıp onu bütünden koparması. Fizik, kimya, biyoloji gibi bilim dallarının her biri, hakikatın bir ucunu belki barındırıyor. Ama, filin kulağını, kuyruğunu, bacağını vs. tutup da fili onlarla izaha kalkışan körlere benzemekten kurtulamıyorlar.

Böyle Birisinin Duasını Allah Nasıl Kabul Etsin?

Soru: Rızık deyince ne anlaşılır, rızkın kapsamı nedir?Rızık sözlükte; Yiyecek, giyecek ve yararlanılacak her şey, karna girip gıda veren şey, yağmur, bağış, maaş gibi anlamlara gelir. Bazı âlimler rızkı, insan ve diğer canlıların yaşamaları için yiyip içtikleri “besinler” olarak tanımlarken, Eş’arî âlimleri tarifi geniş tutarak, rızık; “Allah Teâlâ’nın bütün canlılara, yiyip içerek gıdalanmaları ve yararlanmaları için lutfettiği şeylerdir.” demişlerdir.

İsraf, Açlık ve Ölüm

İnsanoğlunun 21. asra süratle yaklaştığı şu günlerde, açlık bütün insanlığın endişesi olarak kendisini göstermektedir. İleriye ait bütün düşünceler bu mevzu üzerinde odaklaşmakta ve insanlık aç kalmamak için tabiatla savaş anlayışına hazırlanmaktadır. 20. asırda ekmek ve su kadar zaruri bir unsur olarak karşımıza çıkan petrolün tükenme endişesi, petrol rezervlerinin istikbal için garanti vermemesi, ilim adamlarını atom enerjisinden ve daha sonra da güneş enerjisinden istifade çarelerini araştırmaya sevketti. Süratle gelişen devletler bir taraftan artan nüfus karşısında uzayda iskan yerleri ararken, diğer yandan doğum kontrolüyle nüfus artışına mani olmaya çalışmaktadırlar. Halihazırda gelişmiş devletlerin mühim bir açlık problemi yoktur. Onlar daha lüks ve daha rahat bir hayat zemini hazırlama arzusundadırlar.

Asrı Saadetten Günümüze Piyasa Ahlakı

Ferdi ve sosyal yozlaşmanın toplum hayatının her köşesinde kendini hissettirdiği günümüzde insanlık, Kur’an ve Sünnet’in ekonomik ve sosyal hayata ilişkin prensiplerine ne kadar da muhtaç! Zira İslam, asırlar önce getirmiş olduğu prensiplerle beşere ışık tutmuş, bütün zaman ve mekana muallim "Asr-ı Saadet" toplumunu meydana getirmiştir. Bu uygulamalar, insanlığın yeniden kendisine döneceği günleri beklemektedir.

Halil İbrahim Bereketi

Büyük din ve bilim adamlarından Ulu Arif Çelebi anlatıyor :

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış…. Büyüğü Halil, küçüğü ise İbrahim… Halil, evli çocuklu, İbrahim ise bekarmış… Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin. Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.. Bununla geçinip giderlermiş. Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar. İş kalmış taşımaya. Halil, bir teklif yapmış :

- İbrahim kardeşim ; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.

- Peki abi demiş İbrahim…

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye….

O gidince, düşünmüş İbrahim:

- Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine. Böyle demiş ve, kendi payından bir miktar atmış onunkine. Az sonra Halil çıkagelmiş:

- Haydi İbrahim…! Demiş, önce sen doldur da taşı ambara.

- Peki abi…!

İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola. O gidince, Halil’i düşünür bu defa: Der ki:

TIKANDI BABA

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.

Tıkandı Baba, çay getir!..
Tıkandı Baba, kahve getir!..
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.

Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;

BORÇ ,ÜZÜNTÜ VE KEDERDEN KURTULMAK İÇİN !!!!

İnsanlar hep borç, sıkıntı ve kederlerden şikayet eder , dert yanarlar ve hayatımızda önemli yer tutarlar. Zaten hemen hemen her insanın,her ailenin bunlarla yüzyüze olduklarını söyleyebiliriz.Bilhassa bu son zamanlarda insanoğlunun bitmez tükenmez ihtiyaçlarını karşılamak için,bilinçsiz ve ölçüsüz bir şekilde borç altına girerler. Ayrıca aile sounlarının çoğalmasından doğan, sıkıntı, üzüntülerde başını alıp gidiyor.

30 bin altın

Gencin birisi Kâbe'de hep, "Ey doğrularin yardimcisi olan Allahim, ey haramdan sakinanlarin yardimcisi olan Allahim, sana hamdü sena ederim" diye dua eder.

Rızk Endişesi

Büyük velilerden Şakik Belhi (VIII. yyıl) bir kıtlık senesinde,
herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın
kölesinin şakır şakır oynadığına şahit oldu. Yanına yaklaştı ve
sordu:
 
- Herkes kıtlıkla, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen
neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun?
 
Köle cevap verdi:
 
- Herkesten bana ne? Benim için bir tehlike söz konusu değil. Benim
efendimin 7-8 tane köyü var, her ihtiyacımız o köylerden sağlanıyor.
 

RIZIK GENİŞLİĞİ ve BEREKETİN CELBİ İÇİN ON TAVSİYE

 
1- Namazı tadili erkan ile kılmak. Hadis- Şerifte “Bir adamı namazın ruku ve secdesini hafifletir (tadili erkanı terk eder) görürseniz onun çoluk çocuğuna acıyınız”(Ruhul Beyan) Yani tadili erkanı terk eden maişet darlığına düşer, tadili erkana riayet eden ise maişet genişliğine kavuşur.
 

Aldatmak

Allah ticareti helal kılmış (1) ve Hz.Peygam-ber (s.a.v.), "Rızkın onda dokuzu ticarettedir." (2) ve yine "Bereket ticarettedir." (3) buyurarak, insanları ticarete teşvik etmişlerdir. Ancak bunu yaparken dikkat edilecek hususlar vardır.

Aldatmak; yanıltmak, hile ve oyuna getirmek, kandırmak, iğfal etmek, dolandırmak, sözünde durmamak, beklenmedik bir davranışla yanıltmak, karşısındakinin ilgisizliğinden, bilgisizliğinden, dikkatsizliğinden yararlanarak zarara sokmak, ihanet etmek gibi anlamlara gelir.

(Helal Kazanç Hassasiyeti) Helal Bize Yeter!

İnsanın en başta gelen vazifelerinden biri helal dairede yaşamak, helal kazanmak ve helal yolda harcamaktır. Allah bizi imtihan etmek için bazı şeyleri haram, bazılarını da helal kılmıştır. Fakat helal dairesini o kadar geniş tutmuştur ki, harama girmeye ne ihtiyaç, ne de mecburiyet vardır. Sonra haram daireyi mayınlı bölge gibi tehlikelerle doldurmuş, helal daireyi de meyvelerle dolu güllük gülistanlık bir bahçeye döndürmüştür. Birçok emir ve yasağı da sırf bizim iyiliğimiz, dünya ve ahiret mutluluğumuz için koymuştur.

Gözü Ve Gönlü Tok Olmak-Kanaat

İslamiyet'in, dünya hayatında huzur ve saadeti kazandıran prensiplerinden birisi de kanaattir. Kanaat, yani gözü ve gönlü tokluk, çalışıp çabaladıktan sonra kazanılana şükretmektir. Kanaat mevcutla yetinmek değil, elimizden gelen gayreti gösterdikten sonra ele geçenle yetinmektir. Ama çalışırız da çok kazanırız veya az kazanırız.

Sabah uykusu ve rızık

Sual: (Sabah erken kalkmak, hayra, berekete sebep olur.) (Para kazanmak, malı arttırır. Fakat, rızkı arttırmaz.) deniyor. Bu hususlarda açıklama yapar mısınız?

CEVAP
Erken kalkanın nasibi gür olur derler. Sabit ücretli de, erken kalksa, nasibi gür olur. Ücretin kendisi değil, bereketi artar. Bereket, az bir şeyden çok faydalanmaktır. Az bir yemek, çok kişiye yetmişse, bereketli olmuş demektir. Çok kazandığı halde, maaşını yetiremeyen, bereketsizliği sebebiyle borçlanır. Sabah erken kalkmak, hayra, berekete sebep olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Çok Çalışmak

Sual: Çok kazanmak için çok çalışmak dine aykırı mıdır?

CEVAP
Kendinin ve çoluk çocuğunun nafakasını kazanacak ve borçlarını ödeyecek kadar çalışıp kazanmak farzdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Çalışıp kazanmak farzdır.) [Taberânî]

Çoluk çocuğunun bir yıllık nafakasını toplayacak kadar çalışmak mubahtır. Müslümanlara yardım için, cihad etmek için fazla çalışıp kazanmak müstehaptır, iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(İnsanların en iyisi, insanlara faideli olandır.) [Kudai]

Zekât İçin Çalışanlar

“Onlar zekat için çalışırlar.” (Müminûn Suresi, 23:4)
 
CENNETİN en üst mertebesi olan Firdevs Cennetiyle müjdelenen müminlerin özelliklerinden biri, bu âyette, özel bir vurgu ile anlatılıyor:
 
Zekât vermek, yahut zekât için çalışmak.
 
Bu âyetin, henüz bildiğimiz anlamdaki zekât farz kılınmadan önce, Mekke döneminde inmiş olması da Kur’ân’ın bu konuya verdiği önemi yansıtıyor.
 

Faiz neden haramdir?

Korku ile ümit; hayat ile ölüm, ve açlık ile tokluk ortasında bir yerde bulunan insanoğlu, bunun farkına vardığı oranda mü’mindir. İşte faiz bu farkın farkına varılmasını önlemektedir. Ve galiba haram oluşunun da bir sırrı budur.

Acaba kime gülüyoruz?

MEKKE DÖNEMİ… Bu kelimelerin her insanın hassasiyetine göre ayrı ayrı çağrışımlar yaptığı mâlûm. Ancak “Mekke Dönemi ve Putlar” denince genel bir yansıma görülür. Aptallıkla suçlayan bir ifadeye tebessüm eşlik eder ve alaycı bir bakış yayılır ortalığa… Çoğu zaman kelimelere gerek kalmaz. Her birimiz içimizden “Canım bu kadar da olmaz ki! İnsan tahtadan, taştan, kendi eliyle yaptıklarına nasıl bel bağlar? Nasıl onlardan ister?

Helal rızık aramak

Her canlının rızkını Allahü teâlâ verir. Çocuk, ana karnında çalışmaktan âciz olduğu için, göbeğinden ona rızık gönderir. Çocuk dünyaya gelince, rızık olarak, anasının göğsünden süt gönderir. Bir şey yiyebileceği yaşa gelince de, dişlerini yaratır.


Lütfen ilanlariniz icin ilan ekle formunu kullaniniz!

sitemizdeki yer alan yorum mantigindaki tüm ilanlar yayindan kaldirilmistir. Ilanlarini ilan ekleme forumunu kullanarak ekleyiniz. Sistemdeki mevcut ilan gösterimleri buradaki sayfamizda aktif haldedir. Teknik sorun ve diger sorulariniz icin lütfen bizimle buradan iletisime geciniz


Eklenen Tüm Ilanlar



Bizimle çalışmak isterseniz buraya tıklayınız


data-ad-client="ca-pub-2336117989709366"
data-ad-slot="5297746677"
data-ad-format="auto">

Google
 

Son yorumlar

Anket

$res[title]
"; } } /* echo "

"; $gun = date('Y-m-d'); echo "

"; $rs = mysql_query("SELECT name,tid,sebil FROM kariyer_term_data WHERE gun='$gun' ORDER BY top DESC "); if(mysql_num_rows($rs)){ $i=1; while($res = mysql_fetch_array($rs)){ //$res[name] = eregi_replace('<','<',$res[name]); if ($res[sebil]=='') $res[sebil] = 'taxonomy/term/'.$res[tid]; echo " $res[name] . "; } }else{ $rs = mysql_query("SELECT tid FROM kariyer_term_data ORDER BY tid DESC"); if(mysql_num_rows($rs)){ $i=1; $gun = date('Y-m-d'); while($res = mysql_fetch_array($rs)){ mysql_query("UPDATE kariyer_term_data SET gun='$gun', tgun=tgun+1 WHERE tid='$res[tid]'"); $i++; if ($i%50==0 && $i>49){ $gun = strtotime($gun); $gun = date('Y-m-d',mktime(0,0,0,date('m',$gun),date('d',$gun)+1,date('Y',$gun))); } } } } echo "

"; mysql_free_result($rs); */ ?>

islamikariyer.com (2006-2008).